1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bakakalır(ız)ım Giden AB’nin Ardından...
Bakakalır(ız)ım Giden AB’nin Ardından...

Bakakalır(ız)ım Giden AB’nin Ardından...

Bugünlerde Lefkoşa’nın (güneyin) sokakları pırıl pırıl. Gece gündüz çalışan makineler yolları yeniden asfaltladı, kaldırımlar yenilendi, sokaklar temizlendi. Lefkoşa’nın saksıları AB için çiçeklendi. Kıbrıs 1 Temmuz günü AB dönem başkanlığın

A+A-

 

 

Bugünlerde Lefkoşa’nın (güneyin) sokakları pırıl pırıl. Gece gündüz çalışan makineler yolları yeniden asfaltladı, kaldırımlar yenilendi, sokaklar temizlendi. Lefkoşa’nın saksıları AB için çiçeklendi.

Kıbrıs 1 Temmuz günü AB dönem başkanlığını devralıyor. Fakat bu Kıbrıs’ın içinde Kıbrıslı Türkler yok. Biliyorsunuz, AB-Müktesebatının geçerli olduğu ve geçerli olmadığı iki Kıbrıs var artık. Kıbrıslı Türkler Müktesebatın geçerli olmadığı Kıbrıs’ta yaşıyorlar. Bu yüzden de bazı Kıbrıslı Türkler Brüksel’e gidip protesto eylemleri yapıyorlar. Protestoyu yanlış yerde yapıyorlar. Hafızalarını tazeleyip Kopenhag’ı (2002 Aralık) ve Lahey’i (2003 Nisan) hatırlasalar, bugün olduğumuz yerde neden olduğumuzu daha iyi anlayacaklar. Taşıdıkları pankartların birinde “Biz Hayalet Değiliz” diyorlar. Haklı ve güzel bir slogan ama kaç yıldır “görünmeyen bir toplum” olduğumuz doğru değil mi? Negatif Halüsinasyondan muzdarip değil miyiz? Yani, gerçekte var olduğumuz halde varlığımız görmezlikten gelinmiyor mu? Hem de her taraftan…  

Kıbrıs Türk toplumu giden AB’nin ardından bakadursun, Kıbrıs Rum toplumu da öyle ahım şahım bir mutluluk içinde değil. Kıbrıslı Rumlar olabilecekleri en zayıf noktada bulunurken dönem başkanlığını devralıyorlar. Ekonomileri Destek Mekanizmasına bağlanırken, aşağılayıcı demeçlere muhatap oluyorlar. Kimi “köpekleri sosislerin başına koyamayız” diyor, kimi de kendi sorunlarını çözmekten aciz bir toplumun AB’yi yönetemeyeceğini ileri sürüyor. Bir Alman gazeteci sorduğu soruyla Dimitris Hıristofyas’ı tahrik ediyor: “adanız satılık mı?”

Kıbrıs Rum toplumunun düş kırıklığı sadece ekonomiyle sınırlı değil. Onca umutla girdikleri Avrupa Birliği’nde hiç bir şey umdukları gibi gelişmedi. Ne Kıbrıs Sorununun çözümü doğrultusunda bir koza sahip oldular, ne de Türkiye üstünde baskı kurabildiler. Yani, 2004 yılında toplumu Anana Planına “hayır” demeye davet eden Tassos Papadopoullos’un beklentilerinin hiç biri gerçekleşmedi. Şimdi de dostlar alışverişte görsün cinsinden bir dönem başkanlığı yapacaklar.

İlginçtir, Kıbrıslı Rumlar AB dönem başkanlığına hazırlanırken Kıbrıs Sorununa dönük en küçük bir beklenti dile getirilmedikleri gibi, Kıbrıs Sorununu adeta gözlerden kaçırmak isteyen bir eğilim içine girdiler. Benim de katıldığım bir Avrupa Parlamentosu televizyon programında Kıbrıs dünyanın en “normal” ülkelerinden biriymiş gibi gösterilmek isteniyordu. Programa katılan Kıbrıslı Rum yetkililer “Kıbrıs Sorunu başka, AB Dönem Başkanlığı başka” deyip duruyorlardı ve Kıbrıs’ın diğer ülkeler gibi “normal bir AB üyesi” olduğunu söylüyorlardı. Program bitince Fransız moderatör şaşkınlık içinde yüzüme bakıyordu. “Bunlar ne diyor yahu, hiç mi normal AB üyesi görmedik” der gibi bir hali vardı.

Ne Kıbrıslı Türklerin seçici protestoları ve kuru feryadı ne de Kıbrıslı Rumların ince hesapları bir işe yarıyor. Parçalanmış Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı yapması olsa olsa Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk elitlerin siyasi başarısızlık ve iflaslarının bir göstergesidir. Bu süre içinde “Normal Avrupalılar” iş ola adadan gelip geçecekler ve adalı elitlerinin AB-Ruhundan ne kadar uzak, ne kadar anakronist olduklarını görecekler. Evet, Kıbrıs ülkesinin hali Kıbrıslı elitlerin yarım asırdan beri devam eden kurnazlık ve dar görüşlülüğünü ele verecek. Ve tabii nalıncı keseri gibi hep kendine kesen Türk diplomasisini de…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1029 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler