1. YAZARLAR

  2. İbrahim Özejder

  3. Bariş Gazeteciliği Elkitabi; Başka bir gazetcilik mümkün
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

Yazarın Tüm Yazıları >

Bariş Gazeteciliği Elkitabi; Başka bir gazetcilik mümkün

A+A-

 

• Genel-geçer gazetecilik kriterlerine göre “iyi gazetecilik” savaşçı, erkek egemen, hak ihlallerini meşru kılan gazeteciliktir.


Gazetecilere müjde, barış gazeteciliği hakkında artık bir elkitabımız var. Prof. Dr. Sevda Alankuş’un imzasını taşıyan kitap, aslında geniş bir ekibin ve uzun yıllar süren çalışmaları ürünü.

Eserde Kıbrıslı bazı akademisyen ve gazetecilerin de katkısı olmasını(kitapta da birkaç kez vurgulanıyor) özel bir not olarak kaydetmek gerekiyor.

Barış Gazeteciliği El Kitabı, adından da anlaşılacağı gibi gazetecilerin elinden düşürmemesi, tekrar tekrar okuması gereken bir kitap. Bu sayfada kitabı uzun uzun anlatmak mümkün değil. Ancak kitabın bütününün vurguladığı birkaç önemli noktayı kaydetmekte yarar var.

- Barış gazeteciliği, sürekli gelişen, yeni boyutlar kazanan, dinamik bir arayışı anlatır. Barış gazeteciliği yapmak bir çabayı ve yaratıcılığı gerektirir.
- Barış gazeteciliği, ‘barıştan yanayım’ demekle gerçekleşmez. Geleneksel gazeteciliğin köklü bir şekilde sorgulanmasını gerektirir.
- Geleneksel(kitapta genel-geçer) gazetecilik kriterlerine göre “iyi gazetecilik” savaşçı, erkek egemen, hak ihlallerini meşru kılan gazeteciliktir.
- İyi gazeteciliğin, çok yücelttiğimiz “haber değerleri” barış gazeteciliğini engelleyen algılardır. Bu nedenle barış gazeteciliği yeni haber değerleri ve haber dili için bir arayışı gerektirir.
- Genel-geçer gazeteciliğin dili/söylemi, barıştan yana hükümet politikalarının uygun olduğu koşullarda bile barış gazeteciliği ve barışçı düşüncenin önünde engel oluşturabilir(kitapta Kuzey Kıbrıs örneği veriliyor).
- Barış gazeteciliği, hak haberciliği  ve feminist etiği de kapsıyor.
“Güvenilir” ya da resmi haber haynakları, genel geçer habercilikte genellikle hak ihlallerine, ayrımcılığa yolaçar. Bu nedenle, mağdurların, hak ihlaline uğrayanların veya onları temsil edenlere de kaynak olarak başvurulmalı.
- Objektiflik, tarafsızlık, dengelilik , 5N 1K, ters piramit ilkelerine  uyulması, barış gazeteciliği açısından “iyi haber”i ortaya çıkarmaz. Genel-geçer habercilik pratiğinde bu ilkelere uyulması egemen toplumsal ilişkileri meşrulaştırıcı sonuçlar üretmiştir.

-------------------------------------------------------

 

Alankuş: Yenidüzen Etik ve Politik Bir Tercihe İmza Attı

Barış Gazeteciliği Elkitabı yazarı Prof. Dr. Sevda Alankuş hocamız, ricamız üzerine kitabı incelediğimiz sayfamızda yayınlanmak üzere özel bir not gönderdi, kendisine teşekkür ediyoruz:

“Barış gazeteciliğini, 2000 yılında Kıbrıs'ın içinde bulunduğu ve barış umudunun çok yüksek olduğu dönemde çalışmaya başladım. Bir grup akademisyen ve gazeteci arkadaşımla birlikte ilk defa 2006’da barış gazeteciliği konferansı düzenlediğimizde sanırım kavramın adanın kuzeyinde olduğu gibi güneyinde de ilk defa kamusal olarak teorik ve pratik çerçevede tartışılmasını sağladık.
O dönemde tam da tanımında öngörüldüğü gibi Yenidüzen gazetesi bunu bir editöryal politika haline getirdi ve kanımca Kıbrıs'ı, barış gazeteciliği denilince örnekler arasında sayılacak, hala sürdüğünü düşündüğüm bir etik ve politik tercihe imza attı.
Bu vesileyle sevgili Cenk'in, Sami'nin, barış aktivizmi ile barış gazeteciliği kimliklerini üzerinde taşımakla birlikte ikisi arasındaki farkı da koruyarak davranan Sevgül'ün adlarını anmak isterim. Umarım başlattıkları yol daha bir çok genç gazetecinin de emekleriyle sürdürülebilir barış için gereken zemini sağlamıştır ve nihayet adaya artık bu kadar yol alınmışken, politik olarak da barış gelir.”

 

-----------------------------------------------------------------

 

Barış gazeteciliğini Kim Yapar?


Barış gazeteciliğini sadece barışçı olduğunu söyleyenler ya da belli siyasi görüşlere sahip olanlar mı yapar?

Hayır, önemli olan bir gazetecilik ürününün, barışçı algılamada işe yarayıp yaramadığıdır. Kimin hazırladığının önemi yok.

Geçen hafta Ada TV’de yayınlanan bir haber tartışma programı, konumuz için iyi bir örnek oldu. Erkan Eğmez, Ada TV’deki programına Rum siyasi partilerinden DİKO milletvekili Athina Kyriakidou’yu konuk etti. Erkan Eğmez milliyetçi görüşleriyle bilinen birisi ve Kıbrıslı Türk milliyetçilerin, Rum toplumuna, özellikle de Rum siyasetine fazlasıyla uzak, tepkisel, “birlikte yaşanamaz” ve ötekileştirici  yaklaştıklarını biliyoruz.

Bu program, düşüncelerin değiştiği anlamına gelmez. Ancak ortaya çıkan görüntü, zıtların da biraraya gelebileceği, birbirini dinleyebileceği, anlamaya çalışabileceği, diyalog kurabileceği mesajını vermiştir.

Diyalog barış gazeteciliği açısından çok önemlidir ve sonuç olarak Erkan Eğmez’in  Athina Kyriakidou ile sohbeti bir barış gazeteciliği örneği olmuştur.

--------------------------------------------------------------

 

 

------------------------------------------------------------

Bir Garip Haber

Ana Akım Türkiye medyasının, kadın cinayetleri ve özellikle de Özgecan cinayeti konusundaki ikiyüzlülüğü devam ediyor. Kadın cinayetlerinin toplumsal arka planı ve bunun iktidar boyutlarının ortaya çıkarılması konusunda ciddi, sorumlu bir yayıncılık yapılmazken, şeytan taşlama ve linç kampanyalarıyla izleyici kışkırtılıyor.

Özgecan’ın katiline yönelik geliştirilen şiddet dili, katilin hapishanede öldürülmesine kadar varıyor, bunun yetinilmiyor, katilin mezarlıklara kabul edilmemesi de medya ile toplumsal bir kampanyaya dönüştürülüyor.

Böylece Özgecan’ın intikamı alınıyor ve kadınlara, “size yönelik şiddet” cezasını buldu mesajı veriliyor. Gerçekte ise bu sayfada incelediğimiz barış gazeteciliği ilkelerine göre şiddet söylemi, şiddeti ortadan kaldırmaz. Yani Özgecan’ın dirisine ve ölüsüne uygulanan fiziki, medyatik ve toplumsal şiddetin, kadına yönelik şiddeti azaltmasında en küçük bir katkısı olamaz.

Kıbrıs nerden çıktı?

Özgecan’ın katilinin nereye gömüleceği tartışmaları “şeytan taşlama ritülelinde devam ederken, ansızın Kıbrıs da gündeme, girmesine doğrusu şaşırdık. Çok satan bir gazete “Kıbrıs’a mı gömülecek” başlığıyla bir haber yayınladı. Sabah gazetesinin internet sayfasına, 14 Nisan’da Emre Diner imzasıyla giren haberde, öneriyi ölenin avukatının yaptığı belirtiliyor.

Habere göre Mersinli yetkililer KKTC ile temasa geçmiş fakat olayı duyan Kıbrıslılar, sosyal medya üzerinden büyük tepki göstermiş. Mersinli hangi yetkililer, KKTC’den kim temas ediyor? Belli ki kaynak sorunu var ama belirsizliği dikkate almayan başka yayın organları da haberi alıp kullanıyor.

Daha sonra KKTC İçişleri Bakanı açıklama yaparak konuyla ilgili herhangi bir temas olmadığını söylüyor. Sosyal medyada da haber öncesi tepki falan yok. Haberi doğrulayan herhangi bir açıklama da yapılmıyor. Yani haber yalan. Koskoca medya kuruluşları göz göre göre nasıl yalan bir haberi yayınlar?.

Bir başka açıdan bakarsak, Kıbrıs’la bağlantılı böyle yalan bir haber yapmanın dürtüsü ne olabilir? Muhabirin bilinçaltında ne yatıyor? Ona göre Kıbrıs nedir? Türkiye kamuoyna Kıbrıs’la ilgili özel algı mı yaratılmaya çalışılıyor? Yoksa Kıbrıslılar kışkırtılmak mı isteniyor?

Sosyal medyada çok sayıda uyduruk haber çıkmasına,  sonra yalanlanmasına alıştık. İyi ama ciddi ciddi gazetelerin, sosyal medya kullanıcılarından farklı olması gerekmez mi? Bu kadar açık, üstelik birtakım çatışmalara da yolaçabilecek bir yalan, sorgulanmaksızın nasıl yayınlanır?

Gazetecilik adına utanç verici bir durum.

Bu yazı toplam 2223 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar