1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Ayyorgi’den Kömürcü’ye…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Ayyorgi’den Kömürcü’ye…

A+A-

Bir okurumuzun bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Kömürcü’de göstermiş olduğu alanda kalıntıları bulunan beş “kayıp” Kıbrıslırum’dan tümünün kimlikleri de belirlendi, cenaze törenleri yapılmaya devam ediliyor…

 

Bir okurumuzun bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine Kömürcü’de göstermiş olduğu alanda yürütülen kazılarda onlardan geride kalanlar bulunmuş olan beş “kayıp” Kıbrıslırum’dan beşinin de Kayıplar Komitesi tarafından yürütülen DNA testleri sonucu kimliklerinin belirlendiği ve cenaze törenlerinin yapılmaya devam ettiği öğrenildi.

Edindiğimiz bilgilere göre Kömürcü’de Kayıplar Komitesi’ne ve bize okurumuzun göstermiş olduğu alanda bulunan bu beş “kayıp” Kıbrıslırum’dan birisi 1949’da Meniko’da doğan Athanasis Kostas Athanasiu idi. 22 Temmuz 1974’te Girne’de “kayıp” edilmişti. Athanasis Kostas Athanasiu, evli idi… Cenaze töreni 16 Eylül 2017’de Leymosun’da yapılmıştı.

Bu beş “kayıp”tan kimliği belirlenen bir diğeri ise Andreas Lambris Lambridis idi… 1952 Lefkoşa doğumlu olan Andreas Lambros Lambridis, 26 Temmuz 1974’te Girne’den “kayıp” edilmişti. Bekardı… Onun cenaze töreni de 16 Eylül 2017’de Pera Orinis’te yapıldı.

Kömürcü’de kalıntıları bulunarak kimliği DNA testleriyle belirlenen bir diğer “kayıp” ise Kiriakos Aristidis Yeorgiu, 1950 Mia Milya doğumlu… 26 Temmuz 1974’te Ayyorgi’den “kayıp” edilmişti… Onun cenaze töreni ise 28 Ekim 2017’de Lefkoşa’da Makedonitissa’da yapılacak.

Kimliği belirlenenlerden bir diğeri Demetrios Pantelis Cirkakas… 1955’te Lefkoşa’da Ay Varvara köyünde dünyaya gelen Cirkakas da aynı gün “kayıp” edilmiş ve 12 Kasım 2017 Pazar günü saat 11.00’de köyü Ay Varvara’da düzenlenecek cenaze töreniyle toprağa verilecek.

Kömürcü’de kalıntıları bulunan bu beş kişilik “kayıp” Kıbrıslırumlar arasında kimliği belirlenen bir diğer şahıs ise Kostas Yeorgios Babutsis… O da 1945 Ayvarvara köyünde dünyaya gelmiş… Aynı gün “kayıp” edilmiş… Cirkakas’la beraber Ay Varvara köyünde 12 Kasım 2017 Pazar günü saat 11.00’de düzenlenecek cenaze töreni ardından köyünde toprağa verilecek…

Bu beş “kayıp” Kıbrıslırum’un yakınlarının acısını paylaşıyoruz, şimdi artık onlar da birazcık da olsa huzura kavuşacaklar…

Bu beş “kayıp” şahsın gömü yerinin bulunmasında emeği geçen çok değerli okurumuza çok teşekkür ediyoruz, Kayıplar Komitesi’ne de göstermiş olduğumuz alanda kazı yapmış olduğu için de sonsuz teşekkürler…

 

OKURLARIMIZ BAŞKA NELER ANLATMIŞTI?

26 Eylül 2017 tarihinde bu sayfalarda öyküsüne yer verdiğimiz “kayıp” Andreas Lambridis’in öyküsü, bu grubun nasıl “kayıp” edilmiş olduğuna birazcık ışık tutuyordu…

O tarihte bu sayfalarda şöyle yazmıştık:

“Bir okurumuzun yardımlarıyla kalıntıları Kömürcü’de bulunarak DNA testleriyle kimliği saptanan ve 16 Eylül 2017’de ailesince düzenlenen cenaze töreni ardından defnedilen Andreas Lambridis’in yakınları, “kayıp” edildiği günü anlattı…

Andreas Lambridis’in yakınları, iki “kayıp” kardeşten Andreas Lambridis’ten geride kalanların bulunduğunu, bunun için bize teşekkür ettiklerini belirterek, Andreas’ın bir “kayıp” kardeşi daha olduğunu, “kayıp” Kostas Lambridis’ten geride kalanların henüz bulunamadığını belirttiler.

Andreas Lambridis’in bir yakını şöyle yazdı:

“Yaptığınız çalışmaları takdirle karşılıyor ve sana çok teşekkür ediyoruz. Bizim bir “kayıp” dayımız daha vardır. Bu dayımız, Andreas dayımızın kardeşidir. Adı Kostas Lambridis’tir. 14 Ağustos 1974’te Kutsovendi (Güngör) köyünde kayıp olmuştur. Eğer onunla ilgili bilgi bulabilirseniz, lütfen bize haber veriniz. Tekrardan teşekkür ederiz…”

Andreas Lambridis’in bir diğer yakını ise bizimle şunları paylaştı:

“Sevgili Sevgül, çalışmaların nedeniyle sana ne kadar teşekkür etsek azdır.

Andreas dayım henüz 22 yaşındaydı, üniversite öğrencisiydi ve tatil için Kıbrıs’a gelmişti. İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyordu.  Ayyorgi’deki evinden Türk askerlerince alınarak “kayıp” edilmişti…

Annemin bana anlattığına göre, dayımız Andreas ve beraberindeki diğer dört kişi ateşkesin olduğu zaman evinde öğle yemeği yiyorlarmış. Askeri bir araç geçerken bunu Birleşmiş Milletler aracı sanarak yardım istemeye karar vermişler, Trimiti (Edremit) köyüne gitmek isteyeceklermiş çünkü orada Birleşmiş Milletler’in insanlara yardımcı olduğunu duymuşlar. Ancak duran askeri araçta Birleşmiş Milletler askerleri değil, Türk askerleri varmış. 

Oradan geçmekte olan bir Birleşmiş Milletler aracı da onları görünce durmuş. Sonra iki grup arasında çatışma çıkmış. Birleşmiş Milletler bu genç insanları almaya çalışmış ancak Türk askerleri buna izin vermemiş. Tümü tutuklanmış ve ondan sonra da “kayıp” edilmişler. Toplam beş kişi olan bu gruptan birisi orada kaçmaya çalışırken anında vurulup öldürülmüş. Dayım Andreas Lambridis’le birlikte üç arkadaşı tutuklanmış ve tümü “kayıp” edilmiş…

Umarım şimdi rahat uyur ve anısı sonsuza kadar yaşar…

Şimdi artık konuşmamız ve bu şiddet dolu geçmişin yaralarını sarmamız için birbirimize yardım etmemizin zamanıdır…

Senin çalışmaların temiz bir kalp ve kararlılık gerektirir, bunu biliyorum ve eminim ki bu süreçte bildiklerini içlerinde tutanların kalplerini iyileştiriyorsun çünkü nihayet gerçeği ortaya koyabiliyorlar…

Her gün bunca korkunç şeylerle karşılaşabilmek için çok güçlü olduğunu düşünüyorum…”

(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler – Sevgül Uludağ – 26.9.2017)

sevg-024.jpg

OKURUMUZ NELER ANLATMIŞTI?

Kömürcü’ye 2010’da, 2011’de, 2014’te ve 2016’da çeşitli kereler gitmiştim, bu gidişlerimde Kayıplar Komitesi yetkililerine sözünü ettiğimiz bu beş “kayıp” Kıbrıslırum dahil olmak üzere başka “kayıplar”ın da gömü yerini göstermiştik – göstermiş olduğumuz dere yatağında 1964 “kaybı” üç Kıbrıslırum’dan geride kalanlar bulunmuştu…

Temmuz 2011’de bu sayfalarda, 1974’te Ayyorgi’den Ağırdağ’a getirilen ve sonra da Kömürcü’de öldürülerek bir kuyuya atılan bu beş “kayıp” Kıbrıslırum’un öyküsüne ilişkin okurumun anlattıklarına yer vermiştim. Okurum o günlerde bu olayı şöyle anlatmıştı:

“…1974’te bu Kıbrıslırumlar, bir landroverde Ağırdağ’a götürülmüştü – Girne veya Bellapais’te yakalanmışlardı... Okuruma göre landrover Ağırdağ’daki kahvenin önünde durmuş, bu Kıbrıslırum esirlere eşlik eden birkaç Kıbrıslıtürk, kahvehanede kahve içmeye oturmuşlardı, Kıbrıslırumlar ise kızgın güneş altında, landroverin içinde onların kahvelerini içmelerini ve sonra da onları öldürmeye götürmelerini bekliyorlardı... Kahvehanede duran o birkaç Kıbrıslıtürk, bu çok “normal” birşeymiş gibi kahvelerini yudumlarken, esir alınmış Kıbrıslırumlar, landroverde ölümü bekliyordu... Kahvelerini bitirince, bu Kıbrıslıtürkler tekrar landrovere bitmişler ve bu esir Kıbrıslırumlar’ı bu dere yatacığında öldürmeye gitmişlerdi...

“Vurdukları Kıbrıslırumlar’dan birisi ölmemişti...” diye anlatmıştı bana okurum, “bu yüzden başına guspoyla vurmuşlardı...”

(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler – Sevgül Uludağ – Temmuz 2011)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 898 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar