1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Av, çevre ve yok ettiklerimiz
Av, çevre ve yok ettiklerimiz

Av, çevre ve yok ettiklerimiz

“Ciklalar yani öter ardış kuşları, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarını yaşam alanı olarak seçen türlerden biri. Yaz kış bu bölgede yaşıyorlar. Ancak ciklaların genç bireyleri kışı geçirmek için Türkiye’nin iç kesimlerinin yanı sıra; Kıbrıs,

A+A-

 

 

 

 

 

“Ciklalar yani öter ardış kuşları, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarını yaşam alanı olarak seçen türlerden biri. Yaz kış bu bölgede yaşıyorlar. Ancak ciklaların genç bireyleri kışı geçirmek için Türkiye’nin iç kesimlerinin yanı sıra; Kıbrıs, Tunus, Libya, Mısır, İsrail ve Lübnan kıyılarına kadar göç ederek yaşamlarını sürdürüyorlar.

 Avrupa ve Asya’nın en önemli kuş göç yoları üzerinde bulunan Kıbrıs’ta kafesler, yapışkanlı çubuklar ve ağlarla yapılan yasadışı kuş avcılığı özellikle göç döneminde kuşlar için büyük tehdit oluşturuyor. Her yıl milyonlarca kuş, bu yöntemle avlanıp, yasadışı yollardan lokantalarda servis ediliyor”

* * *

Yukarıdaki cümleler Türkiye basınından…

Kelimesi kelimesine doğru.

Evet, adamızda ne yazık ki kimilerine göre “kültür” olan bir vahşet yaşanıyor yıllardır.

Adına “av” dedikleri bu vahşet, artık dünyada da konuşulmaya başlandı.

Öter ardıç kuşları Kıbrıs’ın hem kuzeyinde hem de güneyinde avlanıyorlar.

Milyonlarca kuş, kışı geçirmek üzere geldikleri Kıbrıs’ta öldürülüyor!

Türkiye basınında çıkan haber şöyle devam ediyor:

“İşte Karadeniz kıyılarından Kıbrıs’a göç eden öter ardıç kuşlarından birinin başına gelenler, her yıl binlerce kez yaşanan trajediyi ortaya çıkardı. Bir kaç gün önce Kıbrıs’ta avcılar tarafından vurulan bir ciklanın (Turdus philomelos), Samsun’dan göç eden bireylerden biri olduğu tespit edildi.

 Bununla ilgili bir açıklama yapan Doğa Araştırmaları Derneği, 5 Şubat 2012 tarihinde Kıbrıs Karpaz Burnu’nda avcılar tarafından vurulan ciklanın, 21 Ekim 2011’de 19 Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi kuş halkalama uzmanı Dr. Kiraz Erciyas Yavuz tarafından  Samsun Cernek Kuş Halkalama İstasyonu’nda halkalandığını duyurdu. Açıklamaya göre, Emir Emirzade adındaki duyarlı bir yurttaşın bilgilendirmesi üzerine ortaya çıkan gelişme, kuşun bacağındaki ‘‘DA 06178” kodlu halka sayesinde tanımlandı”

* * *

İşte tam da bu noktada yıllardır dile getirdiğim görüşleri yeniden anlatmakta fayda görüyorum.

Kıbrıs’ta “av” konusu sürdürülemez noktaya gelmiştir.

Hem av sürdürülemez noktadadır, hem de çevremiz.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki ucube yönetim zaten oy uğruna her mevsimi ava açıyor.

Askeri bölgeler ve kentler dışında her yer de ava açık!..

Sulak alanlar dahil her yerde hiçbir ayrım yapmaksızın her kuşa ateş edebilme özgürlüğümüz var!..

Böyle avcılık mı olur Allah aşkına?..

Artık hayvan türlerini de yok etmek noktasına yaklaştığımız bu dönemde artık “sürdürülebilir” çevreyi konuşmamız gerektiğine inanıyorum.

Ve sürdürülebilir çevre için ilk adım olarak av bölgelerinin kademeli olarak azaltılması ve av dönemlerinin kısaltılmasını sağlamalıyız.

Bunları yapmazsak, 20 yıl sonra keklik ve ciklayı kitaplardan çocuklarımıza göstereceğiz.

Ve çok geç kalmış olacağız.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 854 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler