1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BARIŞIN BAŞKENTİ GUERNİKA
BARIŞIN BAŞKENTİ GUERNİKA

BARIŞIN BAŞKENTİ GUERNİKA

Guernika bir zamanlar yalnızca bir resimdi benim için. Fotoğrafını ilk görüşte çarpıldığım bir Picasso duvar resmi… Gerçeğini 2000 yılında Madrid’de Reina Sofia müzesinde görmüştüm. Hazin hikayesiyle adı işitilince içe saplanan bir acıydı hep.

A+A-

 

 

 

Guernika bir zamanlar yalnızca bir resimdi benim için. Fotoğrafını ilk görüşte çarpıldığım bir Picasso duvar resmi… Gerçeğini 2000 yılında Madrid’de Reina Sofia müzesinde görmüştüm. Hazin hikayesiyle adı işitilince içe saplanan bir acıydı hep. Birgün görmeyi  çok hayal etmiştim. Sanat ve Sosyal Adalet başlıklı uluslar arası konferans serisinin 3. Konferansı için bu güzel şehre doğru yol alırken bir “Barış Hacı”na gitme duygusu içindeydim bu yüzden...

İspanyol iç savaşı sırasında  Franko desteğiyle Alman ve İtalyan uçaklarına üç gün boyunca bombalatılmış ve şimdi benim için “Barış’ın başkenti” sayılan bu şehre varır varmaz  bir festivalin içinde buldum kendimi… Sabah oteldeki odamın penceresinin önünden geçen çalgıcıların peşine takılıp hemen yakındaki meydana indim.Birden gözlerim ışıdı; kocaman bir gülümseyiş yerleşti yüzüme.. Bir kalabalık içinde yalnız bir gözlemci olmaya bayılırım ben... Gözüm bir kamera gibi sayısız çarpıcı ayrıntıyı yakalar. Nefis bir havada güzel bir meydanı dolduran yüzlerce insan arasında, dünyanın Guernika denen yerindeydim işte. Yaşama sevinci duymak için fazlasıyla renk, ses ve heyecan vardı: Süslenmiş iki dev boğanın çektiği bir kağnıya anneler babalar tarafından oturtulan çocuklar, bir miniğin gözlerindeki sevinç,  müziğin ritmiyle bebeğinin arabasını ileri geri sallayan bir anne, dev boyutlu yürüyen kuklalar, yanlarında daha küçükleri ve onların yanında daha küçükleri... Aralarına girip çektirdiğim Guliver Devler Ülkesi’nde fotoğrafım... Almadovar filmlerini anımsatan uzak bakışlı İspanyol kadınlar, insanların sevinçle katıldığı büyük çember dansı... Bir köşede Bask şarkıları söylemek için kendiliğinden oluşmuş koro, yerel giysiler içinde resmigeçite katılan ekipler, birden ortaya çıkıp çocukları kovalayan dev canavarlar... Canavarın kuyruğunu çekiştiren bir miniğin kahkahası... Yan taraftaki havuzda akislerini seyreden üç küçük kız… Birisinin adı Picasso olan sayısız şık kafede  oturmuş ya da ayakta ve nedense sadece beyaz  şarap içen yüzlerce insan... Çocukları heyecanlandıran baloncu… Balon seçen bir küçük kızın tatlı bakışları… Güzelliğinden emin bir orta yaşlı kadının yüksek ökçeli kırmızı ayakkabıları… Hem korkan hem de gözleri kırmızı kumaşla bağlı boğalara dokunup fotoğraf çektiren yerel giysili kadınlar… Ve  bu şenlik hallerinin ortasında barış böyle bir şey olmalı diye düşünen ben...

Akşam, konferans katılımcıları ve organizatörlerle yenen yemekte İspanyol mutfağının nefis tatları üzerine yorum yaparken her şeyin çok güzel geçeceğinden iyice emin oluyorum. Dünyanın dört bucağından gelen katılımcıların pek çoğu çok ilginç projelere imza atmışlar. Geçen yılki konferans Üniversite’de gerçekleştirildiğinden akademikti. Bu yıl ise daha çok atölye ve proje ağırlıklı...

Konferanslar Guernika Barış Müzesi’nde gerçekleşiyor. Müzeyi gezerken gözlerimiz doluyor. Özellikle bombardımanın görsel efektlerle canlandırıldığı odada  bir kadın tanıklığını izlerken…

Benim için konferansın doruğu  Alex Caracossa’nın  bir kültür merkezine dönüştürülmek üzere restorasyonu yeni tamamlanan Astra silah fabrikasında düzenlediği atölyeydi.

Alex, birzamanlar bu fabrikada üretilen Astra 400 adlı silahın parça çizimlerinin bulunduğu birer poster verdi bize ve insanları öldürmek için kullanılan bu silahtan insanlığa yararlı başka bir alet yapmamızı istedi. Bu parçaların isimlerinin bulunduğu bir liste de vardı ekte. Üç gruba ayrılmıştık ve bizim grupta parçalardan Amuralla adını verdiğimiz bir kukla kadın yaptık. Silah parçası isimlerinden ise bir rap şarkısı. Gösteride Amarulla barışı getirmek üzere fabrikaya girdi ve biz rap şarkısı eşliğinde önce militarist hareketlerle başlayıp daha sonra çılgınlaşan  ve “ Fuck the Military” diye biten bir dansa imza attık.

Barış Müzesinde yaptığımız turun ardından hem sağaltıcı hen de eğlenceliydi bu doğrusu...

Kalbimi bırakıp geldiğim bir şehir oldu Guernika. Picasso’nun duvar resmine baktığımda güzel şeyler de hatırlayacağım artık. Ne olursa olsun hayatın küllerden yeniden doğabileceğine dair inancım büyüyecek.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 762 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler