1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Aynı kefeye nasıl koyarız?
Aynı kefeye nasıl koyarız?

Aynı kefeye nasıl koyarız?

Geçenlerde, yeni bir hareket içerisindeki bir grup dost ziyaret etmişti, söylemiştim: “Siyasi partileri kötüleyerek bir yere varılamaz... Hepsi aynı mantığı, doğru değil. İnsanları siyasetten soğutuyorsunuz... Unutmayınız ki, günün sonunda, bu ülke

A+A-

 

 

 

 

Geçenlerde, yeni bir hareket içerisindeki bir grup dost ziyaret etmişti, söylemiştim:

“Siyasi partileri kötüleyerek bir yere varılamaz... Hepsi aynı mantığı, doğru değil. İnsanları siyasetten soğutuyorsunuz... Unutmayınız ki, günün sonunda, bu ülkeyi yönetmek için yine bu partilerden biri görev alacak!.. Tam aksine, ışık tutmak, yol göstermek ve yeni insanları siyasete katmak gerekiyor... Yoksa, günün sonunda, çok daha az sayıda “doğru-dürüst” insan kalacak siyasette ve bizi, yine onlar yönetecek...”

 

***

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi sendikal hareketinden bir grup akademisyen adına, dün cesur bir çıkış vardı...

Şu görüşler ortaya kondu:

 

“...Hayatımın her döneminde siyasetin tam ortasında oldum. Sol görüşlüyüm. Ama hiçbir zaman sağın düşmanı olmadım. Solda olmak adaletli olmayı gerektirir. O zaman yiğidin hakkını verip eğer doğru yaptıysa sağın doğrularını da ortaya koymak lazım. Kategorik olmaya gerek yok. Özetle önyargısız biri ve kimseye angaje olmamış bir insan olduğumu düşünüyorum. Tüm hükümetler ve hatta siyasi partilerin aynı olduğu söyleniyor.

Son 10 yılda bakanlarıyla, müsteşarlarıyla, müdürleriyle, DAÜ VYK'larıyla ve diğer tüm unsurlarıyla tüm hükümetlerle doğrudan muhatap olan bir vatandaş olarak şunu söyleyebilirim: CTP-DP'nin tüm hatalarını toplasak UBP'nin bir hatasını geçemez. Durum ekonomide de böyle, siyasette de böyle, eğitimde de böyle, hukuk alanında da böyle. Bu yüzden ahlaklı ve vicdan sahibi bir insan UBP ile CTP ve DP'yi aynı kefeye koyamaz. Anladığımız şu ki; biz söylemezsek kimse söylemeyecek. Yeni dönemde sendikal ve siyasi camiada yeni şeyler söyleme niyetindeyiz.

Ne gelenekleri kırmaktan korkuyoruz ne de birine borcumuz var. Vakit bulursanız diyeceklerimize kulak verin...”

 

***

 

Merakla bekliyoruz, kulak vermek için!...

 

 


 

‘Büyük’ proje !..

 

Meğerse “Büyük UBP Projesi”, Ankara’ya aitmiş...

Biz de İrsen Küçük’ün yalancısıyız, doğrusu...

UBP nasıl disiplinli bir parti olacak...

UBP nasıl kurumlaşacak...

“Ankara’nın desteği” ile “proje” ortaya konacak!

Acaba diyorum, artık ‘Üye’ ve ‘Delege’ defterleri de Ankara’da mı tutulacak?

Ne iş ha!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’taki temsilcisi, Büyükelçi’dir...

“Partiye özel” bu proje hakkında söyleyecekleri olacaktır herhalde!..

Biri, “Büyük Ankara Projesi”ni almış ardına, bir diğer “Derin Türkiye!..”

Tepişsinler bakalım!

Her gün biraz daha ‘kişiliksiz’, biraz daha ‘kuklalaşmış’, böyle bir siyasetle, acaba nereye?

 


 

Unutturmayınız!

 

Sayın Cenk Mutluyakalı,

Öncelikle sizleri tebrik etmek isterim, polisin (Pervin Gürler'in) Hüseyin Özgürgün’ün surat tahditi kamera cezalarını silme olayını ortaya çıkarmanızdan dolayı...

Belki haber eskimeye, unutulmaya başladı bile..

Bu konuda hiçbir adım atılmaması üzücüdür.

Polisin görevini kötüye kullanması gibi bir suç ortada dururken, ne Savcılık ne de Polis Müdürlüğü’nden bir açıklama yapılmamıştır.

Ülkemizde pekçok benzer gelişme takibi yapılmadığından, hasır altı edilerek, yapanın yanına kâr kalmaktadır.

Keşke gazeteciler bir suç takip ekibi kurarak, bu olayları sürekli pişirip pişirip, sonuç alınıncaya kadar basına sunsa...

Yoksa, tüm değerler önemsizleşecek ve adalet, hukuk gibi kavramlar sadece kağıt üzerinde kalacak.

Böylece toplum iyice içine kapanacak...

Çocuklarımıza örnek olarak gösterebileceğimiz ülkede hiçbir kişi ve davranış kalmayacak.

 

Saygılarımla

İsfendiyar Pilli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1095 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler