1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BAŞBAKAN MÜŞAVİR, CUMHURBAŞKANI DA
BAŞBAKAN MÜŞAVİR, CUMHURBAŞKANI DA

BAŞBAKAN MÜŞAVİR, CUMHURBAŞKANI DA

Kuzey Kıbrıs’ta müşavirlik kamu maliyesinde önemli bir yük. Sadece kamu maliyesindeki rakamsal yüküyle değil, genel siyaset işleyişimizle ilgili de kesinlikle temizlememiz gereken bir ayıbımız. Yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz. Bir siyasi parti

A+A-

 

Kuzey Kıbrıs’ta müşavirlik kamu maliyesinde önemli bir yük.

Sadece kamu maliyesindeki rakamsal yüküyle değil, genel siyaset işleyişimizle ilgili de kesinlikle temizlememiz gereken bir ayıbımız.

Yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz.

Bir siyasi parti hükümete geliyor ve kendi kadrosunu oluşturuyor. Bir başka hükümet döneminde ise bu kadro baştan aşağı değiştirilerek, bu kez o partinin kadrosu yerleştiriliyor sisteme.

Ama bir öncekiler tuttuğu pozisyondan ayrılırken, maaşını almaya devam ediyor.

Üstelik sadece bir başka partinin yeni hükümeti değil, aynı partinin devam eden hükümet döneminde de katlanmaya devam ediyor, müşavirlikler.

Bugüne kadar müşavirlerden yararlanılması adına türlü hedefler konulsa da nerdeyse hiçbir parti önceki dönem müşvarilerini geri çağırmayı tercih etmiyor.

Malum her parti, kamuda iş verebilme, pozisyon yaratabilme kapasitesiyle oy topluyor.

Beklenen işi, beklenen pozisyonu alamayan partili bunun hesabını bir şekilde soruyor, çünkü.

Ama sistem genç yaşlarda birçoğu oldukça değerli birikimleriyle “atıl” durumda kalan, yetenek ve deneyimleri kullanılamayan kişiler yaratıyor.

Müşavirlik sorunu çözülür mü ya da artık sistem rezillik boyutunu da aşmış başka başka uygulamaları bünyesinde taşırken, acil bir konu mudur, tartışılabilir.

Ama Kuzey Kıbrıs’ın parti kadrolarının yarattığı müşaviler dışında artık sistemin kendisi bir müşavir konumunda.

Bir zaman birileri bu makamları atamış.

Birileri seçim yapıp, hükümeti belirlemiş.

Hükümeti oluşturan kabine kendi kadrolarını seçmiş.

Onlarca müsteşar, daire müdürü ve daha birçok yetkili böylece sistem içinde yerini almış.

Gelen giden partiler isimlerini değiştirse de makamlar genellikle yerinde durmuş.

Ama artık Kuzey Kıbrıs’ın kurduğu bu sistemin kendisi müşavir tayin edilme arifesinde.

Bugün yetkili konumunda oturan onlarca müsteşar ve daire müdürünün işini aslında çok daha dar kadrolarla başkaları yapıyor.

Mevcut kadroyu beğenmeyen ya da mevcut kadroya güvenmeyen “yeni iktidarın” atadığı başka kadrolar çalışıyor.

Artık Başbakan bir müşavir... KKTC Başbakanlığı oturduğu yerden maaş alan bir makamı temsil ediyor.

Artık Cumhurbaşkanı bir müşavir... KKTC Cumhurbaşkanlığı Başbakanlık makamından farklı değil.

Diğer Bakanlar, Müsteşarlar ve Daire Müdürleri aslında çoktan müşavirliklerini almışlar. Maaşlarını almaya devam ediyorlar, istiyorlarsa koltuklarında da oturuyorlar ama “yetkililer” bu kadroyla çalışmayı tercih etmiyor.

Bu kadrolara güvenmiyor ve ancak kendi kadrosuyla çalışabileceğini düşünüyor.

O yüzden mesela Maliye Bakanlığı bünyesindeki birçok işi TC Yardım Heyeti yürütüyor.

Başbakan’ın yönetmesi gereken birçok işi, TC Büyükelçisi ve Kıbrıs Bakanı oldukça ustalıklı şekilde hallediyor.

Hatta belediyelerin bünyesindeki çalışmaları yapan başka kadrolar var.

Daha hızlı, daha çalışkan.

Daha da önemlisi daha iş bitirici.

Şimdilerde kimsecikler Başbakan’ın dediklerine inanmazken mesela, Büyükelçi ya da Kıbrıs Bakanı’nın açıklamalarına kilitlenmiş durumda.

Haber bizim meclisten değil de Türkiye meclisinden gelmişse bir şekilde gerçek oluyor, çünkü.

Daha da ilginç tarafı, bizim müşavir kadrosu durumu çoktan kabullenmiş görünüyor. Bakanlar bazen sivil toplum örgütleriyle görüşüyor, bazen kalabalık bir heyetle sadece belediye başkanıyla.

Bugün Cumhurbaşkanı dahil kabinenin tamamı oldukça sık Türkiye ziyaretleri yapıyor.

Bunların son derece dikkat çekici bir bölümünde hiçbirinin muadiliyle bir görüşme yapmadığı dikkat çekiyor.

Başbakan Mesir festivalinde oyalanırken, mesela İçişleri Bakanı bir başka belediyenin çalışmalarını yerinde inceliyor.

Çalışma Bakanı genellikle Başbakan’ın eşiyle tatil beldelerini ziyarete gidiyor.

Ve bunlardan hiçbirinde hiçbir bakan ya da yetkili kendi muadiliyle görüşmüyor.

Bu bile gerçekleştirilemezken herhalde neden dünyanın farklı ya da Kıbrıslı Türkleri ilgilendiren coğrafyalarında çalışma yapılmıyor diye sormak, ekmek kıtlığında pasta aramaya benzeyecek.

Ben utanıp sormuyorum!

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1467 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler