1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ayrılıklar-Buluşmalar
Ayrılıklar-Buluşmalar

Ayrılıklar-Buluşmalar

Sevdiğim Makalelerim 8/10/1997 Yenidüzen Yenidüzen’den ayrılalı neredeyse 4 yıl oluyor. Çoğu ayrılık gibi o da tatsız ve hüzün vericiydi. Üstelik bu ayrılık, uzun süren bir aşkın bitmesi gibiydi. Atila İlhan’ın şiirinde vurgulamıştı:̵

A+A-

 

Sevdiğim Makalelerim

8/10/1997 Yenidüzen

 

Yenidüzen’den ayrılalı neredeyse 4 yıl oluyor. Çoğu ayrılık gibi o da tatsız ve hüzün vericiydi. Üstelik bu ayrılık, uzun süren bir aşkın bitmesi gibiydi. Atila İlhan’ın şiirinde vurgulamıştı:’’Ayrılık da sevdaya dahildir.”

Çok şükür, aramızdaki çatışma ve sonuçları çok keskin geçmekle birlikte düşünce çizgisinde kalmış, birbirimizin yüzüne bakamayacak düzeysizliğe düşmemişti. Her ayrılıkta yaptığım gibi sessizce kabuğuma çekildim ve zamanı ilaç niyetine kullandım.

Şimdi, gerek gazete gerekse okuyucularla buluşmanın yarattığı düşünsel hafiflik içindeyim. Ayrıca başarısızıkla biten ilişkinin yeniden kurulmasını bir başarı sayarak keyifleniyorum..

                                                      

Bu yıl, ayrılıklar ve buluşmalar denizinin derin sularında yüzüp durdum. Ayrılıkların acısı, buluşmaların neşesini gölgeliyordu.Ayrılırken eskimiş, buluşurken yenilenmiş hissediyordum kendimi. Ben hangisiydim?

Kendi kararımla, isteyerek bıraktığım mesleksel ilişkilere üzülmenin saçmalığından, o sıralarda sevgili oğlum Bilge’yi 17 yaşında ta Amerika’ya, üniversiteye gönderince kurtuldum. İstanbul hava alanında onu uğurlarken, ve son sarılışımda, göğsüme saplanan ağır taşların sızısını ilk kez taşıyordu bedenim.

Artık başka ayrılıklara dayanıklı, onlardan korkmaz oldum…

                                                               **************

Bireyler, sosyal varlık oluşları gereği, yaşamları boyunca yakın-uzak insanlarla ilişki kurarlar. Toplumsal yaşamda ise pek çok insanla hem doğal hem de zorunlu olarak ilişki içindeyiz.

Sizi hiç sevmeyen bir yargıç karşısına çıkma durumunda kalabilirsiniz. Okuldaki öğretmenizi, hastanede doktorunuzu seçme şansınız olmamakla birlikte onlarla iyi geçinmelisiniz. Mesleksel görev icabı, hiç anlaşamadığınız bir müdür ile sürekli ilişki içinde kalabilirsiniz.

Yıllardır bu tip ilişkileri yürütmekle sorumluyum. Beni seven,sevmeyen, ya da benim hoşlanmadığım çok kişiyle çalışmak zorunda kaldım.

Bir zamanlar, sık sık toplantılarda buluştuğumuz bir müdür, benden kurtulmanın çaresini toplantı düzenlememekte bulmuştu. Aylar geçiyor, toplantı düzenlemiyordu. Bakandan randevu aldım ve şikayetimi yaptım. Bakan müdürü çağırdı ve nedenini sordu. Müdür ‘’Ben Fatma hanımla çalışmam, bana eczacı düşmanı” dedi. Bakan da “Biraz ağır değil mi*” diye sordu. Ben de gerekçelerimi söyledim. Müdür, ben üye olduğum için bu kurulun başkanlığından istifa edebileceğini söyledi. İkimizin de beklemediği bir gelişme oldu. Bakan “Ver istifanı” dedi, müsteşarını bu göreve getirdi.

                                                               *********************

Kişisel ilişkileri bile, istediğimizle kurup istemediğimizle bozma şansımız kısıtlıdır. Yapılabilecek yegane şey ilişki derecesini ayarlamak ve diğer tarafa kabul ettirebilmektir.

Kıbrıs gibi küçük yerde, ayrılıkları ve ilişki derecesini ayarlamak zordur. Çünkü birey, yaşananları kendi içinde değerlendirmek, geleceği planlamak zamanına ve çevre koşullarından yoksundur. Çevrenin darlığı, değerlendirilmemiş veya planlanmış bir oluşuma yeni unsurlar katıp, işleri daha karmaşık hale getirmeye uygundur.

İnsanların yaşam içindeki ilişkilerini, sosyal durumları(kültürleri) şekillendirir. Ayrılmak, buluşmak, düşünmek, üzülmek, sevinmek, iş yapmak, çatışmak gibi duygusal olgular bir kültür düzeyinin göstergesidir.

Aynı kimliği taşıdığız toplum kültürünün bireye baskısı vardır. Toplum olarak ayrılıklar konusunda çok duygusal davranırız. Karşılıklı oturup sorunu mantıksal çözüme ulaştırmak yerine duygu ve öfke selinde boğuluruz.

                                                                  ******************

Tekrar ayrılıklar ve buluşmalara dönersek…

Çok sevip saydığım ve her yıl buluştuğum bir çiftin, 13 yıl oğullarıyla küslüğünü izledim. Korkunç bir durum..Oğullarının neye kırıldığını bilmeden, anlam veremeden yorumları içlerine gömdüler. Kaç kez barışma teklifi yaptılar ama reddedildiler.

Bu yılki buluşmamızda onları barışık ve birlikte buldum. İki taraf da eskiyi silme telaşındaydı. O 13 yıl geçmemiş gibi bırakılan yerden devam ettiler..

Şu kesin ki, yaşamda ayrılıklar ve buluşmalar hep olacaktır. Ama ayrılıklar hüzün vermeye devam edecektir. Çünkü ayrılık aşkın bir parçasıdır.

 

 

Yazıdan sonra:

 

* Yenidüzen’den  bir eleştiri yazım nedeniyle uzaklaşmak zorunda kalmıştım. Mücadele ettim ve geri döndüm..1989’dan Yenidüzen’de editörlük yapan tüm arkadaşların desteğini gördüm. Bu da meslekleri gereğidir..

 

* Bilge’yi uzaklara uğurladıktan sonra, annelik sorumluluğumla toplumsal görevlerimin, toplum yönünde ağır bastığını görüp kendimi sorguladım..Ben siyaset ve meslek grubumun içinde günlerimi gecelerimi mücadele azmi ile evimizin aleyhine harcarken bir de baktım çocuklar büyümüş, kuşlar gibi yuvadan uçmuş. Böyle yazıyorum diye, çocuklarıma bakmadım, eğitmedim, onları sevgiye boğmadım anlamı çıkmamalı. Bu sorumluluklarımı yerine getirirken belki de kendime ayıracak zamanları topluma verdim. Ama ayrılık acısı çocukları ön plana çıkardı, bu yönde kendimle hesaplaştım..

Konuyu çocuklarla paylaştım..Onlar beni teselli etti: “Anne sen dışarıda bu işleri yaptığın için bir ismin ve statün oldu. Biz memnunuz” dediler. Sağolsunlar.

 

*İnsanlar kamu görevinde, yetkili bir mevkide ise devlet görüşüne sahip olur. Bu kural değişmez. Benimle meslek çıkarlarında zıtlık yaşadığım müdür de ondan sonrakiler de aynı tutumu sergiledi..O müdürlerin bir kısmı emekli olup serbest mesleğe geçince, meslektaşları gibi düşünmeye başladılar. Şu da gösteriyor ki insana özgürlük yaraşır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1526 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler