1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Başka ne seçenek var ki?
Başka ne seçenek var ki?

Başka ne seçenek var ki?

Sokaktaki “umutsuzluk” ve “siyasi güvensizlik” nasıl aşılabilir, buna kafa yormalıyız... Doğrusu, yalnızca Kıbrıs’ın kuzeyindeki seçilmişlere ya da yurttaşlara görev düşmüyor... Türkiye Cumhuriyeti makamları da “huy&#

A+A-

 

 

Sokaktaki “umutsuzluk” ve “siyasi güvensizlik” nasıl aşılabilir, buna kafa yormalıyız...

Doğrusu, yalnızca Kıbrıs’ın kuzeyindeki seçilmişlere ya da yurttaşlara görev düşmüyor...

Türkiye Cumhuriyeti makamları da “huy” değiştirmeli...

Ve halkı ikna etmeli ki, “Bu ülkeyi biz değil, sizin seçtiğiniz insanlar yönetiyor....”

Sözleriyle değil, eylemleriyle !

 

***

 

Geçenlerde sosyal medyada yazmıştım...

“İnsanlar sokakta Alpay Durduran ağzı ile konuşuyor ama Eroğlu-Küçük’ün peşinde koşuyor. Bu bir çelişkidir...”

Yani bir yandan “Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz, kim gelse fark etmez, hükümetin iradesi yok, herkes Türkiye’nin ağzına bakıyor” gibi laflar etmek...

Ama öte yanda, “bir arsa da bizim oğlana, bir iş de bizim kıza, şu kredi işini de bağlasak” diyerek yaşamak...

İlkeli olmak, dik durmak gibi kavramları da sadece “lafazanlıkta” kullanmakla bir yere varamayız...

 

***

 

Peki siyaset kurumu ne yapacak?

Toplumun önüne projeye koyacak...

Öyle “imaj” için değil...

Ya da “haber olsun” diye...

Popülizmden uzak, samimi, içten, gerçekçi projeler.

Yani “gülücük” de dağıtmayacak, “mavi boncuk” da...

İkna edecek...

Güven verecek...

Kadrosuyla, yol haritasıyla, samimiyetiyle, bilgisiyle...

 

***

 

Elbette ki seçmen, böylesi projeleri uygulayacak örgütlü ve bilge kadrolar istiyor...

Ama en fazla da “güvenmek” istiyor...

Canı acısa da güvenmek...

Başka ne seçenek var ki!?

Ya da “böyle gelmiş, böyle gidecek...”

 


 

Vehamet !..

 

Maliye Bakanı Tatar, “ekonomiyi” değerlendirdiği açıklamasına şu cümleyle başladı dün:

<<... 20 Temmuz Barış Harekatı, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı,

8 Ağustos Şanlı Erenköy Direnişinin yıldönümü ve 10 gün sonra anacağımız Atlılar,  Muratağa ve Sandallar 1974 şehitlerimiz Kıbrıs Türk halkının son 50 yılda yaşadıkları bu tarihi günlerde anılmaktadır...>>

Anlayınız durum ne kadar vahim!..

 


 

Gönyeli’ye imrenmek

 

Gönyeli’de artık çeşmelerden “içilebilecek” kalitede SU akıyormuş.

Öykündüm, imrendim doğrusu.

Hele de duyurularına bayıldım, “Gönyeli’nin tüm su altyapısı yenilendi, bu proje Gönyeli halkının vergileri ile tamamlandı. Gönyeli insanı ayrıcalıklı bir kentte yaşamayı hak ediyor...”

Lefkoşa’da, Hamitköy’de, artık yüzümüzü dahi “şişe suyu” ile yıkarken biz...

Şanslıymışlar gerçekten de...

 


 

‘Ekonomik kriz’ siyaset bağlantısı

 

Niyazi Kızılyürek, güneyle de bağlayarak, çok güzel bir saptama yaptı, “ekonomik kriz ve siyaset” üzerine...

Özellikle köşeme de almak istedim...

<<... 1974 felaketinden sonra bütün siyasi partiler koorperatist düzeni sürdürdüler ve patronaj sistemine yöneldiler. “Müşteri” konumuna indirgenen yurttaşlar siyasi partilerin rüşvet dağıtır gibi mevkii dağıtmalarını bekliyor. Partiler de zaten bu tür işlerle uğraşırlar. Yurttaşlar İş Bulma Dairesi yerine partileri ziyaret ediyorlar. Sonuç olarak ortaya borç yükü ağır bir devlet çıkıyor. Tam da bu yüzden yaşanan ekonomik kriz aynı zamanda ‘siyasi krize’ işaret ediyor...>>

 

Eğer yeni dönem ve “değişim” diyorsak, siyasetten beklentim şudur...

“Eğer bizden ayrıcalık, iş, kredi, arsa, yurttaşlık, özetle partizanlık istiyorsanız, oy vermeyiniz, çünkü yapmayacağız” demeleri...

Duyuyorum, “daha çok beklersin” deyişlerinizi...

Olsun!.

Umudumu kaybetmiyorum yine de...

 


 

Manzara

 

TÜRKİYE’de asgari ücret biraz daha artsa...

Bir de “askerlik” işi “mecburi” olmaktan çıksa..

Kıbrıs’ta ne öğrenci kalacak galiba... Ne de işçi!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1003 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler