1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Basın Özgürlüğü Endeksi ve Kuzey Kıbrıs’ın durumu
Basın Özgürlüğü Endeksi ve Kuzey Kıbrıs’ın durumu

Basın Özgürlüğü Endeksi ve Kuzey Kıbrıs’ın durumu

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından açıklanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Kuzey Kıbrıs’ın 102. sırada olması bazı eleştirilere yol açmıştı. Ben de bunun üzerine, örgütün temel aldığı anketi Türkçeleştirip sayfamda yayımlamıştım

A+A-

 

 

 

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından açıklanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Kuzey Kıbrıs’ın 102. sırada olması bazı eleştirilere yol açmıştı. Ben de bunun üzerine, örgütün temel aldığı anketi Türkçeleştirip sayfamda yayımlamıştım. Gerçek durumun ne olduğunu, sıkıntıların hangi noktalarda yoğunlaştığını görmek amacıyla 20 kadar gazeteciye ve uzmana bu anketi gönderip cevaplamalarını istedim. Maalesef sadece 4 kişi cevap verdi: Bekir Azgın, Cenk Mutluyakalı, Mustafa Kortun ve Yrd.Doç.Dr. Metin Ersoy. Bekir Azgın ve Metin Ersoy’un yaptıkları değerlendirmeler birbirine çok yakın. Puanlama sonucunda Bekir Azgın 24, Metin Ersoy da 25 puana ulaşıyor. Buna göre, Kuzey Kıbrıs’ın sıralamadaki yeri 70-73 arası olmalı. Mustafa Kortun, basın özgürlüğü konusunda Kuzey Kıbrıs’ın oldukça iyi durumda olduğunu düşünüyor olmalı. Verdiği cevapları topladığımda 6 puana ulaştım. Bu değerlendirmeye göre, Kuzey Kıbrıs 34. sıraya çıkıyor. Cenk Mutluyakalı ise 41 puana ulaşmış. Cenk Mutluyakalı, mevcut durumun, raporda ilan edilenden daha kötü durumda olduğunu ifade ediyor. 41 puan, Kuzey Kıbrıs’ı 111. sıraya düşürüyor.

Elbette bu değerlendirmeler, öznel algılamalarla ve birebir yaşanan sıkıntılarla doğrudan ilintili. Puanları bir yana bırakıp, sıkıntılı görünen alanların altını çizmek istiyorum.

→Ülkede oldukça ileri düzeyde sayılabilecek bir Basın-İş Yasası olmasına karşın, “haksız biçimde işten atılan” gazeteciler var.

→ Cinsiyeti, etnik kökeni, cinsel yönelimi ya da dini nedeniyle çalışması engellenen gazeteciler olduğu da ifade ediliyor.

→ Gazeteciler, resmi bilgilere ulaşmakta ciddi zorluklar yaşıyorlar.

→ Gazeteciler bazı olayları haber yaparken devlete bağlı birimler veya devlet-dışı birimler tarafından şiddete maruz kalabiliyorlar.

→ Sansür yok ama oto-sansür yaygın.

→ Araştırmacı gazetecilik önünde engeller var.

→ Basın özgürlüğünü güvence altına alan bir basın yasası yok.

→ Hükümet, devlet medyasının editöryal politikalarını kontrol ediyor. 

→ Muhalefetin devlet medyasına (BRT) erişiminde sorunlar yaşanıyor.

→ Yayın frekanslarının dağıtımında nesnel ölçütler uygulanmıyor.

→ Medya, reklam vermeme tehdidi altında çalışıyor. Özellikle devlet reklamlarının dağıtımında uygulanacak nesnel ölçütler yok.

→ Medyadaki çoğulcu yapı tehdit altında. Özel radyo ve televizyonlar ile gazeteler sürdürülebilir bir ekonomik güce sahip değiller.

 


 

Okur Temsilciliği’ni yürütmenin zorluğu

Okur Temsilcisi olarak ilk değerlendirmemi 19 Mart 2012 tarihinde yapmıştım. O günden bu güne, geçen hafta hariç, toplamda 9 hafta değerlendirme yapmış oldum. Bu süre zarfında okurlardan gelen eleştirilerde artış olacağını bekliyordum doğrusu. Ama yanıldım. Ya okur gazetesinden çok memnun ya da okur temsilcisine eleştiri göndererek bir şeyin düzelebileceğine inanmıyor.  Öte yandan, doğrudan okur temsilcisine yönelik eleştirilerde bir artış olduğunu belirtmeliyim. Nitekim, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün basın özgürlüğü endeksini oluştururken temel aldığı anketi Türkçe’ye çevirerek tam metni yayımlamıştım. Gazetenin web sayfasında, anketin altında yer alan iki okur yorumu, durumumu yeniden gözden geçirmemi gerekli kılıyor. Mustafa Eş isimli (ya da rumuzlu) okur, “Sayın okur temsilcisi bey, yani bizi temsil ederken marifet çok uzun yazılar mı yazmaktır. Bence yazılarınızın girişinde 4-5 satırlık bir genel bilgilendirme ve özet yapın. Financial Times’ın okur temsilcisi bile bu kadar uzun yazılar yazmaz” diyerek eleştiriyordu yaptığım değerlendirmeleri. Bildiğim kadarıyla Financial Times gazetesinin okur temsilcisi yok. İngiltere’de, Guardian ile Observer gazetelerinin okur temsilcileri var. Guardian okur temsilcisi en son yazısısında (20 Mayıs 2012) “kamu yararının nasıl tanımlanacağı” konusuna değiniyordu. Soruyu gazetecilere ve okurlara sormuş, 16 gazeteci ile 150 okurdan yanıt gelmiş. Belki okuru sürece dahil etmek için ben de bu tür sorular sormalıyım. Diğer okur yorumu ise, artık zorlamanın bir alemi yok diyen bir yorum. Mustafa Aknar isimli okur, “Belli ki bu Ombudsman işi tutmadı. Sayın hocam kendisine ayrılan yeri makale yazarak doldurmaya çalışıyor. Okuyucu bu projeyi anlamadı. Zorlamayın artık” diye bir not düştü. Henüz o kanaate ulaşmadım doğrusu.   


Yine intihar haberi, yine eleştiri

Geçen hafta ülkede iki intihar vakası basına yansıdı. 24 Mayıs tarihinde bazı gazetelere yansıyan ilk intihar girişiminde eski Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) çalışanı Ali Aydın isimli yurttaşın intihar girişiminde bulunduğu belirtiliyordu. Bir gün sonra ise (25 Mayıs 2012), Bayram Tırmık isimli yurttaşın intihar ederek öldüğü haberi (Yenidüzen dahil) birçok gazetede yer aldı. Yenidüzen, ilk intihar vakasına yer vermemiş, ancak, ikinci vakaya ilişkin BYA mahreçli haberi  11. sayfada yayımlamıştı. Yenidüzen okuru Dilek Kodan,  “Ülke intiharlarla sallanıyor, başlıklı habere dikkatinizi çekmek istiyorum” diye başladığı eleştirisinde, haberde intiharın nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntılar olduğunu, ilaç ismi verildiğini belirtiyordu. “Uzmanların belirttiğine göre, yönteme dikkat çekmek, ayrıntı vermek intihar etmeyi düşünenlere örnek teşkil eder” diyen Kodan, editörlerin, farklı ajanslardan gelen haberleri daha dikkatli bir şekilde süzgeçten geçirmeleri gerektiğini ifade ediyordu.

İntihar vakalarının nasıl haber yapılması gerektiği konusunda daha önce bir değerlendirme yapmış ve bu tür haberlerin birinci sayfada verilmemesi, verildiğinde de ayrıntı kullanılmaması gerektiğini belirtmiştim. Bazı gazetelerin bu tür haberleri tiraj kaygısıyla büyüttüğünü üzülerek gözlemekteyim. Bir faydası olmayacak biliyorum ama daha önce yazdıklarımı yinelemekten kaçınmayacağım:  Yapılan araştırmalar, intihar haberleri büyütüldüğünde veya intihar yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi verildiğinde benzer intihar vakalarında artış olduğunu gösteriyor. Bilimsel bulgular bu yöndeyken, medyadaki haberlerle intiharlar arasında bir ilişki yoktur denemez. İntihar haberleri verilirken, sorumlu biçimde hareket edilmeli, bu haberler kesinlikle birinci sayfalara taşınmamalıdır. İç sayfalardan verilecek haberlerde ise intihar yöntemi ve kullanılan araçlar hakkında bilgi verilmemeli, intihar görüntüleri yayımlanmamalı ve abartılı, duygusal ya da öyküleştirilmiş bir dil kullanılmamalıdır. Haberlerin yalın bir dille verilmesi, en doğru yaklaşım olacaktır. Gazeteler, ülkede kopya intiharların artmasına yol açacak şekilde haber yapmaktan vazgeçmelidirler.

 

 

 

 

 

 

     

 

Bu haber toplam 776 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler