1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. B PLANI VAR MI?
B PLANI VAR MI?

B PLANI VAR MI?

1 Temmuz yanaştıkça, “B PLANI” sakızını çiğneyenler de artıyor… Ne var ki, bu söylemi dillendirenlerin (Tayyip ,Davutoğlu, Bağış, Eroğlu vd.) her biri farklı marka sakız çiğniyor… Tayyip bey çıkar, “Anlaşmamak da anlaşmadı

A+A-

 

 

1 Temmuz yanaştıkça, “B PLANI” sakızını çiğneyenler de artıyor…

Ne var ki, bu söylemi dillendirenlerin (Tayyip ,Davutoğlu, Bağış, Eroğlu vd.) her biri farklı marka sakız çiğniyor…

Tayyip bey çıkar, “Anlaşmamak da anlaşmadır…” gibi veciz bir sakız çiğner;

Biri çıkar, “Görüşmeler sonsuza dek biter; KKTC’nin tanıtımına hız verilir” sakızını çiğner; öteki çıkar “İlhak dahil farklı yollar gündeme gelecek” sakızını çiğner;

Bir başkası “KKTC’nin yerine Kıbrıs Türk Devleti’ni koyup İslam Ülkelerinin bizi tanımasını sağlarız” sakızını çiğner…

Farklı zaman ve mekanlarda farklı sakızlar çiğneyerek, boşuna çene kaslarını yoran “Türk yetkililerinin” tek ortak söylemi “1 Temmuzdan sonra müzakerelerin kesileceği” doğrultusundadır ama, ondan sonrası (diğer deyişle B PLANI) için ne yapacakları konusunda kafalarında net bir şey olmadığını bu çelişkili söylemlerden anlamak olası….   

Eroğlu, BM Genel Sekreterinin bu çağrıyı yapmayacağını bile bile.,“Genel Sekreter konferans çağrısı yapmazsa müzakere etmemin herhangi bir gerekçesi yoktur” diye demeçler patlatırken;

(diğer Türk yetkilileri gibi) inandırıcı olmadığını bile bile konuşuyor…

Yaklaşık iki yıl önce (14-11-2009)  yazdığım bir köşe yazımda, Türk tarafının HEDEFini şöyle özetlemiştim:

“Asıl hedef, (Özellikle Türkiye Yunanistan arasındaki yumuşama sürecinin hız kazanmasıyla birlikte) Önümüzdeki aylarda hız kazanacak olan “çözüm süreci”nin baltalanması… 

İlk durak Aralık 2009 (AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda atacağı adımları baltalamak); ikinci durak olası bir REFERANDUM’un da tarihi olabilecek Nisan 2010…

Son durak ise, (Mandırada otlamayı kabul etmeyen) Kıbrıslılar’ın iyice azınlığa itilip; Anavatan’ın kucağında bir “yarı devlet” statüsüdür(ya da “B Planı”diyelim)… 

 Bu Son şanstır” nutuklarının ardında yatan beklenti de budur… Ya, “Büyük Ortadoğu Projesi”nin çıkarlarına ( Bu yalnızca ABD’nin değil, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan gibi müttefiklerinin de çıkarınadır) halel getirmeyecek bir anlaşma olacak; ya da B PLANI  adım, adım yürürlüğe konacak…

Türkiye’deki Ergenokoncu güçlerin tercihi direkt “B Planı”dır… AKP hükümeti ise “A planı”ndan başlamaya niyetlidir; ama sıra “B Planı”na gelirse ona da hazırlıksız(ve karşı) değildir…”

Hedefin, çözüm süreci”nin baltalanması” olduğunu ve AKP’nin “B Planı’na “hazırlıksız(ve karşı)”olmadığını yaşayarak gördük…

Kimileri bu (çelişkili) B Planı söylemlerinin yoğunluk kazanmasını, Genel Sekreterin raporunu etkilemeye ve değiştirmeye yönelik olduğunu yapsa da; asıl hedef Çözümsüzlüğe oynamaktır…

Tayyip beyin, “Anlaşmamak da anlaşmadır…” sözü, (Cenk Mutluyakalı’nın da dün vurguladığı gibi) Denktaş’ın “Çözümsüzlük de çözümdür…” sözünün AKP sözlüğündeki karşılığıdır…

Tüm bu hamasi nutuklara karşın, Türk tarafının bir “B Planı” olduğu konusunda benim ciddi kuşkularım var…  

Yalnızca benim değil, bu nutukları sallayanların da kuşkuları olduğundan eminim…

Bu türden “(B/C/D…) planların dünya tarafından ciddiye alınmayacağını; uluslar arası hukuk yönünden “yok hükmünde” sayılacağını; müzakereleri (ağır aksak da olsa), yıl sonuna ( ya da Güney’deki cumhurbaşkanlığı seçim tarihine) dek  sürdürmek zorunda kalacaklarını onlar benden daha iyi biliyor?
Bu nedenle, tek hedefleri,  çözümsüzlük sürecini uzatarak zamana oynamak…
”Zamana Oynamak, ne mi kazandıracak?”

REFERANDUM’dan bu yana geçen sekiz yıllık süreçte, Türkiye’nin ve yandaşlarının neler kazandığına bir bakarsanız; bu sorunun yanıtını kolayca verebilirsiniz…

Peki biz (Türk Rum) Kıbrıslılar ne yapıyoruz?

“Anlaşmamak da anlaşmadır…” diyenlerle, çözümsüzlüğün suçunu karşı tarafa atmakla yetinenlerden bize hayır gelmeyeceğini bile bile oturup bekliyoruz…

Sesimizi, çözüm istencimizi dünyaya duyurmak için önümüzde güzel bir fırsat var…

1 Mayıs mitingi, “Barış ve Çözüm” istencimizi göstermek için güzel bir zemindir… Katılımcı örgütlerin ve insanlarımızın bu bilinçle meydanları doldurması ve bu istenci dünyaya haykırması gerekiyor…

Yapay/zorlama gündemlerle büyük mitingler organize edilemeyeceğini geçmiş günlerde gördük…

Bu nedenle, 1 Mayıs’ın önemi büyük… Ne olur, geçmiş yıllardaki gibi 1Mayıs’ı “görev savma” yılgınlığımıza malzeme yapmayalım…

“Var oluş Kavgasının” tek yolunun çözümden geçtiğini anlamışsak; bu fırsatı iyi değerlendirelim…

 



 

 

 

 

 

Bu haber toplam 845 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler