1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Bana masal anlatma Cemal Başkan'
Bana masal anlatma Cemal Başkan

'Bana masal anlatma Cemal Başkan'

Lefkoşa Belediyesi’nde 2 aya yakındır maaş alamayan çalışanların aileleri dün belediye binası önündeydi. Kadın eşler, boş tencere tavaları ellerine alıp, kuruldular belediye binası önüne… Boş tencerelere, tahta kaşıklar eşlik ederken, en ço

A+A-

 

 

 

Lefkoşa Belediyesi’nde 2 aya yakındır maaş alamayan çalışanların aileleri dün belediye binası önündeydi.

Kadın eşler, boş tencere tavaları ellerine alıp, kuruldular belediye binası önüne…

Boş tencerelere, tahta kaşıklar eşlik ederken, en çok ilgiyi ise çalışanların çocukları çekti.

Kimi çocuk için bu bir oyundu, elindeki balona bakarken, tahtayla tencereye vururken…

Kimi içinse bu bir adalet ve hak arayışıydı. Babasının, annesinin alamadığı maaşın hesabının soruluşuydu.

Seval Aybar 10 yaşında…

İsyanı gözlerine yansımış, kurduğu cümlelerde büyümüş…

Hazırladığı pankart ile dün annesine babasına destek için belediye binasının önündeydi.

En önde durdu, pankartında yazanların çok ötesindeydi konuştukları.

“Bana bir masal anlat baba içinde Cemal başkan olmasın” diye pankartına yazdığı sözcüklerin ardından sarf ettiği sözler etkiledi, duygulandırdı.

Sıkılmadı, utanmadı, kekelemedi, yüzünü dönüp gitmedi. Cesaretle, yüreklilikle konuştu.

Anne ve babası belediye çalışanı olan Seval, aylardır içine düştükleri çıkmazı “Aylardır annem babam ödenmedi, eve geldiklerinde mutsuz, moralleri bozuk… Onları öyle görünce üzülürüm, etkilenirim. Ben de mutsuz olurum” diye anlattı.

“Oysa onların tek derdi çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak” diye sürdürdü konuşmasını.

“Ama şimdi küçük bir kredi kartı ile devam ediyor hayatımız…” sözlerinde ise çalışanların içinde bulunduğu çıkmazı adeta özetledi.

 “Cemal başkan izne çıksın ya da istifa etsin” diye de istemini haykırdı.

Anne ve babalarının haykırışlarından çok çok daha önemliydi çocukların haykırışları… Oyun oynamak varken, eylemdeydiler küçücük bedenleri ile…

Onları bu hale getirenler ise, “EKONOMİ UÇTU” hayalleri ile havalanmaktaydı…

 


 

Polisimizi "UBP'nin milis gücü" yapmayalım

 

“Artık polisin sivile bağlanması da pek “sorun” değil aslında…

Bu bağlamda;

Bakan Çavuşoğlu;

Yemin billâh “samimiyim” derse de;

 “Hayır değilsin” diye ısrar etmeye gerek yok…

Adam samimi, çünkü partisi, devleti tahakkümü altına almış…

UBP şimdi dilediği gibi kullanacağı bir de “silahlı güç” istiyor elinin altında…

İstediği anda muhaliflerinin ve eylemlerin üzerine çok daha şiddetle sürebilmek için…

İstediği muhalif bir politikacı, yazar, gazeteci, sivil toplum aksiyoneri, kanaat önderi ve gerçek anlamda demokrasiye inananları;

Bir sabah yatağından kaldırıp;

Sorgusuz sualsiz içeriye tıkmak için…”

 

ALİ TEKMAN

 

 


 

 Güvencesiz çalışma…

 

“Amaçları bellidir. Köleci bir toplum yaratmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Kurumlarımıza dört elle sarılacağız. Ülkeyi yaşanmaz hale getirdiler. Ülkeyi yok ettiler. Kazanılmış haklara göz diktiler. Hakları budamaya çalışıyorlar. Böyle anlayış olur mu? Tüm kesimler feryat ediyor. Yönetim ne yapıyor? Nutuk atmayı biliyorlar. Ahkâm kesmek neye yarar? Bu yönetim emekçi düşmanıdır. Çalışanları düşünen yoktur. Kime hizmet ediyorlar? Kendi yandaşlarını kolluyorlar. Terfileri kendi adamlarına veriyorlar. Kime sahip çıktılar? Hangi kesimi mutlu ettiler? Bu ülkede küçük bir azınlık refah içinde yaşıyor. Halk yığınları eziliyor. Rezil bir düzende yaşıyoruz. Sistem çürümüştür.”

 

İBRAHİM ÇAKIRDAĞ

 


 

Yerli ürünün teşviki

 

“Ne altın madenimiz var, ne de gümüş!.. Petrol ve doğal gaz demedik. Çalışmalar devam ediyor, inşallah da bulunur.

 ‘Sarı Altın’ denilen narenciyemiz, ‘Siyah Altın’ denilen zeytinimiz, harnubumuz, patatesimiz, enginarımız ve saire var. Ülkedeki üniversiteler ve tüm turistik tesislerde yerli üretim tüketilmiş olsa ihya olunur. Ama raflarda türlü marka ithal ürün meyve suları ile zeytinyağını da görebilirsiniz.

İşte hüner, ikisinin arasını bulabilmektir. Sanayi Odası’nın da dediği gibi rekabet edebilirlik dikkate alınarak, gerekli önlemlerin alınmasıdır. Kaldı ki yerel ürünlerin teşviki sonucu, işsiz sayısını aşağılara çekmek bakımından özel sektörde istihdam da artmış olacaktır.

Esas istenilen de o değil midir?”

 

AKAY CEMAL

 

 


 

 

 

“ En kısa zamanda TOM JONES'u da vatandaş yapalım ve Kültür Elçimiz olsun…”

 

Ahmet MURATOĞLU’nun profilinden

***

“Küçük nasıl? "İstikrar benimle devam eder". Zaten tam da bu nedenle senden kurtulmalıyız bu "fakirleşme istikrarını" sonlandırmak gerek...”

 

Mutlu AZGIN’ın profilinden

 


 

 

KÜLLİYE DEĞİL, EĞİTİM MERKEZİ!..

 

“Haspolat’taki arazi düşük fiyata kiralansa da üzerine yüz milyonlarca liralık yatırım yapılacak ve bu tesisler devlete kalacak. Haspolat’ta yapılacaklara ‘külliye’ denilmesi yanlış,’eğitim kompleksi’ yapılacak.”

 

Zorlu TÖRE (UBP Vekili)

 


 

 

KÜLLİYE TARTIŞMALARI…

 

“Kamuoyuna öyle bir lanse ediliyor ki sanki din eğitimi belli bir zümrenin elindedir ve bu tepkiyi gösterenler insanların dini inançlarını yürütmesine karşıdır gibi yansıtılıyor. Bu külliyen yalandır. Biz insanların tüm inanışlarını özgürce yaşamalarını savunuyoruz.”

 

Mehmet ÇAĞLAR (CTP-BG Vekili)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 936 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler