1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. “Başarı” Tanımı Üzerinde Yeniden Düşünmek
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Yazarın Tüm Yazıları >

“Başarı” Tanımı Üzerinde Yeniden Düşünmek

A+A-

Çocuklarımıza derin psikolojik yaralar açtığını bile bile kolej giriş sınavının ikinci basamağına son sürat hazırlanıyoruz… Özel dersler, etütler, dershaneler ve daha niceleri… Gazeteler manşetlerini “durmadan çalışıyoruz” mesajlarıyla reklamlar süslüyor…

Sanki 11 yaşındaki çocuğun yapması gereken, durmadan çalışmakmış gibi, sanki bu çocukların oyun oynama, dinlenme, arkadaşlarıyla eğlenme gibi hakları yokmuş gibi durmadan çalışmaları gerektiği içeren mesajlar veriyoruz.

Ne için? “Başarılı” olmaları için… İyi de bu “başarı” dediğimiz şey nedir? “Başarı” dediğimizde ne anlıyoruz, ne anlamalıyız? “Başarı” tanımınızın neler içerdiğini hiç düşündünüz mü? Bence işe şu soru ile başlayın: “Sizce okula giden bir bireyin elde etmesi gereken gerçek başarı nedir?”

Aristo (Aristoteles) MÖ 347’de kendi okulunu kurduğunda temel amacı bireylerin özgürlüğünü daha da artırmaktı. Aristo, okulu; bireyi özgürleştirmek için kurmuşken günümüz okulları, bireyi özgürleştirmek bir yana bireyi kalıplaştıran ve hedefe ulaşmak için yarıştıran kurumlar haline gelmiştir.

Psikolog Daniel Goleman; “Eğer elinizde duygusal becerileriniz yoksa eğer sizi strese sokan duygularınızı yönetemiyorsanız, eğer empatiden yoksunsanız ve etkili ilişkiler kuramıyorsanız, o zaman ne kadar zeki olursanız olun hayatta çok da ileri gidemezsiniz” diyor (Goleman, 2013).

Bir eğitim sistemindeki tüm testler; öğrencileri arkadaşları ile kıyaslamak, onları yarıştırıp sıralamak, başarılı ve başarısız olarak gruplamak için kullanılıyorsa, okuldaki dersler de öncelikle çocukları bu sınavlara hazırlamaya yönelik kesin ve standart bilgilerin öğretilmesine odaklanır. Öğrencilerin tutumlarını, duygularını, yaratıcı düşüncelerini, değerlerini ve sosyal-duygusal öğrenmelerini sağlayacak çalışmalara yer vermez.

Oysa yapılması gereken en temel şey; öğrenciyi, arkadaşlarıyla değil kendi gelişimiyle kıyaslamak olmalıdır. Bu gelişiminde de tutum ve değerlerinin ihmal edilmemesi esastır. Çünkü tutumlar, insan davranışlarının en önemli tayin edicilerinden biridir. Bireylerin tutumları; sevgilerini, nefretlerini ve davranışlarını önemli ölçüde etkilemektedir.

Bu nedenle okulların en önemli işlevi bugün yapıldığı gibi akademik bilgi yüklemeye odaklanmak değil, çocuk, ergen ve gençlerin kişiliklerinin oluşması, ilgi, istek ve yeteneklerini ortaya çıkartacak öğretme-öğrenme ortamlarını hazırlamak olmalıdır.

Ne yazık ki bugünkü eğitim anlayışımız, yanlış başarı tanımları üzerine kurulmuştur. Dahası başarılıların küçük gruplar, başarısızların büyük kalabalıklar olarak eğitimin içinde yer alması kronikleşmiştir. Özellikle son yıllarda, “yanındaki arkadaşını” geçmek öğrencinin temel hedefi olmuştur. Sistem, öğrencileri birbirleri ile yarıştırıyor. Hiçbir durumda öğrenci kendi düzeyinin ne kadar geliştiği ile ilgilenmiyor. Böyle olunca da öğrencinin kendi gelişiminin önemi ortadan kalkıyor…

Hiç kuşku yok ki bütün bunlar için eğitimde reform nitelikli dönüşümlere ihtiyaç vardır. Ancak ondan da önce, anne-baba olarak, bu toplumu oluşturan bireyler olarak; “başarı” tanımımızı değiştirmeye, en azından üzerinde yeniden düşünmeye daha çok ihtiyacımız vardır.

Başarıyı, sadece kağıt üzerindeki problemleri çözebilenlere verilen puanlar olarak algılamaya devam edeceksek, çocukların kendi gelişimlerindeki devasa ilerlemeyi göremememize, ne yaparsa yapsın onu “başarısız” olarak algılamamıza neden olacaktır.

Aslında durum son derece basittir; ya “yanındaki geçmek” üzerine kurulan bu yapının sürüp gitmesine izin vereceğiz ya da “kendini geliştiren her öğrencinin” değerli olduğunu anlatan yeni bir “başarı” tanımı yaratacağız…

 


 

Sıra Dışı Okullar

Gemi Konteynerinden Sınıf

ss-033.jpg

 “Sıra Dışı Okullar” köşemizin bu haftaki okulu Çin’den. Dünya’daki en çok göçmen işçisi bulunan ülkelerden birisi Çin… Bu nedenle göçmen işçi çocuklarının okul hayatları oldukça sıra dışı…

Göçmen işçilerin çocukları, Pekin’deki Göçmen Çocuklar İçin Şefkat isimli organizasyon tarafından başlatılan bir okul sonrası programında konteynerleri sınıf olarak kullanılıyorlar. 1980’lerde Çin’in büyük şehirlerinde toplam 20 milyon göçmen işçi çalışırdı. Bugün Çin’de 250 milyondan fazla göçmen işçi ve eğitim ihtiyacı içinde olan 20 milyon göçmen çocuk var.


Anlayana Gülmece

Yabancı Dil

İki erkek arkadaş, şehir meydanında bir banka oturmuş sohbet ediyorken, tanışmak isteyen iki turist kız, adres sormak bahanesiyle yanlarına yaklaşır… Önce İngilizce konuşmaya çalışmışlar bizimkilerden tık yok… Sonra Fransızca, yine kapı duvar… Almancayı denemiş, bizimkiler duvara bakar gibi bakıyor… İtalyanca tekrarlamış, hala aval aval bakıyorlar…

Sonunda kızlar pes ederek geldikleri gibi oradan uzaklaşırken erklerden biri, diğerine dönerek:

  • Hiç olmazsa bir yancı dil bilseydik şimdiye kızları tavlamış olurduk...

Diğeri gülümseyerek yanıt verir

  • Yabancı dil hiçbir işe yaramaz. Bak kız dört dil biliyor, işini halledebiliyor mu?

 

Bu yazı toplam 636 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar