1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bakalım kimlerin başı yanacak
Bakalım kimlerin başı yanacak

Bakalım kimlerin başı yanacak

Galiba hiçbir dönem bu kadar kötü olmamıştı. 1975’ten bugüne Kıbrıslı Türkler bu kadar kötü bir yönetim görmemiş, devletin içinden bu kadar çok ‘pis koku’ gelmemişti. Ve galiba bu dönem, ‘siyasi kamu görevlilerinin en fazla yargı

A+A-

 

 

Galiba hiçbir dönem bu kadar kötü olmamıştı.

1975’ten bugüne Kıbrıslı Türkler bu kadar kötü bir yönetim görmemiş, devletin içinden bu kadar çok ‘pis koku’ gelmemişti.

Ve galiba bu dönem, ‘siyasi kamu görevlilerinin en fazla yargılandığı’ dönem olacak!

Yakın siyasi tarihimizde bazı bakanların yargılandığı ve mahkum edildiği yazıyor.

Eski bakanlardan Ömer Demir ve Hasan Yumuk akla gelen ilk isimler…

Her ikisi de UBP hükümetleri döneminde görev yapmış, haklarındaki iddialar sonrası dokunulmazlıkları kaldırılmış ve suçlu bulunup hapis yatmışlardı.

Öyle görünüyor ki bu dönemde tarihe yeni isimler de yazılacak.

Belki bakanlar, belki bürokratlar!..

**

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Gürsel Selengin’in, koltuğundan olma uğruna LTB’ye ödeme emrini imzalamayı reddetmesi bu bakımdan da ilginç bir tavırdır.

Müsteşarın imza atmayı reddetme gerekçesinin, ödeme emriyle ilgili ‘usulsüzlük’ten kaynaklandığı söyleniyor.

‘Usulsüzlük’ yasalara uygunsuzluk demektir.

Yani yasa dışılık!..

Bazen yasalara günün ihtiyacına uygun olmayabilir. Ancak kimse yasayı delme, çiğneme lüksüne sahip değildir.

Hele devlet yönetimindekiler hiç!

İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu, görevden alacağını açıkladığı Selengin’in imzayı atmama gerekçesini kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Zaten ortada bir ‘usulsüzlük’ varsa eğer, o ‘usulsüz’ işin altında Nazım Çavuşoğlu’nun imzası var demektir.

**

Gerçi ‘usulsüzlüğü’ pek ciddiye almayanlar da var.

Mesela LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları…

Sayıştay’ın dün yayınladığı LTB raporunun değerini azaltmak isteyen Bulutoğluları “Bazı usulsüz işlerimiz olabilir, ama yolsuzluk yapmadık” diyerek, yasa dışılığa kılıf uydurmaya çalıştı.

Bu sözlerin bir tarafı, belediyeyle ilgili ‘yolsuzluk’ ve ‘karanlık güçler’ iddiaları gizlemeyi hedefliyor. Diğer tarafıyla ise yasalara ters işlemler ‘basit’ gibi gösterilmek isteniyor.

Oysa ‘hukuk devleti’nde aslolan hukuktur.

Keyfiyete göre sürdürülen rejimlere verilen isim ise başkadır.

**

Ortada pis kokular, iddialar vardır ve bu iddialarla ilgili kamuoyunu ikna edici açıklamalar ortada yoktur.

Üstelik en ciddi iddialar devletin en tepesinden geliyor.

Cumhurbaşkanı’nın bankadan çıkan servetiyle ilgili iddialar…

Arıtma Tesisi için videoya kaydedilmiş ‘rüşvet görüntüleri’ olduğu iddiası…

LTB’nin özel bir bankadan aldığı 10 milyon sterlinle ilgili iddialar…

Kamuoyu bunlarla ilgili doyurucu açıklama duymuş değil.

Aksine, son Sayıştay raporu da teyit ediyor ki, LTB’nin 10 milyon Sterlini Sosyal Sigortalar Dairesi’ne ödediği iddiası doğru değil.

O paranın izine Sayıştay denetçileri de rastlayamamış.

Peki ama nereye gitti bu 10 milyon Sterlin?

**

Böylesi bir dönem hiç görülmedi galiba!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Bakalım kimlerin başı yanacak.
Bu haber toplam 853 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler