1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BAŞLAYINCA – ARKASI GELİYOR…
BAŞLAYINCA – ARKASI GELİYOR…

BAŞLAYINCA – ARKASI GELİYOR…

Dışarıya çıkmam gerekmediği günlerde kendimi çok mutlu hissederim… ‘Bobiş’ rahat verdiği sürece de, özleyip de yapamadığım şeyleri yaparak tam bir tatil havası yaşarım; ama, son haftalarda, sıcaklar mı, haberler mi + kişisel takıntılar m

A+A-

 

 

Dışarıya çıkmam gerekmediği günlerde kendimi çok mutlu hissederim… ‘Bobiş’ rahat verdiği sürece de, özleyip de yapamadığım şeyleri yaparak tam bir tatil havası yaşarım; ama, son haftalarda, sıcaklar mı, haberler mi + kişisel takıntılar mı bilmiyorum, nerede olursam olayım ansızın bir tedirginliğe düşüyorum… Özellikle de evde olduğumda!

Eskiden de pek söylemeyi sevmezdim hallerimi / ruhsal sıkıntılarımı ama çok yakınıma dahi açtığımda: “Bekle… Bekleyelim bakalım… bir gün herşey değişecek” deyivermez mi! Ona pek bir şey demem ama… Ondan sonra alıyor beni bir hesaplaşma: “Sahi bizim gibi toplumlarda insanlar hayatlarının yüzde kaçını ‘bekliyerek’ harcıyorlar? Ya Uyuyarak…”

Sahi, beklerken ne yapmak gerekiyor ?

Şarkı mı söylenir, uyunur mu, telefon mu edilir?

Yoksa dişler mi sıkılır… “Sabret Gönül” mü söylenir? Yoksa, “bekleyen derviş mi” anımsanır?

***

Başlayınca arkası geliyor…

Bir düşündüm de neleri neleri bekliyormuşuz…

Çocukken büyümeyi, karne günlerini, tatilleri, diplomayı, bir meslek sahibi olmayı… Büyük aşkımızı, evliliği, bir ev, yer sahibi, bir araba, güzel bir bahçe, mobilyalar… Sonra çocuklar ve daha neler neler… Hafta sonlarını…  Ay başlarını… Piyango çekilişlerini… Sevilmeyi… Ve, daha neleri neleri bekleriz…

Bu kadarcık değil tabii…

Komşumuzun ya bizim başka bir eve çıkmamızı, tuttuğumuz parti ya da futbol takımının kazanmasını, sinema ya da tiyatroda yanımızda oturanların fısır fısır konuşmalarını bitirmelerini… ya da, kalkıp gitmelerini…

Hastalıklarımızın geçmesini, çocukların büyüyüp kendi yüklerini taşımalarını… vb… vb… vb… bekleriz…

Bekler oğlu bekleriz…

***

Ve…

Biz…

Beklemekle meşgulken… Beklemediğimiz bir “tarih / oldu” da bize kavuşacağı günü bekler…

***

Bir başka temel işgücümüz de: “Kazanmak”

“Kazanayım da ne olursa olsun…” Özellikle de para ve mevki kazanmak…

Adını unuttum, bir düşünürün bu konuda şu yaklaşımı var: “Dünyanın en yoksul insanı paradan başka bir şeyi olmayandır…”

O, ne kadar haklı olursa olsun, günümüzde para kutsanıyor..

Zenginlik artık: Meziyet, erdem, topluma – dünyaya hizmet, yaratıcı olma vb. ölçülmüyor. Ve, maalesef, dünyayı yaşanır hale getiren, insanlığa katkıda bulunan, düşünür yazar, bilim insanı, sanatçı, mücit vb. çoğu para yoksulu, maddi yaşamları sıkıntılar içinde geçmiş… ama, dünyanın en varlılklı insanlarıdırlar…

Buluşları, eserleri, düşünceleri ile sonsuza dek, insanlığı, manen besleyecek, insanlığa değer katacak kadar varlıklıdırlar…

***

İnsanlar, kuşkusuz, “insan onuruna” uygun bir şekilde yaşamalıdırlar; Ancak, aşırı para tutkusu ne yazık ki, insanlığı bozuyor, kişileri yozlaştırıyor…

Manevi ve düşünsel açıdan da yoksullaştırıyor…

 


 

KAVGA VE SEVDASIYLA…

Bir Ülkenin Yaşamında Rol Almak…

“Kendimi bildim bileli bir kavga ve sevda adamıyım… Bu kavgada kolay yılmıyorum. İnsanları olduğu gibi, koşulsuz kabul ederim. Bu yüzden de aldatıldığım çok oldu; yine de, bundan pişmanlık duymuyorum. Benim, kavga ve sevda aracım tiyatrodur…” diyordu, bir röportajında Tiyatro Sanatçımız Yaşar Ersoy… Ve, tamamıyla dosdoğru olarak “kendisini” anlatıyordu…

Adanmış bir yaşamdır onunkisi. (Hala da öyle aslında): Toplum ve sanat bağlamında insana / insanına aracısız ulaşmak… Ama o, salt verilen ya da verdiği rolleri başarıyla sergilemekle yetinecek biri değildir: Kendisinin + toplumun yaşadıklarının tarihsel / kültürel tanıklığını yapmak… 30 yıldır L.B.Tiyatrosu ile somutlaşan – bir ekip olarak - arkadaşlarıyla sürdürdükleri mücadele, sadece kültürel… sanatsal değil, sürekli atan bir nabız gibi toplumsallığıyla da hep toplumunu yanında bulmuş… Ayaklarını toprağımıza basarak dünyalı olmaya çalışmış, bunda da büyük bir başarı sağlamış ender ve örnek insanlarımızdan biridir.

UMUT EN SON DAHİ ÖLMEMELİ…

Yaşar Ersoy, 1980’den 2003’e kadar LBT’nun Sanat Yönetmenliğini, ondan  sonra da “Genel Sanat Koordinatörlüğünü” yapmaktadır.

Bunlara ek, Ersoy’un en önemli hizmetlerinden biri de, bu ülkede “Barışın” tam olarak  gerçekleşmesi için “Satirigo Tiyatrosu” ile birlikte ortak etkinlikler yaparak birçok ilke imza atmış… “Kıbrıs Türk Tiyatro Hareketi”, “Umut En Son Ölür”, “100 Yazarın Kaleminden Lefkoşa Belediye Tiyatrosu” ve “Kıbrıs Türk Tiyatro Tarihi”ni içeren 2009 Ajandası” adlı dört kitabı… Toplumsal ve siyasal olaylarla iç içe “Kıbrıs Türk Tiyatro Hareketi”ni konu alan (242) dakikalık belgesel bir filmi + “Barış ve Özgürlük Şiirlerinden oluşan” bir şiir CD ve kaseti üretmiştir.

 

ROL ALMAK…

Son eseri ise, geniş hacimli (700) sayfalık, kendi alanında bir ilk… tuğla gibi bir kitap…

“Sevdası ve Kavgasıyla – Bir ülkenin Yaşamında Rol Almak – yenilmek Ama Teslim Olmamak” adlı kitabı “Khora Yay.” Çıkarmış…

İnsanın, eline aldığında kaldırmakta zorlandığı… Okudukça, onca toplumlsal olay ve belge çokluğu, basının tanıklığını gösteren yazılar karşısında önce bir şaşırıyor… Sonra da beyni aydınlandıkça… Onca emek + toplumsal + sanatsal olgu karşısında mutlu oluyor…

Bu tanıklık müthiş… Bu belge ve olay zenginliği… Toplumsal onca çalkantı, onca ikiyüzlülük + onca dalevera…

Ama, işte, bilinçli biri çıkıyor içimizden ve tüm tanıklığını sunuyor bize…

Düşünüyorum da: Her toplumsal uğraştan, özellikle de ‘bilim ve sanattan’ beklediğimiz, yaşamımızı yüceltmeleri, derinleştirmeleri daha da anlamlı kılmaları değil midir?

***

Son söz olarak:

Değindiğim gibi bu kitap, basit – düz bir anlatım değil…

Belgelerle, tanıklıklarla, bize çok geniş, toplumsal bilgiler sunuyor. Onu okumamız, bilgi dağarcığımızı zenginleştirecektir…

En azından şu soruyu soralım kendimize:

Ülkemizde,onursuzluk, şiddet, sefalet, haksızlık, hırsızlık, cinayet, saygısızlık,yalan, utanç duygusundan yoksunluk vb. artarken…

Biz ne yaptık… Ne yapıyoruz ? diye soralım… Ve, elimizden geleni yapalım…

İşte, Yaşar Ersoy ve onun gibiler bunu yapıyor…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1176 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler