1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bakan Dürüst Spor Bakanı mı?
Bakan Dürüst Spor Bakanı mı?

Bakan Dürüst Spor Bakanı mı?

2009 Erken Genel seçimlerinden sonra, yıldızı parlayan ve Eroğlu ile Küçük hükümetlerinde Spor Bakanı olarak görev yapan Kemal Dürüst, bugünlerde parti içi çekişmelerden dolayı zor günler yaşıyor. Yaklaşan UBP Kurultay’ında Küçük’ün mü, Kaşif&

A+A-

 

 

 

2009 Erken Genel seçimlerinden sonra, yıldızı parlayan ve Eroğlu ile Küçük hükümetlerinde Spor Bakanı olarak görev yapan Kemal Dürüst, bugünlerde parti içi çekişmelerden dolayı zor günler yaşıyor. Yaklaşan UBP Kurultay’ında Küçük’ün mü, Kaşif’in mi yanında yer alma konusunda ikilem içerisinde olan Dürüst zaten, hiçbir zaman başarılı olamadığı Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı görevini de adeta okuldan kaçan bir öğrenci gibi asmaya devam ediyor.

Burada, eğitim kısmını eleştirmeyi eğitim uzmanlarına bırakalım da, Eroğlu ile Küçük hükümetlerinde kerhen üstlendiği Spor Bakanlığındaki icraatlarını ele alalım.

Son üç yılın büyük bir kısmını Spor Bakanı olarak geçiren Dürüst, ciddi icraatlar yerine özellikle, kendi bölgesinde ayakta durmak için sadece iç tribünlere oynadı. Ne var ki, son günlerde Güzelyurt İlçe Başkanı Caluda istihdamda öne geçince, çok sinirlendi ve taraf değiştirme tehdidinde bulundu.

Sporun okullardan başladığı iddiası ile icraata başlayan Dürüst, Okul Sporlarının, Beden Eğitimi öğretmenlerinin  okuldan dışarı çıkartamaması nedeniyle,  göstermelik ve az sayıda sporcunun katıldığı müsabakalar ile geçiştirildi.

Okul sporlarında katılımın gittikçe düştüğü bu ortamda, zaten sporcu kaynağı olan okullar da kurudu.

Atletizm’e bakın. Bireysel branşlarda en başarılı olduğu söylenen atletizmde, Meliz Redif’in Türkiye adına 2012 Londra Olimpiyatları nedeniyle gündeme gelen  atletizm tartışmalarında Meliz’e bile sahip çıkamadık.

Bu branşta yetişen bir Yiğitcan Hekimoğlu, Kutay Kırmızı ile sınırlı başarılar yakalanırken, teniste bir Eliz Maloney, Şengül Tilki, Suzan Pakan ve Kemal Türker kendi olanaklarıyla bir şeyler yapama gayretine girdiler.

İç politikaya dönük olan futbolda ise, yozlaşan kulüplere oy mülahazalarıyla geri dönmeyecek yatırımlar yapıldı. Bu icraatlar içerisinde sadece kısmen statların sentetik çime dönüştürme çabalarında başarılı olundu.

Statların ekimlerinde ise, tam bir skandal yaşanıyor. Örneğin, Lefke, Dr. Küçük ve diğer bölge statlarında çim ekiminde büyük bir felaket yaşanıyor.

Sezonun açılmasına az bir süre kalırken, Dr. Küçük ile Lefke statları tam bir felaket.

Takım sporlarında ise, Dürüst’ün döneminde kurulan Beşparmak gibi TC kökenli takımlar federasyonlarımıza empoze edilirken, diğer takımlar adeta dışlandı.

Büyük söylemler ile “2012 Spor Yatırımları Yılı Olacak” diyen Bakan Dürüst’ün bu yatırımlarının da siyasal ve partisel  mülahazalar ile yapıldığı ortaya çıkarken, diğer federasyonların feryatlarına neden oldu.

Bir de, kurmayları arasına aldığı Basın Danışmanlarının, Spor Bakanının yanında hazır bulunduğu görüşmeleri yandaş spor yazarlarına aktardıklarına, bir anlamda bakanın özel görüşmelerini afişe ettiğine tanık olduk.

Peki, tüm bunlardan sonra, Bakanı Dürüst gerçekten Spor Bakanı oldu mu diye sormak gerekir.

 


KTSYD yönetiminde güç kimde ?  

 

Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği yönetim kurulunda  son zamanlarda yaşanan gelişmeler, dernek yönetiminin pamuk ipliği ile birbirlerine bağlı olduğu gözlemlendi.

Zaten, son iki yıldır belirli üyelerin ve belirli gazetelerin derneği olan ve büyük ölçüde üyelerini dışlayan KTSYD yönetimi son günlerde MOK kavgasında taraf olarak adeta biribirlerine düştü.

Özellikle, MOK Genel Sekreteri Omaç Başat ile Gökbilen’in MOK’una yakın ve ünlü Kanada gezisinin kahramanı Çelen Oben dostumuzun, Eyyüp Zafer Gökbilen-Sertoğlu kavgasında taraf olmaları KTSYD yönetiminde sıkıntı yarattı.

Çünkü, bazı KTSYD yönetim kurulu üyeleri  Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’nun yanında Gökbilen’i eleştirince,  aynı üyeler KTSYD yönetim kurulunda karşı karşıya geldi.

Bunun üzerine, bir bildiri yayınlamak zorunda kalan KTSYD yönetim kurulu herkesi sağduyuya davet ederken, bazı yönetim  kurulu üyelerinin, KTSYD üyelerine seviyesizce saldırdıklarını unutarak, spor yazarlarının biribirilerine saldırmasını onaylamadıklarını belirtmek zorunda kaldı.

KTSYD binasının en büyük sponsoru olduğu iddia edilen Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’nun, MOK ile olan haklı kavgasında iki şapkalı Omaç Başat dostumuz ve Gökbilen’in favori spor yazarı Çelen Oben dostum da taraf olunca, Sertoğlu’ndan büyük tepki gördüler.

Aslında, bu kavgada tek haklı olan Futbol Federasyonu Başkanı Sertoğlu’dur ama muhatapları Omaç Başat ile Çelen Oben değildir. Dolayısıyle, burada söz hakkı sadece Gökbilen’de idi.

Ancak, çift şapkalı olmanın sıkıntısını çeken Başat ile Oben dostum, Sertoğlu’na yanıt vermeye kalkınca, topun ağzına kondular.

Evet,  MOK örneği ortaya bir gerçeği daha çıkardı. Benim yıllardır savunduğum gerçek spor yazarı olmak nosyonunu. Yani, eğer birileri spor yazarlığı yapmak isterse, sadece spor yazarlığı yapmalı. Hem spor yazarlığı, hem bir kurumda (Federasyonda), kulüpte yöneticilik, hakemlik, teknik adamlık olmaz.

Olursa, böyle polemikler doğar. Örneğin, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında muhatap olduğumuz sevgili Omaç Başat önce, MOK Genel Sekreteri, sonra da spor yazarı olarak konuştu. Eee ayıklayın pirincin taşını.

Bu sezon gördüğüm kadarıyla, bazı spor yazarı ve yorumcu arkadaşlar, hem spor yazarlığı, hem de teknik adamlık yapmaya soyundular. Sezon içerisinde bu konuda üzücü ve kırıcı polemikler yaşanmaması adına bu arkadaşların spor yazarlıklarının askıya alınmasını önermek istiyorum her ne kadar da bu konunda KTSYD tüzüğünde hüküm olmasa da.

Dış temaslarda aslında, yurt dışına gönderilecek spor yazarlarının eğer, adil ve objektif davranılacaksa, KTSYD yönetimi tarafından seçilmesini destekliyorum.

Bu saatten sonra, KTSYD yönetimi ahbap-çavuş ilişkilerinden sıyrılıp, üyelerin vizyonuna göre bu seçimi yaparsa, kimse bir şey demez ama özellikle, yönetim kurulu üyeleri ağırlıklı tercihler olursa, bu şaibe devam eder.

 


Meliz - Atletizm Federasyonu kavgası 

 

Meliz Redif’in, Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında olsa da, bir Kıbrıslı Türk olarak Londra Olimpiyatlarına katılmasının keyfini çıkaracağımız yerde,  bunu Meliz-Atletizm Federasyonu arasındaki bir kavgaya dönüştürmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.

Meliz Redif’in, Londra Olimpiyatlarına katılmasının arifesinde Golden Tulip Otel’de yaptığı basın toplantısında, eleştirmesi gereken gerçek adres Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Dürüst olmasına rağmen, softa şaşırtması yapıp Atletizm Federasyonu’nu eleştirmesi ile ateşlediği tartışma, Olimpiyatlardan sonra, suskunluğunu bozan Atletizm Federasyonu Başkanı Ersin Doğaç tarafından yeniden alevlendi.

Ersin Doğaç yaptığı açıklamada, Atletizm Federasyonu olarak, Meliz’e her şeyin yapıldığını hatta, Meliz’in bununla yetinmeyip, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun kaynaklarını da kullandığını iddia etti.  Yani, Doğaç kendilerinin Meliz için her şeyi hatta fazlasını yaptıklarını buna rağmen, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun da etik olmayan bir şekilde kullanıldığının altını çizdi.

Buna rağmen, kendilerinin haksız bir şekilde eleştirildiğini iddia eden Doğaç, bunun kabul edilmez olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar üzerine, Doğaç’a yanıt veren Meliz ve antrenörü Levent Ilgın “Meliz’e harçlık değil, Kıbrıs Türk halkını temsil etmesi ve ihtiyaçları için harcama yaptınız. Bir yatırdınız ve on misli karşılığını aldınız. Dünya televizyonları önünde ülkesinin ismini defalarca zikretti ve “ben buyum” dediler.

Meliz hatta, çalışmaları için müsabakalarda kazandığı altınları bozduğunu açıkladı. Aslında, bunlar çok üzücü şeyler.  Burada, eğer suçlanacak biri varsa, Meliz konusunda ciddi bir program uygulamayan Spor Bakanlığı olmalıdır. Levent Ilgın, Spor Bakanlığından memnuniyet dile getiriyor.

Ne var ki, bu konunda tek memnuniyet getirilecek kişi Spor Koordinatörü Süleyman Göktaş’tır. Göktaş, Londra’da da bulunarak,  gerek lojistiği gerek manevi desteğini esirgememiştir. Bakan Dürüst Omorfo’da portakal bahçelerini gezmekten başka bir şey yapmadı ki.

Neyse, bu kavga burada bırakılmalı ve Doğaç, Meliz ile Ilgın yeniden bir araya gelmeliler diye düşünüyorum. Bakan Dürüst mü? Kurultaydan sonra orada kalır mı bilemiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 525 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler