1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bağış'a neden kızıyoruz Anadolu'ya bağlandık zaten
Bağışa neden kızıyoruz Anadoluya bağlandık zaten

Bağış'a neden kızıyoruz Anadolu'ya bağlandık zaten

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği’nden sorumlu bakanı Egemen Bağış öyle bir demeç verdi ki ortalık toz duman oldu. Egemen Bağış bu demecinde, Kıbrıs’ta çözüm olmazsa Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bağla

A+A-

 

 

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği’nden sorumlu bakanı Egemen Bağış öyle bir demeç verdi ki ortalık toz duman oldu. Egemen Bağış bu demecinde, Kıbrıs’ta çözüm olmazsa Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmasının da bir seçenek olduğunu söyledi.

Bağış’ın, bu söylemine Kıbrıs’ta çözüm isteyen tüm kesimler haklı olarak karşı çıkarken, her zaman Kıbrıs’ta statükonun devamını savunan dünya konjonktüründen habersiz Anavatan! Yağcıları bu söyleme destek verdi.

Bu konunun siyasi boyutunu siyaset yazarlarına bırakırken, olayın sportif boyutuna bir bakalım. Aslında, bu konu gündemde iken geçtiğimiz Perşembe akşamı ve dün sabah olan iki sportif etkinlik “Türkiye’ye Bağlandık mı?” sorusuna yanıt verir gibiydi.

Bu etkinliklerden birincisi Türkiye’nin ünlü kulüplerinden Galatasaray’ın Kıbrıs’taki taraftarlarının kurduğu derneğin açılış töreni idi. Bu açılış için Kuzey Kıbrıs’a gelen Galatasaray Başkanı Ünal Aysal adeta bir ülkenin devlet başkanı gibi karşılanırken, bu açılışta Cumhurbaşkanı Dr.Derviş Eroğlu, Meclis Başkanı Dr. Bozer ile Başbakan İrsen Küçük, açılışa gelen ve çoğunluğunu Türkiye kökenlilerin oluşturduğu kalabalığın Galatasaray  ve Ünal Aysal’a yaptıkları tezahürat karşısında adeta kayboldular.

Aysal’a ve Galatasaray’a yapılan bu müthiş tezahüratı izleyen  bir yabancı ülke muhabiri Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olduğuna karar verirdi. Keşke bu açılışa Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye ilhak etmek isteyen Egemen Bağış’da davet edilseydi; o zaman kare tamamlanmış olurdu.

Diğer bir etkinlikte, dün sabah İstanbul’da start alan Dünya Yıldızlar Salon Atletizm yarışmalarında yaşandı. Bu yarışmalarda Türkiye Cumhuriyeti’ni 400m. Müsabakasında temsil eden sporcu Melis Redif Kuzey Kıbrıslı bir atlet.  Ne var ki, dünkü yarışmalarda bırakın Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bile temsil edemedi. Yarışma sonuçlarını duyuran NTV Spor spikeri Türk atlet Meliz Redif yarı finale kaldı derken, Kıbrıslıtürk adını bile kullanmadı.

15 Kasım 1983’de Türkiye Cumhuriyeti’nin bile sözde tanıdığı ancak, gerçekte tanımadığı KKTC’ye uygulanan spor ambargosu Kuzey Kıbrıslı sporculara da uluslararası arenayı sonuna kadar kapatmıştı. O günden beridir, başta BM’nin olmak üzere IOC, FIFA-IAAF gibi uluslar arası yasal zemin bizim için hayal oldu.

Evet, bu iki canlı örnekten sonra, sporda Türkiye Cumhuriyeti’ne fiilen bağlandığımız acı gerçeğini somutlaştıran örnekleri çoğaltabiliriz.

Örneğin,  Hentbol’da Mersin tescilli Beşparmak, Turkcell Engelli basket takımı, Fast-Break basketbol takımı, futbolcu Kenan Özer, Tenisci Suzan Pakan, atletizmde Meliz Redif dışında Yiğitcan Hekimoğlu ve Kutay Kırmızı, eskilerden Reşat Oğuz ya Türkiye Milli takımlarında ,yada Türkiye liglerinde birer Türkiyeli sporcu olarak yer aldılar.

Bu bağlamda, Bağış gibi adamlara kızacağımıza bizi Türkiye’ye bağlanmaktan tek önleyecek olan “çözüm”e sarılalım. Çözüm isteyen güçler başarısız olursa, kimse bizim Türkiye’ye bağlanmamızı önleyemeyecektir.

 


KTSYD  binası için ihaleye çıkıldı mı?

Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği yeni bir bina için kolları sıvadı. Bu konunda hazırlanan proje medyada tanıtıldı. Aslında, güzel ve çağdaş bir proje. Ne var ki, geçtiğimiz günlerde yıkılan ve inşasına başlanan yeni KTSYD binası önce Lefkoşa Belediyesi tarafından herhalde kurallara uyulmadığı için mühürlendi.

Daha sonra, bu mührün kaldırılması için Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğulları’ndan yardım istendi ve mühür kaldırıldı.

Ancak, KTSYD yönetiminden memnun olmayan bazı spor yazarı arkadaşlarımız ile konuşurken, yeni KTSYD binasının yapımı için ihaleye çıkılmadığı iddia edildi.

Bu konunda yaptığım araştırmada, KTSYD yönetim kurulu bina inşaatını ucuza getirmek için, spor ile ilgili müteahhitlerden katkı alma yoluna gittiğini öğrendim.

Burada, bu müteahhitlerin isimlerini vermek istemiyorum ama ihalesiz bir yatırımın hesaplarının nasıl denetleneceği bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Spor kurumları ile ilgili bu kişiler ilerde eleştirilmeleri halinde “binanızı biz yaptık” diyemeyecekler mi?  Bu konunda hassas olduğuna inandığım KTSYD yönetimi madem ki bu işi ihalesiz yapacaklardı, bari bir genel kurul kararı alsalardı.

Çünkü, ihalesiz ve şeffaf olmayan her icraat şaibeye açıktır.

 


Şikeye kurban aranıyor

Her dönemde, futbolda yaşanan şike iddiaları bu sezonda yine hortladı adeta. Bir süre önce, Cihangir-K.Kaymaklı maçı öncesinde hiç de etik olmayan bir şekilde Cihangir kalecisi Türkkan’a transfer teklif eden eski Kaymaklı Teknik Direktörü Mehmet Bolkan’dan sonra, bu kez K.Kaymaklı’da beşinci teknik adam olarak görev alan Vehbi Özerem, Düzkaya maçı öncesi çok yakın dostu olduğunu iddia ettiği Düzkaya futbolcusu Hüseyin Şevki’ye oynayacakları maçta rahat bir futbol oynamaları konusunda telefoniyen telkinde bulundu.

Konu ile ilgili konuşma bandını başkanı Mehmet Hulusioğlu ve iddialara göre K.Kaymaklı maçından bir hafta önceki Tatlısu maçı antrenmanında takım arkadaşları ile paylaşan Hüseyin Şevki ve Hulusioğlu bunu medya ile paylaştı. Ne var ki, bu konuşmalarda sadece Vehbi’nin sözleri yer alırken, Hüseyin Şevki’nin olumlu veya olumsuz yanıtı yer almadı. Bu nasıl şike teklifi anlamadım. Yoksa, Hüseyin Şevki’nin yanıtında çekindiği sözler mi vardı?

Bunun üzerine, olaydan haberi olmayan K.Kaymaklı Başkanı Ali Başman Özerem’in istifasını istedi.

 Ayrıca, olaya Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu da el attı ve olaya methaldar olan Vehbi Özerem ile Hüseyin Şevki’nin ifadeleri alındı.

Alındı da, bu konunda bir kurban aranmaya başlandı. Bu kurban olarak da, Hüseyin Şevki ile hiç de etik olmayan acemi tek taraflı bir konuşma yapan Vehbi Özerem pusuda bekleyen kişiler tarafından  seçildi.

Peki, Vehbi kurban edilmekle bu şike iddiaları önlenecek mi? Bugün olduğu gibi yarında olacak. Bu nedenle, Futbol Federasyonu ve hükümetler işi ciddi yasal zemine oturtacak düzenlemeleri ivedilikle yapmalı.

Evet, Özerem’in bir konuşması var. Bu konuşmada karşı tarafa daha mutedil oynamaları ,için telkin yapılıyor da karşılığında bir parasal veya başka bir teklif yok. Üstelik yanıtta yok.

 


Nostalji: Başbakan-Belge-H.Binatlı

Geçtiğimiz günlerde yedinci ölüm yıldönümünü andığımız Binatlı ile özdeşleşen futbolcu-teknik adam merhum İzzet Uçaner’in anma töreninde Başbakan İrsen Küçük ve emekli Tarih öğretmeni Hasan Binatlı da vardı.

Merhum İzzet Uçaner’in oğlu Dr. Erol Uçaner’in kayınpederi de olan Başbakan İrsen Küçük, Hasan Binatlı ve ben, eski Erenköy mücahitlerindeniz. YENİDÜZEN Genel Müdürü ve Yazı İşleri Müdürü sevgili Cenk Mutluyakalı’nın her zaman bana dediği gibi, son kalan Erenköy Mücahitlerinden biri olarak, bugün dünya görüşümüz çok farklı olsa da bu iki değerli arkadaşımla anma töreninde bir anı resmi çektik. Eee, yarın ne olacağı belli değil.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 571 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler