1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Atletizm, can simidi bekliyor
Atletizm, can simidi bekliyor

Atletizm, can simidi bekliyor

Her gün evden çıktığım zaman, ilk işim en yakın markete gidip gazete almaktır. Gazeteleri genelde tersinden çevirmeye başlarım. Bu bende alışkanlık halindedir. Benim gibi genelde spor ile uğraşan arkadaşlarımın çoğu da aynı alışkanlığı sergilerler sanırım

A+A-

 

    

Her gün evden çıktığım zaman, ilk işim en yakın markete gidip gazete almaktır. Gazeteleri genelde tersinden çevirmeye başlarım. Bu bende alışkanlık halindedir. Benim gibi genelde spor ile uğraşan arkadaşlarımın çoğu da aynı alışkanlığı sergilerler sanırım.

Her insanın bir yaşam biçimi vardır. Benim yaşam biçimim de sporla iç içedir.

Genelde her gün ülkemizde çıkan gazetelerin birçoğunu az veya çok okur ve incelerim. Özellikle spor sayfalarını. Hele bir de atletizm haberi varsa oraya odaklanırım. Bence atletizm ülkemiz geçlerinin en uygun ve en başarılı oldukları spor branşlarından biridir ve en başı çekmektedir. Ülkemizde bugünlerde atletizm dendi mi aklımıza ilk gelenler Meliz Redif  ve Yiğitcan Hekimoğlu olur. Tabii ki daha önceleri Reşat Oğuz, Ömer Yalçıner, Eser Erçin, Zafer Sukuşu, Dilek İyihasırcı ve onlar gibi birçok yetenekli atletimiz olanaksızlıklar nedeniyle en verimli zamanlarında atletizmden kopup gittiler. Bizler de onların bu kopup gidişlerine sadece baka kaldık.

Niye mi? diyeceksiniz. Cevabı ise belli. Ülkemizde sporu yönetenlerin sistemi kuramaması. Başarılı sporculara sahip çıkılamaması. Siyaset, hatır gönül ilişkisi ile iş yürütmek, bu benden, şu sizden, falan filan. Anlayacağınız masal anlatmak ve dinlemek.

İşte görüyoruz Türkiye milli takımlarında yer alan Meliz ile Yiğitcan’ın başarılarını. Dolaylı yoldan da olsa ne kadar başarılı olduklarını kimlerle yarıştıklarını. Peki yeni Melizler ve Yiğitcanlar için ne yapıyoruz? Cevap. Hiçbir şey.

Ersin Hocam çıkıyor, “Dibe vurduk” diyor. “Duyan var mı?” Var fakat duymamış gibi yapıyorlar. Ersin Hoca istifa etse atletizm düzelir mi? Hayır. Niye? Çünkü şu anda atletizm özerkliğin kaybetmiş gibi duruyor. Nerdeyse kulüpler sıfırlandı. İstifa ederse yerine birini birileri uydurarak “ATAR”lar.Yani atletizm varlığını sembolik olarak sürdürür.

Bu arada Ersin sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşımdır belirtmek isterim. Atletizm sevgisi inanılmazdır. Bu ortamda onun eli kolu da geçmişte bizim olduğu gibi bağlıdır. Belki de yönetim kurulunun altı da boşalmıştır. Bu onun işini daha da zorlaştırıyor. Atletizm tesis ve malzemesi tükenmiş, bütçe boş, kulüp nerdeyse yok, ses vereni, duyanı yok. Anlayacağınız atletizmin ülkemizdeki yıldızları şu an zirvede fakat atletizm dibe vurmuş birilerinin can simidini bekliyor.

Ülkemizde sporu yönetenler artık bu sesi duyun, ülkemizde atletizmin can simidine ihtiyacı var. Bu sporun geleceği için acil önlem alınması şart. Sayın Milli Eğitim ve Spor Bakanı eskiden okullarda atletizm müsabakalarına katılma zorunluluğu vardı, bu uygulamayı bir şekilde geri getirmenin yollarını bulmanız gerekiyor.

Bu uygulamanın atletizme inanılmaz altyapı katkısı var. Bugünün yıldızları da zamanında bu şekilde atletizme kazandırıldılar. Eğer en kısa zamanda gerekli yöntem tespit edilip hayata geçirilmezse atletizmin toparlanması çok zor olacaktır.

 

 

 

 

 

 

                 

 

Bu haber toplam 385 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler