1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BAŞEL'DEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA
BAŞELDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA

BAŞEL'DEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü'ne bağlı Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan iki kız çocuğunun yaşadığı trajik ve korkunç olay sonrası yapılan suçlamalara ilişkin açıklama yaptı.

A+A-

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü'ne bağlı Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan iki kız çocuğunun yaşadığı trajik ve korkunç olay sonrası yapılan suçlamalara ilişkin açıklama yaptı.

Başel’in konu ile ilgili açıklamasının tam metni şöyle;

 

Çocuk dostu Kıbrıs Türk Toplumu’na

K.K.T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü’ne bağlı Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan iki kız çocuğunun yaşadığı korkunç trajediyi ve bu konuda yetkililere bağlı ihmal ile kurumdaki eksiklikleri dile getirmemden dolayı, gündemi değiştirmek amacı ile asılsız suçlamalarla olayın “günah keçisi” gibi lanse edilmekteyim. Beni en çok üzen, aynı alandan eğitim aldığımız meslektaşlarımla beraber daire bünyesinde çalışan; ki bunlar arasında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nin Sosyal Hizmetler mesleği ile ilgisiz bölümlerinden ite kaka 6-7 yılda mezun olmuş veya yüksek öğrenim görmemiş olmayan mesai arkadaşlarımın Sosyal Hizmet Mesleği’ni, meslek etiğini hiçe sayarak icra etmeleri, Çocuk Haklarını korumak ve konunun takipçisi olmak yerine ihlal etmeleridir. Sosyal hizmet mesleğinin hiçbir yönteminin eğitimini almamış kişilerin mesleğimin etik değerlerine sahip olmasını beklemenin yanlış olduğunu bir kez daha yaşayarak öğrenmekteyim. Ne acıdır ki meslek grubu olarak ülkede çok az sayıda bulunan Sosyal Hizmet Uzmanlarının görevini icra eden bu kişilerin bir kısmı halen sosyal hizmet memuru olarak çalışmakta ve üst düzey yöneticilerin “çantacılığını” yapmaya devam etmektedirler.

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü’ne ve bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Şerife Ünverdi’ye şu hususları bir kez daha hatırlatmalı ve dikkatlerini çekmeliyim ki;

1.    En başta, vasisi olduğu ve Lefkoşa Çocuk Yuvası’nda himaye altına alınarak barındırılan çocuklar olmak üzere, tüm çocuk hakları ihlallerini önlemek, 1996 yılında K.K.T.C. Cumhuriyet Meclisi tarafından kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tüm maddelerini uygulamak, vatandaş olmayan göçmen çocuklara sahip çıkmak, çocukların sokağa, suça itilmelerini önlemek ve fuhuşa yönelmelerine engel olmak, onları korumak, sağlık ve eğitim hizmetlerine tam olarak ulaşabilmelerini sağlamak ve takipçisi olmak,

2.    Kadın hakları savunuculuğu yapmak, başta şiddet olmak üzere kadınların mağduriyetlerini gidermek, ülkemizdeki mevcut düzenlemeler içerisinde adı bile geçmeyen göçmen kadınlara sahip çıkmak ve değişik sorunlardan etkilenen kadınların “tam iyilik” halini sağlamak, kadın sığınma evleri açarak zor durumdaki kadınları korumak,

3.    Engelli vatandaşların ve en başta farklı gelişim süreci yaşayan çocukların rehabilitasyonu, toplumsal ve üretken yaşama eksiksiz katılımlarını sağlamak, ailelerini desteklemek,

4.    Sosyal Hizmetler Dairesi olarak insan haklarına eşit mesafede durulması gerekirken görevli memurların bir kısmının LGBT bireylere “homofobik” yaklaşımlarını iyileştirmek ve LGBT bireylerin sosyal yaşam içerisinde saygın bir birey olarak yer almasını desteklemek,

5.    Yoksul bireylerin asgari yaşam standartlarını korumak, ahbap-çavuş ilişkisi çerçevesinde sosyal yardım maaşı bağlamak yerine “hak” temelli yasal düzenlemelere göre hareket etmek, sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşabilmelerinin takipçisi ve savunucusu olmak,

6.    Hangi ilişkilere dayanarak kiralandığı bilinmeyen Lapta Huzurevi’nin .............. STG tutarında aylık kira bedeli ile kiralanması ve ülke kaynaklarını savurganca kullanılması yerine en kısa sürede yaşlılarımızın haklarını korumaya ve onların huzur içinde yaşamlarının son everelerini tamamlamasına hizmet edecek bir projeyi acilen hayata geçirmek, kısıtlı imkanlarla harikalar yaratan huzurevi personelinin Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Hemşire, Hizmetli  gibi meslek elemanları ile desteklemek,

7.    Gece klüplerinde çalışan kadınlar ve kayıt dışı çalışan seks işçilerinin haklarının ihlal edilmesini önlemek,

8.    18 Yaş Üzeri Rehabilitasyon Merkezleri aracılığı ile verilen hizmetleri profesyonel hale getirmek üzere Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen istihdam etmek,

Sosyal Hizmetler Dairesi’nin ve ilgili bakanlığın yükümlülükleridir. Yukarıda yer alan konuları defalarca bu erki elinde bulunduranlara ifade ettim. Bir Sosyal Hizmet Uzmanı olarak, bunu bir kez daha hatırlatmayı ve savunmayı bir görev olarak algılamaktayım.

Ayrıca, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü’nün bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Şerife Ünverdi, koltuk kaygısı nedeni ile olsa gerek, danışmanları aracılığı ile gazeteleri arayarak bazı köklü ve çocuk yuvasına duyarlı ailelere saldırmakta, gündemi değiştirmek üzere yine danışmanlarını kullanarak birtakım basın yayın kuruluşlarına sansür uygulamaya, gündemi saptırmaya çalışmaktadır.

Başta basın-yayın organları ve ilgili sivil toplum örgütleri ile geçmişte Çocuk Hakları Platformu içerisinde yer alarak ilgili bakanlığın korunmaya muhtaç çocuklar ile ilgili hizmet satın aldığı sivil toplum kuruluşlarını, ihlal edilen çocuk hakları ile ilgili değerlendirme yaparak bir açıklama yapmaya davet eder, iş yerimde ve mesleki çalışmalarım yönünde tarafıma uygulanan “işimden atılmaya” ilişkin baskı, tehdit (mobbing) ve karalama çabaları hakkında kişisel haklarımı hukuki yollarla arayacağımı bir Sosyal Hizmet Uzmanı olarak ifade eder, takdiri en başta hukuk devleti olduğuna inanmak istediğim ülkeme, önümüzdeki ilk mesai saati içerisinde hakkında şikayette bulunacağım ve hukuki haklarımı arayacağım K.K.T.C. Mahkemelerine bırakırım.

Şikayetime ilişkin, hukuki temsilcilerim tarafından değerlendirilen hukuki dayanaklar ve değerlendirmeler aşağıda yer almaktadır:

 

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü’nün Cezai Sorumluluğu

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü’nün, kontrol ve himayesi altında bulunan kız çocukları ile ilgili aşağıda izah edildiği şekilde “cezai” olarak sorumluluğu olup, bu suçlardan hakkında tahkikat yapılıp yargılandıktan sonra mahkum olması halinde 2 yıla kadar hapisliği öngörülmektedir.

 

FASIL 352, “ÇOCUKLAR YASASI”  MADDE 55  

55. (1) On altı yaşından küçük bir kızı  muhafaza, kontrol veya himayesinde bulunduran herhangi bir  kişi,  o  kızın  iğfal  edilmesine,  yasa dışı olarak  o  kızla  cinsel ilişkide bulunulmasına  veya  zorla  ırzına geçilmesine  veya  fahişelik yapmasına sebep olur veya bunların herhangi birinin yapılmasını teşvik ederse, iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

      (2)  Bir kişi, bir kızın herhangi bir fahişe veya ahlakı bozuk olduğu bilinen bir kişi ile arkadaşlık etmesine veya onun işine girmesine veya işinde kalmaya  devam  etmesine  bilerek  izin verirse  ve  o  kız  iğfal  edilir, yasa dışı olarak kendisi  ile  cinsel ilişkide bulunulur  veya  zorla  ırzına  geçilirse  veya  fahişe olursa,  o  kızın iğfal  edilmesine,  kız ile yasa  dışı  cinsel ilişkide  bulunulmasına     veya zorla ırzına geçilmesine veya fahişelik yapmasına,   bu  madde  amaçları  bakımından  sebep olmuş veya bunları teşvik etmiş sayılır.

 

Burada mahkeme tarafından bu madde uyarınca suçlu bulunup mahkum olmak için şu 4 şartın (suç unsurlarının)  gerçekleşmesi gerekli ve yeterlidir.

1.       Kız 16 yaşından küçük olmalıdır.

2.       Kız

a.        “iğfal edilmeli”   VEYA

b.        “gayrıyasal cinsel ilişkide bulunulmalı”  VEYA

c.         “zorla ırzına geçilmeli”  VEYA

d.       “fahişelik yapmalıdır”

(bunların ilk üçü hemen hemen aynı şeydir)

3.       Kızı “muhafaza, kontrol, veya himayesinde” bulunduran bir kişi olmak gerekir.

4.       Bu kişinin yukarıdaki 2-a, 2-b, 2-c veya 2-d’de belirtilen durumlardan herhangi birisine SEBEP OLMASI  veya  bunları TEŞVİK ETMESİ gerekir.

 

Şimdi, yaşanan olaya dönecek olursak;  Kızların 16 yaşından küçük olduğu ve onların “muhafaza, kontrol ve himayesi”nin Daire Müdürü’nde olduğu açıktır. Kızlarla, rızalarıyla veya rızaları hilafında cinsel ilişkiye girilmiş olduğu da görülmektedir. O halde geriye, bu duruma Daire Müdürünün sebep olup olmadığı tartışması kalmaktadır. Anlaşıldığı kadarı ile, kızların himaye altında bulunduruldukları yerden daha önceleri de defalarca kaçma girişiminde bulundukları veya kaçtıkları; bu hususların tümünün Daire Müdürünün bilgisinde olduğu kendisine iletilen raporlar ve şikayetler ile sabit olmasına rağmen, Müdürün herhangi bir önlem alma girişiminde bulunmamış olması; son olayda kaçan kızların kaçtıkları aynı gün polise bildirilmemiş olması; Daire Müdürünün kızların neden sürekli mezkur yerden kaçma eğiliminde olduklarının araştırılıp çözüm yollarının bulunması için herhangi bir resmi girişimde veya talimatta bulunmamış olması; Daire Müdürünün bu konuda ihmalinin olduğunu, böylee bu olayların yaşanmasına yasadaki tabiri ile “sebep” olduğunu göstermektedir. Nitekim ihmal edilen tüm bu görevler aslında hem Fasıl 352 Çocuklar Yasası uyarınca, hem de 9-1996 sayılı onay yasası ile onaylanıp ülkemiz mevzuatının bir parçası haline gelen Birleşmiş Milletler “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”nin ilgili hükümlerince Devlete ve bu olayda Daire Müdürüne açıkça yüklenmiş olan ve ihmali halinde hukuki ve cezai sorumluluk doğuracak olan görevlerdir. Bunu ortaya koyacak bir örnek vermek gerekirse, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin üçüncü  maddesinin ikinci fıkrasına bakılabilir:

“Madde 3.2. Taraf Devletler, çocuğun ana babasının, yasal vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişileri hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenir ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.

 

Görüldüğü üzere, Devlet çocuğun korunması için yasal ve idari önlemleri almakla yükümlüdür. Burada “yasal önlemler”den kasıt Meclis tarafından gerekli kanunların çıkarılması iken; “idari önlemler”den kasıt da Bakan ve Daire Müdürü tarafından gerekli koruyucu-önleyici talimatların verilmesidir.

Daire Müdürünün Fasıl 352 Çocuklar Yasası uyarınca taşıdığı cezai sorumluluk dışında, ayrıca Fasıl 154 Ceza Yasası’nın “Resmi Görevde İhmal” başlığını taşıyan 134. maddesi uyarınca da cezai sorumluluk taşıyabileceği görülmektedir. Bu madde uyarınca verilebilecek ceza da yine 2 yıla kadar hapisliktir.

Netice itibariyle, yaşanan olayda ilk bakışta Daire Müdürünün cezai sorumluluğunun olduğu görülmektedir. Konunun ciddiyeti de dikkate alındığında, Daire Müdürü hakkında polis tarafından gecikmeksizin bir tahkikat başlatılıp suç unsurlarının tespiti halinde gerekli yargısal işlemlerin başlatılması gerekmektedir.

Not:  Yukarıdaki tüm açıklamalara rağmen, ilgili kişi hakkında bir polis tahkikatı akabinde açılacak ceza davasıda mahkum edilmedikçe herkesin masum olduğu, masumiyet karinesi gereği unutulmamalıdır.

 

 

Bu haber toplam 1455 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler