1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Aymarina, öğretmen olan kardeşimin ilk atandığı yerdi...'
Aymarina, öğretmen olan kardeşimin ilk atandığı yerdi...

'Aymarina, öğretmen olan kardeşimin ilk atandığı yerdi...'

Kıbrıslıtürkler’in resmi “Kayıplar Listesi”nde bulunan “kayıp” Mustafa Hüseyin Yalçın, Gönyelili idi… Henüz 22 yaşındayken “kayıp” edilmişti, Aralık 1963’te…Ayvasıl’daki toplu mezarlardan M

A+A-

 

 

 

 

Kıbrıslıtürkler’in resmi “Kayıplar Listesi”nde bulunan “kayıp” Mustafa Hüseyin Yalçın, Gönyelili idi… Henüz 22 yaşındayken “kayıp” edilmişti, Aralık 1963’te…Ayvasıl’daki toplu mezarlardan Mustafa Hüseyin Yalçın’ın da naaşının çıkarıldığı söyleniyordu ve Mustafa Hüseyin Yalçın’ın Tekke Bahçesi’ne gömüldüğü anlatılıyordu. Nitekim Tekke Bahçesi’nde de Hüseyin Yalçın’ın mezarı bulunmaktaydı…

Aslında Ayvasıl’daki toplu mezardan gerçekten çıkarılıp çıkarılmadığını bilmiyoruz çünkü Ayvasıl’daki toplu mezarlardan çıkarılanlar kimlik saptaması yapılmadan Tekke Bahçesi’ne gömülmüştü… Bu konuda 2007 yılında bu yazı dizisinde bulgularımızı geniş biçimde yayımlamıştık… Tekke Bahçesi’ne gömülenlerin kimlikleri, kendileri Tekke Bahçesi’ne gömüldükten SONRA, GİYSİLERİNE BAKILARAK yapılmıştı… “Acaba bu çizmeler kimin olabilir? Bayram Usta’nın çizmeleridir galiba bunlar” denilerek, bu şekilde “kimlik tanımlaması” yapılmaya çalışılmıştı. Nitekim Tekke Bahçesi’nde “Ayvasıl 1, Ayvasıl 2…” diye gömülenler olmuştu – bunların kimlikleri hiç saptanamamıştı… Hüseyin Yalçın’ın da, toplu mezardan çıkarılan giysilere bakılarak kimliği saptanmıştı – bu kimlik saptamasında bulunan Kıbrıslıtürk bana “Hüseyin Yalçın Aymarina’da öğretmendi, her zaman kırmızı kravat takardı. Ayvasıl’daki toplu mezardan çıkarılanların giysilerine baktık, bir takım elbise ve bir kırmızı kravat gördük, bunların onun giysileri olduğunu düşündük” diye anlatmıştı.

Ancak birkaç yıl önce, ortaya bir şahit çıkarak Hüseyin Yalçın’ın Ayvasıl’da öldürülmediğini, onun tek başına alınarak öldürüldüğünü, Tekke Bahçesi’ne gömülmediğini, başka bir yere gömüldüğünü öne sürerek Kayıplar Komitesi’ne “Aymarina’daki öğretmenin gömü yeri” olarak başka bir yeri göstermişti… Bu yeri ben de gördüm, henüz kazılmadı. O nedenle bu olası gömü yerinde gerçekten Hüseyin Yalçın’ın gömülü olup olmadığını bilmiyoruz. Kayıplar Komitesi bu yeri kazdığı zaman ve DNA testleri yapıldığı zaman, bu yere kimin gömüldüğü anlaşılacak.

Bu arada “kayıp” Hüseyin Yalçın’ın ablası Fatma Molla’yı Gönyeli’deki evinde ziyaret ediyorum ve bana bildiklerini anlatıyor. Tekke Bahçesi’ndeki mezarda kardeşinin olup olmadığını yüzde yüz bir kesinlikle bilmediğini, kendilerine böyle söylenmiş olduğunu anlatıyor. Tekke Bahçesi’ne gömü yapılırken, aileye haber verme zahmetine girmemişler. Mezarını da ailesi değil, onu gömen yetkililer yaptırmış.

Hüseyin Yalçın, Tahtagala’da öldürülen Kıbrıslıtürkler’in cenazesine gelmiş, sonra Gönyeli’de annesinin evine uğramış…

Annesi o gün fırını yakmış, ekmek salmış, zeytinli bidda salmış…

“Bekle pişsin da yeyesin oğlum, sonra giden” demiş…

Ablası Fatma Hanım da, “Gitme” demiş.

Ama Hüseyin Yalçın, “Ben Aymarina’da sorumlu biriyim, o nedenle gitmem lazım, otobüs kalkacak” demiş ve gitmiş… Bu, onu son görüşleri olmuş…

Aymarina’da öğretmenlik ilk görev yeriymiş ve son görev yeri olmuş – çünkü Aymarina’dan (Gürpınar) “kayıp” edilmiş…

“Kayıp” Mustafa Hüseyin Yalçın’ın ablası Fatma Molla ve eniştesi Hüseyin Molla’yla röportajımız şöyle:

 

SORU: Fatma Hanım, kaç yaşındasın?

FATMA MOLLA: 1935 doğumluyum, Gönyeli’de doğdum büyüdüm. Annemin adı Havva Veli, babamın Veli Mustafa. Üç kardeşidik. Sonunda soyadı aldıydı babam Gavranga diye. Ailesinden, dedelerinden bir lakaptı bu Gavranga.

Babam çobancılık ederdi, biz üç gardaş idik, Nesrin, ben Fatma ve Hüseyin… Hüseyin, Mustafa diye da bilinirdi. Mustafa Hüseyin Yalçın.

Babam çobancılık ederek geçindirirdi bizi, beraber bizi da götürürdü ovalara hep, yardım ederdik babamıza. Azıdı hayvanları, 20-25 tane koyun…

 

SORU: Hiç okula gitmediğini söyledin bana…

FATMA MOLLA: Ya, gitmedim… Gittiydim okula bir iki gün, bit geçti başımıza. O zaman da annem çok titiz bir insandı, koymadı bizi gidelim. Bir-iki gün gittim yani ilkokula, o kadar. Bitleninca, annem “Hayır, bu dava kapandı!” dedi, kızdı. Gayrı da hiç gitmedik yani okula. Nesrin benden küçüktü, birbuçuk yaş. En büyük benidim. En küçüğümüz oğlanıdı. Onu okuttular… Aslında annem çok isterdi okumamızı, öfkesinden tekrar bizi koymadı yani, annem da okumayı bilmezdi, “Çocuklarımı okudacam” derken, ondan sonra öyle olunca koymadı bizi. En küçüğümüz Mustafa Hüseyin Yalçın, okudu, öğretmen olduydu… Aymarina’ya (Gürpınar) tayin oldu, ilk işiydi o. Karışığdı, bu Türk-Rum davası varıdı o zaman da gene böyle, gizlin mizlin, oraya koydular ki kendini “Teşkilat” başkanı olarak koydular kendini.

 

SORU: Aymarina’da (Gürpınar) “Teşkilat” başkanı olarak koydular kendini yani… Ama Aymarina daha çok Maronit köyüydü…

FATMA MOLLA: Ama gene yakınıdı ya Şillura’ya (Yılmazköy)… Bir öğretmen daha varımıştı, Mustafa, Mehmet Raif’in oğlu…

 

HÜSEYİN MOLLA (Fatma Molla’nın eşi): Ben da Gönyelili’yim, 1933 doğumluyum.   Rumlar birisini yakalayıp tokatlamışlar, o da “Bana ne vurursunuz? Aha teşkilat başkanı Mustafa Hüseyin’dir” demiş… Ben Mustafa Hüseyin Yalçın’ı çok iyi hatırlarım, evliydik biz o zaman Fatma Hanım’nan. 63 olaylarında öldürülenlerin cenazelerine gittiydik biz üç defa, o da gelmiş üç defa, beni sormuş, “Mutlaka görmem lazım eniştemi” demiş, bulamadı, neydi da söyleyeceği sır, bilmeyik, kaldı, gitti… Benim hatırladığım kadarıyla Mustafa Hüseyin Yalçın’ı Aymarina’ya “Teşkilat” başkanı olarak tayin ettiydiler, Şillura’da (Yılmazköy) esas o bölgenin sorumlusu Mustafa Hacıali idi, komutan oydu, “Teşkilat başkanı” diyelim, o zaman komutanlık yoktu daha… Ona bağlıydı… Hatta birileri “Gel, kaçıyoruk” demiş, “Ben kaçmam” demiş bizimki… Hacıali bildirmiş güya… Kimi der, habersiz kaçmış onlar Aymarina’dan, yalnız kalmış orada…

 

SORU: Benim duyduğum Aymarina’dan kaçmaya çalışırdı son, yalnız.. Ve aldılar kendini…

HÜSEYİN MOLLA: O Musa öğretmenin bana anlattığına göre, kaçma bir şey yoğudu. İlk bunları almışlar, hepsini götürmüşler Koççinodrimitya’ya, orada polis karakolu varıdı. Onda onları epeyi dövmüşler.

 


KAZILARDA SON DURUM

 

Arçoz’da bazı “kayıplar”dan geride kalanlara bir kuyuda ulaşıldı...

 

 

Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde yürüttüğü kazılar devam ederken, Arçoz’da (Yiğitler) bir kuyuda bazı “kayıplar”dan geride kalanlara ulaşılmaya başlandığı öğrenildi.

Arçoz’daki bu kuyuya şimdi rampa yapılıyor ve kazılar büyük bir titizlikle yürütülecek.

Arçoz’daki bu kuyuya Trulli köyünden bazı “kayıp” insanların gömülmüş olabileceği söylentileri bulunuyor.

Bazı şahitlerin ifadelerine göre, 1974’te bir Kıbrıslırum köyü olan ve sınıra çok yakın bir noktada olan Trulli köyündeki Kıbrıslırumlar köyü terkederek kaçmışlar. Daha sonra Türk askerlerinden oluşan bir komando timi, köyü boş gördükleri için buraya girmişler ve köyden kaçmamış bazı Kıbrıslırumlar’ı alarak Arçoz’a (Yiğitler) getirmişler. Bu konuda bazı şahitlerin bu iddiaları konusunda herhangi bir bilgisi olan okurlarımı isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni aramaya davet ediyorum... Kuyudakilerin Trulli’den alınıp da Arçoz’a getirilen bu “kayıp” Kıbrıslırumlar olup olmadığı, kazılardan sonra yapılacak DNA testlerinde anlaşılacak.

Kayıplar Komitesi’nin kazı ekipleri halen Lefkoşa’da hapishanenin arkasında, Hamitköy’de (Mandrez), Sazlıköy’de (Livadya), Cihangir’de (Abohor-Ebiho), Bozdağ’da (Aspro Mutti), Strovulos’ta, Maşera’da ve Lefkonuk’ta (Geçitkale) kazılarını sürdürüyor. Maşera’da bazı “kayıp” Kıbrıslıtürkler’den geride kalanlar bulunmaya devam ediyor... Lefkonuk’ta da iki “kayıp” Kıbrıslırum’dan geride kalanlara ulaşıldığı öğrenildi. Bu iki “kayıp” insanın, yaşlı bir anne ve yaşlı kızı olduğu yönünde kuşkular bulunuyor ancak bu konuda da son sözü DNA testleri söyleyecek. Kazı ekiplerindeki tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara bu aşırı sıcaklarda “kolay gelsin” diyoruz.

 

 

 

Bu haber toplam 714 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler