1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Barış Harekatı Yıl Dönümünde Kıbrıs Türkü Coplandı
Barış Harekatı Yıl Dönümünde Kıbrıs Türkü Coplandı

Barış Harekatı Yıl Dönümünde Kıbrıs Türkü Coplandı

Erdoğan gelecek diye yollar temizlendi, boyandı, yeni asfaltlar döküldü... Kavşaklar süslendi, çiçeklendi... Yazın göbeğinde, kırk derecelik öğle sıcağında Hamitköy kavşağına palmiyeler dikildi... Kendiliğinden biten ve susuzluğa dayanan yabani otlarla

A+A-

Erdoğan gelecek diye yollar temizlendi, boyandı, yeni asfaltlar döküldü...

Kavşaklar süslendi, çiçeklendi...

Yazın göbeğinde, kırk derecelik öğle sıcağında Hamitköy kavşağına palmiyeler dikildi...

Kendiliğinden biten ve susuzluğa dayanan yabani otlarla dolu, çizgisiz, boyasız, çukur çukur yollar, şimdi Paris sokaklarını andırıyor.

Bu ne büyük sahtekarlık!

Kıbrıs Türkü böyle bir “yönetim anlayışı”nı hak eder mi?

Üç yüz altmış gün halkı kirliliğe, çizgisiz çukur yollara mahkum edeceksin, Erdoğan’a şirin görünmek için de sahte güzellikler yaratacaksın...

Madem temizlenebiliyordunuz, niye daha önceden halk için yapmadınız? İş yapmak için neden Erdoğan’ın gelmesini beklediniz?

İradeniz yok muydu?  

Ama bu hükümet ne zaman halkının yanında oldu ki!?... Ne zaman halkından yana irade koydu ki!?... KTHY batırılırken, DAK, DAİ satılırken, araziler beşkeş çekilirken, ihaleler Ankara’da açılırken mi?

Üstelik bu yönetim, 20 Temmuz yıl dönümünde onurunu, varlığını korumak için, kendi kendini yönetme hakkını elde edebilmek için ayağa kalkan bir halkını, polis copuyla, baskıyla sindirmek istiyor.

Her sendikaya bir polis, her pankarta bir zabıta diktiler...

Yollar, kavşaklar kapatıldı; “Giremezsin, yasak...” dediler..

“Tepki koyamazsın, protesto edemezsin, pankart açamazsın, eleştiremezsin, konuşamazsın...” dediler...

Her ağıza bir kilit vurmak istiyorlar...

Sadece alkışlayacak olanlar kavşaklara alındı ve Erdoğan’a gösterildi. Farklı düşünceler, eylemler, protestolar görülmesin diye minübüslerle, polislerle önleri kapatıldı...

Böyle bir demokrasi, yönetim anlayışı olabilir mi?

20 Temmuz 1974 Barış harekatında demokrasi, özgürlük ve barış için toprağa düşenlerin arkadaşları, çocukları, torunları... coplandı, yumruklandı.

Kimisi hastahanede, kimisi hapishanede yatıyor. Annalar, eşler, çocuklar gözyaşı döküyorlar. 

Barış harekatının 37. yıl dönümünde Erdoğan,  Ercan Havaalanın’da  yıllarca Türkiye’den beslenerek makam koltuklarını koruyanların elini sıkarken, Hamitköy kavşağında, KTHY önünde Kıbrıs Türkü coplanıyor, yumruklanıyor, yerlerde sürükleniyor... İnsan onuruna yakışmayan bir zülüm yaşıyordu. Kardeşi kardeşe dövtürtüler.

Ne alkışlar, ne açılışlar...

Ne de bayraklar, pankartlar...

Kıbrıs Türkü’nün vicdanında açılan yarayı örtmeye yetmiyor.

TC-KKTC ilişkilerinin bozulmasının müsebbipleri, Erdoğan’ “besleme” dedirtirenler, aslında yıllarca Türkiye’den beslenen ve bugün yönetim makamlarını işgal edenler değil mi?

Bugün yollarda ve kavşaklarda yaptıkları sahte güzellikler gibi yıllarca koltuklarını korumak için sahte güzellikler yaratmadılar mı?

KTHY’yi halk mı batırdı, yönetenler mi? Çalışanlar hem işsiz hem de dayak yiyorlar. Batıranlar ise Erdoğan’la birlikte resim çekme yarışına girdiler. Aynı karede görünüp siyasi rant elde etme peşine düştüler. 

“Giden Türk, gelen Türk.” diyerek nüfus aktarımı yapan halk mıydı?

Okulların, hapishanelerin %66’sı Türkiye kökenlilerle doluysa, bu ne gelenlerin, ne de  halkın suçudur? Yönetenlerin suçu değil mi?

Siyasetcilerin sahte gösterişlerini bir tarafa bırakarak, Barış harekatı yıl dönümünde altmış binlerin talebi gerek sendikalar, gerekse muhalefet partileri tarafından gündeme getirilmelidir. Kıbrıs Türkünün barış, demokrasi, kendi kendini yönetme hakı gözetilerek aşağıdaki ve benzer konular tartışılmalıdır.

a)Nüfus aktarımı durdurulmalıdır.

b)Merkez Bankası, GKK, Sivil Savunma Teşkilatı yönetimine Kıbrıslı Türkler atanmalı, itfaiye iç işlerine bağlanmalıdır...

c)Yerel sermaye ve küçük esnafa rekabet ve gelişme olanakları yaratılmalıdır.

d)Laik sosyal yaşamın ve seküler düşüncenin İslami düşünce ve sermayenin tahakkümü altına sokacak uygulamalara son verilmelidir.   

e)Öğretim programları ve ders kitapları KKTC’de hazırlanmalıdır. Bir devlet, evlatlarına okutacağı kitabı yazamıyor. Bu ne büyük ayıp.

Bunların gerçekleşmesi için de siyasi iradenin olması gerekmektedir. Yaşanan sorunların büyük bir kısmı iradesiz ve bilgisiz yönetimden kaynaklanmıyor mu?

 

 

 

 

Bu haber toplam 1344 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler