1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ayakta kalmak mucize'
Ayakta kalmak mucize

'Ayakta kalmak mucize'

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

Bu hafta Skylap İnşaat Direktörü Mehmet Kumser’le birlikteyiz. Deyim yerindeyse inşaatlarda büyüyen Kumser, bu sektördeki tecrübesini 5 yıl çalıştığı Libya’da geliştirmiş. Ülkesine 1979 yılında dönen Kumser, Skylap İnşaat ile yoluna devam etmiş; geçtiğimiz günlerde de “Business Initiative Directions” tarafından Altın Kategoride Uluslararası Kalite Ödülü’ne layık görülmüş. Ödülünü 28-29 Ekim’de Paris’te gerçekleştirilecek 26. Uluslararası Dünya Kalite Taahhütü toplantısında alacak olan Mehmet Kumser’in memleketin nasıl düzeleceğine dair bir de formülü var: “ B Harflerini sözlükten kaldırırsak sorun çözülür. Bize B harfi uymaz. B harfi ile başlar başımıza gelenler. Beceriksiz Başbakan, Bakan, Belediye Başkanları... Faiz yükleyen Bankalar, gelmeyen Barış, Bürokratlar... B harfi kalkarsa alfabeden, bu makamlar da kalkacak; Kıbrıs Türkü kurtulacak.”

“Ayakta kalmak mucize”

 

 

Dilek ÖNCÜL

·        Yenidüzen: Öncelikle şirketinizi tanıyalım.

·        Mehmet Kumser: Ben 1979’da Libya’dan Kıbrıs’a geldim. Beş sene Libya’da birikim elde ettikten sonra oradaki birikimlerimle buraya geldim ve şirketimi kurdum. Çok yufka bir şirketle başladık, sıfırdan. Ama ben bu işi bilirdim, çocukluktan başladım ve başardım. 32-33 yıllık bir şirketiz. Ben Libya’da İngiliz terbiyesi aldım beş sene. Malzemeden çalınma diye bir şey yoktur der İngiliz. Hırsızlık yapacaksanız da suyu çalmayın. Bina su almazsa ölür. Ben o eğitimlerden geldim. Kaddafi’nin villasında işledim, camisini yaptım, liman projelerinde çalıştım.

“ULUSLARARASI KALİTE ÖDÜLÜ”

 

·        YD: Uluslarası kalite ödülü aldınız. Bu nasıl oldu?

·        Kumser: Bu ödül bizi de şaşırttı. Biz internete girdiğimizde baktık ki uluslararası bir ödül almışız. Altın kategoride bizi seçmişler. Şok olduk. Nerden aldık bunu dedik. Bu ödül Dünya’da memnun bıraktığın müşterilerin ve ödül alanların tavsiyeleri çerçevesinde veriliyor. Ödül, bu yıl, Paris’te 29 Ekim’de verilecek. Ödülü duyunca şaşırdım çünkü ben kendimi o düzeyde görmem. Ama müşterilerimiz memnun kaldığı için, süreklilik arz ettiğimiz için uygun görmüşler. Bu kör-topal memlekette bunu da nasıl başardım o ayrı bir konu. Tabii ben aktif olarak çalışıyorum, toplumsal yazılar yazıyorum. Bunlara da birileri alkış tutmuştur diye düşünüyorum. Çeşitli dallarda verilen bir ödül. Bu yıl İnşaat dalında bize verildi. Çok büyük firmalar var. Daha önce 25 milyon müşterisi olan bir Hintli kazandı bu ödülü.Yani ben açık söyleyim günlerce sorguladık bu ödülü niye biz aldık diye. Ben olduğumdan fazla görünmek istemem hayatta. Olduğum bana yeter. Süreklilik arzetmek, müşteri memnuniyeti, sizi önermeleri var dediler. İngilizlerin yarım bırakılmış inşaatları vardı. Biz tamamladık. Onlar internet ortamına koydu ve bize teşekkür etti. Bu memnuniyet yayılır. Tabii benim toplumsal sorunlara duyarlılığım da rol oynadı diye düşünüyorum çünkü sadece inşaat olsa kendimi o düzeyde görmem. Vicdanen sorduğumda toplumda yaptığım hareketler, özveriler, dürüstçe çalışmalardan dolayı bu ödülü hak ettiğimi düşünüyorum.

 

·        YD: Sıkıntılarınız neler?

·        Kumser: Milletvekilleri, yasa yapan kişiler o kadar çıkmaza sokar ki bu sektörü inanılmaz. Kiracı girer malı gibi kullanır kırar döker evi, yasalar yetersiz, çıkmaz da ödemez de. Ev sahibi de yatırım yapmak istemez. Ne ev yapayım, alayım da başım ağrısın der. Bir başka sorun;  bir yeri satın almak istersin içinde ağaç yok ama satın alırken ağaç var orda devredemeyiz sana derler. Ağacı devralmak için çabalarsın, bulamazsın. Ne seçmen ne ölüm listelerinde yok. Bu benim başıma geldi. En sonunda o kişiyi bulursun ve ağaç hakkını satın alırsın. Ama arazinin içinde ağaç yok. Bu çok büyük bir zaman kaybı. İngiliz döneminden kalan bir sistem, bu kaldırılmalı veya değiştirilmeli. Mesela biz üç kişi ortak bir yer aldık. Üç tane ağaç var içinde. Binaları yapmaya başlarken kapıştık, ayrıldık. Yer satılığa çıktı, yeri ben aldım. Projemizi başlattık. Şantiye kurduk. Alalım malı derken dur dediler bir ağaç daha var içinde. Peki, biz üç kişi iken niye bu malı bize devrettin. Kusura bakma gözden kaçtı diyor bana. O gözden kaçtının maliyeti bize 44 milyar(eski para) vergi. Bu çarpıklıklar içerisinde hangisini anlatayım. Bunlar birebir yaşadıklarım. Ormanlık arazilerde inşaat yaparlar. Yolu yok, parkı yok. Amca, dayıya politikacılar her gün bir yeri tahsis eder. Anlamayan, hiçbir yatırımı olmadan bu işe giren çoktur. Biz nasıl ayakta kalalım. Bana göre ayakta kalan şirketler mucizeleri oynar.

“İNŞAAT SEKTÖRÜ ÖLDÜ”

 

·        YD: Ekonomik durum ortada. Satışlarınız ne durumda?

·        Kumser: Bu iş öldü. El birliği ile öldürdüğümüz bir çocuk de; ismi de inşaat. En verimli faydalı olacağım dönem. Kızım 5 lisan bilir damadım mimar, uluslararası ilişkiler biliyorlar ama ne acıdır ki üretmeyin bekleyin diyor birileri. Neyi bekleriz. Cartayı çekmeyi bekleriz. Bu korsan ülkede bu kadar.

“BATAN ÇOK, BATACAK OLAN DA...”

 

·        YD: İhalelere girebiliyor musunuz?

·        Kumser: Büyük ihaleler açılır ama aynı kulvarda koşmadığımız için göstermelik olur. Ben bir makine alacağım 10 TL gümrüğü var, mazotu var. Sen gelin yurtdışından, sana hiçbir şeysiz. Sadece gümrük parasını kurtarsan sana ihaleden kalacak olan para benden daha fazla. O zaman ben niye katılayım ihaleye. Biz ayda 3.5 milyon sterlinlik üretim yapardık. Artık ben hayatımda görmem öyle paralar. Ne işçisini sorgularsın ne getirdiğini sorgularsın. Paketi verecekler kendine, okuyacak; kendi ailesine para kazandıracak. Ben öyle görürüm. Ben 57 yaşındayım. Bunca yıllık tecrübem bana bunu gösterdi. Ben bu ülkede iş yaparken bir zamanlar köylere girmem yasaklandı. Arabamı yaktılar, teknemi batırdılar, ihalesiz ihale teklif ettiler. Yine dik durdum. Bugün Kıbrıslı vasıflı insanlarımız var, mimar-mühendis. Geçenlerde bir tanesiyle konuşurdum herşeyi battı, dükkanı kapattı, iş yok. Ama benim bu günahta suçum yok. Vicdanım rahat. Elimden geleni yaptım. Halk maalesef dilenme pozisyonundadır. Çok batan var, batacak olan da çünkü bu paket denilen şeylerin hiçbir maddesinde seni koruyacak bir şey olduğuna inanmam. Oysa çarşıyı üretime teşvik etmek lazım, alım gücünü artırman lazım. Sen şimdi bana faiz artı faizin faizini koyarsın, git ev al dersin. Alamaz. Alan da inşallah annem-babam yardım eder der.  İnşallahla maşallahla da bu kadar olur.

 

YD: Beklentileriniz neler?

Kumser: Beklentim çarşının ayaklanması. Halkımızın refaha kavuşması. 7.5 milyar nufüsu olan bir dünyada biz neyiz. Düzelme şansımız vardır. Olmaz diye kabul etmem. Olmaz dediler, kapılar açıldı bir gecede. Rumları görmek istemeyen ertesi gün kimlik kartı aldı. Bizde her an her şey değişebilir yani. Bir Annan çıktı geldi, bunun içerisini değiştirdi. Belki değişiklik olur. Olmazsa bu gömlekle çoğumuz üşüyeceğiz.


 “Annan Planı sonrasında piyasa şımardı”

 

·        YD: Ülkemizde inşaat sektörünün durumu ne?  

·        Kumser: Bana göre olması gereken yerde. Neden derseniz; biz becerikliyiz. Bu işlerden anlamayanlar öyle bir daldı ki bu sektöre. Bir örnek vereyim size. Bir tanıdıktan kömür istedim mangal yapayım, abi ben o işi bıraktım dedi. Yap-satcılığa başladım dedi. Bir bakarsın bakkal bile inşaatçı olmuş. Ama bilgi birikimin yoksa dalan bu işin içine balıklama ve beni de zarara sokarsın. Ben şimdi evi bitiririm, insanlar gelir kaç para diye sorar. Nasıl yaptın, ne malzeme kullandın diye soran yok. Ben işime aynı şekilde devam ederim ama olmam gereken yerde miyim, değilim. Çünkü onlarla savaşarak ayakta kalacaksın. Kömürcü arkadaşın geçenlerde herşeyi satıldı ve iş yerini kapattı. İnşaat sektöründe anlamayan insanlar işe burnunu soktu ve anlayanları da aşağıya çekti. Kalite de kaçtı. Ama biz kaliteli yapmaya devam ediyoruz. Daha fazla para harcarız ama kaliteli olur. Boğaz’da yaparım genelde inşaatlarımı. Türk mallarını tercih ederim. Gönyeli’de inşaatlarımız var. Annan Planı sonrası dönemde piyasa şımardı. Sorgusuz herkes daldı bu işe. Bizde kontrol mekanizması genelde sadece kağıtlardadır. Kağıtlarda kalan çalışma da yansımaz halka. Bir İngiliz, bir Alman, bu kadar sahtekarlığın olabileceğini düşünmedi. Bir kömürcüden gidip de ev alacağını düşünmeden geldi ve hepsi yarım kaldı. Böylece hep beraber çöktük. Olması gereken buydu bana göre. Ben yıllarca yazdım; şimdi bu toplum inanırmısınız ki bu yaşadığımız olaylarda suçsuz. Ben 12 yıl var sandığa gitmem. 12 yıl zarfında kapıma pankart yazarım, keçilerin koyunların sayıldığı bir yerde beni sayamazsınız derim. Neden bunu yaparım. Eğer sen bir memleketi domatesten salatalıktan ucuz, vatandaş diye sayısını çoğaltırsan ben de sana bunu yaparım. Küçük toplumlarla büyük toplumlar karıştırılmamalı. Türkiye 75 milyon,Çin’in nüfusundan 200 milyon alsak Türkiye’ye versek yarın sabah bir muhtarlık alabilir mi Türkiye, alamaz. O zaman ben de oy kullanmam.


 “Ekonomik tedbir... Size bu gömlek uygundur diyorlar. Ama bu gömlek bizi örtmez”

 

·        YD: Ekonomik paketler hakkında ne düşünüyorsunuz?

·        Kumser: Benim baktığım pencereden buranın kimin tarafından tam yönetildiği bilinmez.  Ben inanmam bu protokollerin de yapıldığına, yani birileri tarafından deniliyor ki size bu gömlek uygundur. O gömleği giyerler. Ben de diyorum ki bir yerlerimiz dışarda kalacak. Bu gömlek bizi örtmez. Tedbirler diyorsun, ne önlem aldın. Halka kredi mi veriyorsun, %1 faizle ödeme şansı mı veriyorsun gençliğe. Mortgage sistemini aktardın da kiracı hiç kalmasın, insanlar ev sahibi olsun diye şans mı veriyorsun. Yok öyle bir şey. Ekonomik tedbir dedikleri vergileri artırma, insanları korkutma. Yurt dışından buraya gelip hiç sorgusuz para kazanma şansı yakalayıp, buraya hiç bir şey bırakmayan insanların cirit attığı bir ülke. Mesela Dubai’de bir şirket kurmak istersin. Partnerin mutlaka yerli olacak. Bütün barkotlardan gelen kardan %1 alacaksın. Bu ülkede öyle bir şey mi var. Dıştan gelen hiçbir katkı koymadan her şeyi alır kaçar. Sana bir de gömlek verdiler, Kıbrıslılar tembeldir. Oysa bizim kadar çalışkan insan yoktur. İddialıyım bunda. Ben yurt dışında bulunduğum şirketlerde tek başıma en yüksek maaşı alan, mesaiyi kendi kendine yazabilecek kadar dürüst kabul edilen tek kişiydim, bin kişi arasında. Biz eskiden kahvelerde günlük ürettiklerimizle ilgili sohbet yapardık. Şimdi git, ahmak derler öyle insana, deli deli dövünür derler. Bize tembel deyip al sana mamma dediler. Ama çok büyük paralarla büyük adam olunmaz. Tuttuğunuz kadar balık yeyin. Ürettiğim gelsin bana.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Olmayan şey

Para: Güç

Döviz: Tehlike

Hükümet: Bulan varsa söylesin

Sanayi Odası: Sıçrama tahtası

Müteahhitler Birliği: Zavallılar

Medya: Yufka  

 

 

 

 

Bu haber toplam 1143 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler