1. YAZARLAR

  2. Mehmet Çağlar

  3. BAŞKALAŞMAK
Mehmet Çağlar

Mehmet Çağlar

Yazarın Tüm Yazıları >

BAŞKALAŞMAK

A+A-

Geçmiş bir materyaldir...
O materyali kullanarak, gelecek yapılandırılır.
Ortaya bir alternatif koyar,
Vaat eder ve yönlendirmeye çabalarsınız...
Zira, insan geleceğe doğru yaşar!
Ve kendini geleceğe uzanma eylemiyle "özne" yapar...
Tarihsellik de bu geleceğe atıfla anlam ve değer kazanır...
Karar ve eylemlerimizin yüzlerce alternatifi olabilir ama;
"Çözümler" yeniyi gerektirir...
 
"Mış" gibi yapmak zordur...
Bugüne kadar KKTC vatandaşlığının bir "biz" duygusunu oluşturamadığı, yurttaşlık bilinci yaratılamadığı çok açıktır...
Lâkin sözde milliyetçiler bu ifadelerle oynamayı, yurttaşlıklar dağıtmayı seviyorlar! 
Sebep?
Sebep, yurttaşlıklar dağıtmak, başkalarının kendi hedeflerini kabul etmesini sağlıyor!
Böylelikle, birilerine tutsak düşmenin mukadder olduğunu kabul ettiriyorlar bizlere... 
Bu "değişim” için oy veren, o düşüncelerin içinde beslenip büyüyen, demokrasiye inanan insanların hakkını yeme uğruna bile olsa!
 
Kısacası, başka bir kültürün zihinsel temellerini ödünç alarak,
Ve önüne geleni tüketerek varlığını sürdüren bir düzendir bu: "Statüko"!
Seçimler bile netice alma çabalarını bir adım öteye götüremiyor!
Sadece bir kesimin düşünceleriyle düzenini sınırlayan bir devlet olmak ne kadar doğrudur?
Diğer gruplara kendini kapatmak,
Hatta düşünceyi benzetmek,
İçine çekmek...
Başkalarının da sizin düşündüğünüzü hissetmesini, düşündüğünüzü düşünmesini sağlamaya çabalamak...
Sürekli olarak başkalarının takdirini toplamak için çabalamak !
Yalana başvurmak...
Evrensel bir ortamdan uzaklaşıp, yalnızlaşmak...
Başka insanların beğenileri doğrultusundaki yaklaşımlarla (din, cami, eğitim vs.) kendinden de başkalaşmak...
Yani "toplumsalı" tüketen, toplum kolektivistini tahribata uğratan ahlaki inkârın kaynağı budur!
Siyasette neyin siyasi neyin gayrı-ı siyasi olduğunu tayin eden iktidar ilişkileridir...
Sorun: Baş tacı oluruz diye baş tacı edenlerdir...
 
Peki bu seçimlerle değişir mi?
Bence buradaki en önemli sorun: "Soruna yaklaşım" meselesidir.
Bir paradigma sorunudur...
Evrensel ölçeklerde pek de geçerliliği olmayan birçok "sahte" ölçütlerle ölçülen her şey çöker...
Öyle anlaşılıyor ki;
Siyaset de çöker!
 
Siyaset çökerse ne olur?
Kendi düzenini kurmak isteyen düzenin dışına çıkar ve düzen kurmaya çalışır...
Nasıl mı?
Tek bir hücre beyin olmayı nasıl öğrenmişse öyle !
 

 

Bu yazı toplam 1690 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar