1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. AYRILIKCILIK VE HAKİMİYETÇİLİK, ÇARE DEĞİLDİR. KROKE OLMA HALİ..
AYRILIKCILIK VE HAKİMİYETÇİLİK, ÇARE DEĞİLDİR. KROKE OLMA HALİ..

AYRILIKCILIK VE HAKİMİYETÇİLİK, ÇARE DEĞİLDİR. KROKE OLMA HALİ..

Gerçekten çok önemli günler yaşıyoruz. Güneyde, Green Tree’ den önce ve sırasında görüşülen ve güney adına verilen belge ve düşüncelere dönük olarak DİKO, EDEK, EVREKO üçlüsü, anti- federasyon temelde Başkan Sayın Hristofyas’a dönük olarak ağı

A+A-

 

 

Gerçekten çok önemli günler yaşıyoruz. Güneyde, Green Tree’ den önce ve sırasında görüşülen ve güney adına verilen belge ve düşüncelere dönük olarak DİKO, EDEK, EVREKO üçlüsü, anti- federasyon temelde Başkan Sayın Hristofyas’a dönük olarak ağır saldırılar başlattılar.

Ayni şekilde Kuzeyde’ de Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu’nun görüşmelerdeki etkili Temsilcisi Sayın Kudret Özersay’a dönük olarak Volkan Gazetesi manşetlerden ağır saldırılar yapmaktadır.

Ancak, güneyde Başkan Hristofyas’ın sözcüsü Sayın Stefanus Stefanu, Hristofyas’a dönük bu saldırılara cevap vermektedir. Fakat kuzeyde başta Cumhurbaşkanı Eroğlu olmak üzere, onu desteklediğini söyleyen UBP ve Hükümet ise bu saldırılara karşı cevap dahi vermemektedir.

GENEL MUHALİFLİK HALİ

Ayni şekilde güneyde, Annan Planına “ EVET” diyen DİSİ ve Sayın Nikos Anastaisiadis’ te Federal çözüm karşıtlığı üzerinden, bu saldırıları yapanlara dönük, federal çözüm tezini savunan her hangi bir cevap vermemektedir.

Ama ne acıdır ki kuzeyde de  Federal çözüme destek olan tüm kesimlerde, Volkandan kaynaklanan bu, anti- federal çözüm temelli saldırılara karşı  sessiz kalmaktadır.

Güneyde, Anastasiadis, “Genel Muhaliflik” duygusu içinde, Hristofyas’a dönük bu anti -federasyon temelli eleştirileri, gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimi adaylığı için sessizlikle karşılamakta. Hatta Sayın Hristofyas’a karşı başlatılan bu kampanyaya, siyasi faydacı bir anlayışla yaklaşmaktadır..

Kuzeyde ise çözüm isteyenler, özellikle görüşmelerde atılan bazı adımların ve görüşlerin, sorunu çözme dinamiğine tam anlamı ile katkı sağlamamasına karşın, bu konularda Cumhurbaşkanlığınca görüşmelerde ilk ifade edilen  tavır ile görüşlerden farklı ve meseleyi toptan da ret etmeyen, mülkiyet ve çapraz oy konusunda kısmi olarak esneyen  görüşlerle ilgili olarak, VOLKAN’dan, Kudret Özersaya gelen saldırılara dönükte susmaktadırlar. Bu yalnızca, bir genel muhaliflik hali mi? Yoksa umutsuzluğun yol açtığı bir kroke olma hali mi?

Ama ne isterse olsun, Cumhurbaşkanı bu saldırılara cevap vermeli idi.. Baksanıza Yeni Düzen Genel Yayın Yönetmeni, Cenk Mutluyakalı, köşesinde gerçekten çok önemli bir gazetecilik örneği verdi. Bir UBP milletvekilinin kendisine telefonda isminin verilmemesini de isteyerek söylediklerini yazdı.  Haspolat’taki, Vakıf arazisinin Külliye yapımı için verilmesi ile ilgili olarak, T.C Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Eroğlu ve İrsen Küçük’ü telefonla aradığına dair bir bilgi aktarımı ve bu konuşmayı yansıtan bir yazı idi bu. Cumhurbaşkanı Eroğlu, hemen bir açıklama yaptı. Doğru değil dedi..

“VURUN KELLESİNİ” DİYENE, MAKAM İÇİN KELLE SUNMAK MI MARİFET?

Peki,UBP milletvekilinin söyledikleri  için, hemen kaleme sarılan Sayın Eroğlu, kendi temsilcisi olan ve kendisinin sorumlu olduğu görüşmelerde, Kıbrıs Türk tarafının verdiği yeni önerileri ve yaklaşımları dile getiren Sayın Kudret Özersay’a dönük, bu ağır ve haksız saldırganlıklara YÖNELİK, neden bir açıklama yapmadı? Neden Mülkiyet ve Çapraz oy konusundaki bu görüşleri savunmadı.?  Bu çok mu önemsiz? “Müttefiki” ve seçimlerdeki destekçisi olan  Volkan ve o görüşteki insanlar, istediği zaman görüşme sürecinde, kendi adına, yakınlaşma adına, bence  yetersiz dahi olsa, adım atıldığı zaman,  buna itiraz edenler; bunu dile getirenlere dönük; “vurun kellesini” diyerek saldırdıklarında, esas sorumlu  görevde olanlar,  kendi görevlendirdikleri bu insanların,  “kellesini” verecekler mi? Ya da onları savunmasız mı bırakacaklar? Bu mu bunların, siyasi meşrebi?  Bu mu politikacı olmak? Bu mu dava savunmak?

Peki, çözüm konusunda kararlı olan insanlar ne yapacak? Bizce, yetersiz olsa da atılan olumlu bir adım veya dile getirilen bir görüş…  Bu adımı atanlar veya görüşü dile getirenler, bizden farklı olsalar dahi, onlara dönük;  Federal çözüm istemeyen kesimlerin ağır saldırısı haksızca geliştiğinde;  çözüm ve federasyon isteyen bizler, Genel Muhaliflik” duygusu içinde, onlara dönük bu saldırganlıklara dönük suskun kalarak, çözüme yardımcı olacak psikolojik ortama,  katkı mı sağlayacağız?

Yoksa,  esasa dair eleştiri ve önerilerimizle birlikte ve yetersizlikleri de dile getirerek, öneriler  eşliğinde, olmasını da ihmal etmeden; bu, anti- federasyoncu saldırganlığa karşı tavır takınmak mı, çözüm psikolojisine yardımcı olacak olan tavır? Bence budur. Genel Muhaliflik hali içindeki suskunluk hali ve” benden değilse başına geleni çeksin” anlayışı,  çözüme katkı sağlamaz ve sağlıklı değildir.

KUZEYDEKİ DEMOKRAT PARTİ İLE GÜNEYDEKİ DEMOKRAT PARTİ…    

Bakın, ayni gün basınımızda güneydeki “Demokrat Parti” DİKO’nun bildirisi ile Kuzeydeki Demokrat Partinin (DP) bildirisi yayınlandı. Her ikisi de artık Federal çözüm arayışının sonlanmasını talep etti. Güneydekiler, 1964 sonrası oluşan statükonun temelinde Kıbrıs’ın, Elen karakterli bir Üniter devlet olmasını öngördü.

Kuzey’dekiler de, 1974 statükosunda, biri Elen, öteki Türk karakterli iki ayrı Üniter devlet olmasını ön gördü. Ne acı, bunlara dönük tepki de görmedim, destekte.Tam kroke olma hali….

Ama ne isterse olsun güneydeki; DİKO, EDEK ve EVREKO’nun söylediklerinin arkasına saklanarak açıkça, Sayın Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu onlara destek verdi. Bakın ne dedi?

EROĞLU, ESKİ EVLİYAYI ÇAĞIRDI. AMA UNUTTU Kİ ESKİYE RAHMET OLSA, BİT PAZARINA….. 

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “BM’nin gerçekleri görme zamanı geldi. Dünya’da Federasyonlar yıkılırken, böyle zamanda Rumların federasyona karşı çıkmalarına rağmen, federasyon peşinde ısrarla koşmanın bugüne kadar sonuç doğurmadığı gibi, ihtimalinin de azaldığının görülmesi gerektiğini ve BM’nin bunların ışığında strateji geliştirmesi gerektiğini düşündüğünü” söyledi…

Şimdi global bir dünyada, hele ekonomik krizin de alıp başını gittiği bir zamanda, Sayın Eroğlu eski bildik Evliya’ya çağırıyor. “Dünyada federasyonlar yıkılıyor”. Halbuki, günümüzde, ulusal kimlikler ve dini inançlar üzerinde siyaset yapmak maalesef yol aldı. Bu bence çok tehlikeli . Bu ayrı.

 Ama gerçek budur. Sarsılan ve yıpranan da tersine “Üniter Devlet “esası temelinde olan yönetimlerdir. Hal böyle iken, anti- federasyon görüşlerine dayanarak bu esası görmeyen, Sayın Eroğlu, bize Irak’ı nasıl izah edecek? Suriye’yi nasıl izah edecek? İngiltere de bile Merkez Kaç eğilimlerin gelişmesini nasıl anlatacak? İspanya’nın bugün, demokratik birliktenliğini, sürdürmesinin esasının, üniter İspanya Devlet yapısının olabildiğince esnetilmesi olduğunu nasıl anlatacak? Fransa’nın bile merkezi devlet yapısını tartıştığını nasıl izah edecek?

Hele, AB’nin sorunları çözmek ve bunalımları aşmak için, Federal gelişmeleri tartıştığı ve ulusal egemenliklerin, demokratik tarzda merkezileşerek daha da daraltılması çabalarını, nasıl izah edecek? Üstelik ekonomide, çevrede, güvenlikte ve insan hakları ile demokraside, dünyada çok uluslu, uluslararası birliklerin geliştiği ve ulusal egemenliklerin daha da daraltıldığı çabaları nasıl anlatacak?

 Şimdi; DİKO, EDEK ve EVREKO’nun  arkasına saklanarak, BM’nin artık Federasyondan kaçması gerektiğini söyleyen Sayın Eroğlu, nereye varacak? Bakın bunların artık şaka kaldırır yanı kalmadı.

 Orta Doğuda, Sünni- Şİİ inancı  üzerinden, bu arayışların olduğu.  Çok sevdiğimiz, Türkiye’nin içinde kimlikler ve inançlar üzerinden tartışmaların olduğu ve birliğin, demokratik tarzda yeni arayışlarla pekiştirilmeye çalışıldığı. Bu temelde, Yeni Anayasa üzerinde durulduğu, bu aşamada, ayrılıkçılığı neden  gündeme taşısın, Sayın Derviş Eroğlu?

 AB’nin  merkezi düzenlemeleri, üzerinden;  “ulusal egemenliğin” geriye gittiği…Pek çok siyasi, ekonomik tedbirlerin ve düzenlemelerin geliştiği, Kıbrıslı Rumların çok sevdiği Yunanistan’da yaşananlar nedeni ile Yunan  halkının çok kritik günler  yaşadığı günümüzde .

Kıbrıs’ta, ulusal kimliklerin üzerinden Ayrılıkçılığı, “Türklerin”; Hakimiyetçiliği de AB üyesi “Rumların” savunması, her şeyi allem kalem etmeye adaydır..

Federal Çözüm, şimdi daha da önem kazanmıştır. Bu yüzden hem güneyde, hem de kuzeyde,  kroke olma halinden çıkmalı, gerçekten çözüm isteyenler genel muhaliflik  kültüründen de kurtulmalıdır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1312 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler