AYIP!

AYIP!

Nazım Çavuşoğlu, siyasetin dürüst ve temiz isimlerinden olarak anılır. Bir eğitimcidir. Yıllarca bu ülkeyi yöneten en büyük partide Genel Sekreterlik, milletvekilliği ve bakanlık görevleri yapmıştır. Genel UBP siyasetinde sıkça rastlanan ötekileştiren v

A+A-

 

 

Nazım Çavuşoğlu, siyasetin dürüst ve temiz isimlerinden olarak anılır.

Bir eğitimcidir.

Yıllarca bu ülkeyi yöneten en büyük partide Genel Sekreterlik, milletvekilliği ve bakanlık görevleri yapmıştır. Genel UBP siyasetinde sıkça rastlanan ötekileştiren ve kendinden görmediğini dışlama hallerinden uzakta addedilir.

Gazeteciler için her mevkide kolay ulaşılabilir bir konumdadır ve basınla diyalogu da genellikle susmayı ya da sadece belli bir kanala konuşmayı tercih eden siyasetçilerden farklıdır.

Adı UBP Genel Başkan adayları arasında Cumhurbaşkanı kanadı temsilcisi olarak anılanlardan da biridir, Sayın Çavuşoğlu.

Son günlerde Eğitim Bakanlığı döneminde kaleme aldığı ve gündemi sarsan mektubu belli ki biraz da kurultay öncesinin yoğun rekabet ortamında özellikle gündeme getiriliyor.

Ama ne yazık ki bu mektubun içeriği ve anlamını ortadan kaldırmıyor. Mektupla ilgili kendi açıklamaları da kamuoyu vicdanını rahatlatmaya yetmiyor.

Çavuşoğlu, Türkiye dışında eğitim alan gençlerin kendi Türklük kültürlerinden uzaklaşarak ülkeye farklı düşüncelerle döndüklerinden yakınıyor. Ve “gelecekte de bizlere sıkıntılar getirecek bakış açısına sahip olacaklarını, şimdiden yer aldıkları eylemlerde görüyoruz” diyor.

Ve ne talep ediyor?

“Kıbrıslı Türk öğrencilerin Türkiye üniversitelerine daha kolay girişini sağlayın. Onlar daha çok Türkiye’de eğitim alsın, daha çok Türklük öğrensin” diyor.

“İngiltere’ye Amerika’ya başka ülkelere gitmesinler” diyor.

Acı olan, yukarıda görüş farklılıklarımızdan bağımsız olarak saydığım bu özelliklerle tarif ettiğim ve siyasette de geleceği parlak sayılan bir siyasetçinin kaleminden en sorumlu olduğu mevkide böyle cümlelerin dökülebilmesidir.

Siyasetçi demokrasi için vardır. Daha ileri ve aydınlık bir gelecek için çaba gösterir. Dünyayı sadece kendi görüşünden ibaret sayamaz.

Nazım Çavuşoğlu’nun imzaladığı ve dönemin Türkiye Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya gönderilen bu mektup samimiyetle beni üzmüştür. Çünkü ister sağ olsun ister sol ya da farklı bir tanımda, siyasi partiler ve siyasetçiler dünya görüşlerinin ötesinde daha gelişmiş demokrasiler için çaba sağladıkları sürece bir toplum ileri gidebilir.

Bunun için de demokrasi kültürünün içselleştirilmesi gerekir.

Ve eğer bir bakan, bir siyasetçi, böyle eylemler içinde olabiliyor, bunlara tenezzül edebiliyorsa, toplum olarak bundan sonraki günler için de umudun köreldiği bir noktada olduğumuzu ortaya koyar.

Ben samimiyetle üzüldüm.

Bir siyasetçi, bir eğitimci ve bir bakan olarak bir kişinin kaleminden çıkan bu cümlelere tanıklık etmekten zul duydum.

Kuzey Kıbrıs’ta eğitim kalitesinin her geçen gün düştüğü bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur. Dünyayı algılayabilecek gelişmiş teknoloji destekli eğitim imkanlarından uzak kaldığımız da ortadadır. Devlet eğitimine güvenmeyen çok sayıda kişi, ne pahasına olursa olsun, çocuklarını özel okul ya da Güney Kıbrıs’a göndermeyi tercih ediyor.

Ama sistem buna yeterince destek sağlamasa da bütün imkansızlıklara rağmen de çok başarılı öğrenciler yetişiyor.

Normal şartlarda, her şeyden önce bu öğrencilerin Türkiye üniversitelerine giriş için zaten özel bir ayrıcalığa ihtiyacı yoktur. Geçmişte olduğu gibi, milyonlarca öğrenci arasında yarışa girip, kendilerini kolaylıkla kanıtlayabilirler.

Türkiye üniversitelerine girişteki başarı grafiği düşüyorsa, burada değişen sistem yanında, kendi eğitim sistemimizin yetersizliğinin olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.

Yapmamız gereken ayrıcalık ya da kolaylık isteyerek öğrencilerimize Türklük aşılamak değil, evrensel eğitim sistemine onları entegre edebilmektedir. Nitekim bugün Güney Kıbrıs, Harvard’dan Yale’e, Oxford’dan birçok başarılı üniversiteye öğrenci gönderiyor.

Bizim sistemin buralardaki başarısı ortada ve geçmişe göre ne kadar geri gittiği de.

Bu açığın kapatılması ve sistemin daha ileri gidebilmesi için çalışmak yerine, birilerinden pohpohlama ve jurnallemeyle medet ummak acizliğine birileri kendi adına düşebilir.

Ama bu toplum bu kadarını da hak etmemiştir.

Samimiyetle bu mektubun gerçek olmamasını dilerim.

Ve bu düşünceleri paylaşanların gerçekten utanabilmesini.

Ama daha da önemlisi en etkin denetim mekanizması olan toplumun bunlar karşısındaki sosyal sorumluluğunu yerine getirebilmesini.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 762 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler