1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ATEŞLİ' protesto ve BUNALIM!..
ATEŞLİ protesto ve BUNALIM!..

'ATEŞLİ' protesto ve BUNALIM!..

Geçen haftanın gündem yoğunluğu içinde gözden kaçmış bir haberin olduğuna inanıyorum. Söze başlamadan haberin ana başlığını aktarmakta yarar var: “İtalya'da bir müze, kesintileri protesto amacıyla sanat eserlerini yakmaya başladı!” Napoli'dek

A+A-

 

 

                                                                 

Geçen haftanın gündem yoğunluğu içinde gözden kaçmış bir haberin olduğuna inanıyorum. Söze başlamadan haberin ana başlığını aktarmakta yarar var: “İtalya'da bir müze, kesintileri protesto amacıyla sanat eserlerini yakmaya başladı!”

Napoli'deki Casoria Çağdaş Sanat Müzesi yetkilisi Antonio Manfredi, “bütçe kesintileri nedeniyle kültür kurumlarının hükümet tarafından zor duruma sokulduğunu” ifade ederek, eserlerin yakılarak imha edilmesi yoluyla, durumu protesto edeceklerini belirtti. Bu açıklama üzerine ilk eylemin gerçekleşmesi çok da gecikmedi ve geçtiğimiz Salı günü ilk tabloyu ateşe verdi. Manfredi’nin yaktığı ilk sanat eseri İtalyan ressam ve heykeltıraş Rosaria Matarese’nin bir çalışması oldu. İkinci gün ise, Fransız sanatçı Severine Bourguignon’un 10 bin Avro değerindeki bir eserini yakıldı. Manfredi, özel finansmanla ayakta kalan müzesinin destek bulamazsa kapanacağının altını çiziyor. Müzede bulunan 1000 eseri, sesi duyulmazsa teker teker yakacağını da belirtiyor.

Manfredi, “elimizdeki 1000 tablo zaten hükümetin kayıtsızlığı yüzünden tahribat yolunda” diyerek kesintilere karşı tepkisini ifade etti. “Sanat Savaşı” adı verilen söz konusu eylemde, haftada üç yapıtın yakılması planlanıyor. Sanatçılar, müze yanında yer alarak, söz konusu protestoyu desteklediklerini, açıkça, ifade ediyorlar. Yakılan ilk sanat eseri, bu protesto girişimini destekleyen ve olayı internetten izleyen Fransız ressam Severine Bourguignon'a aitti.

Avrupa çapında da sanatçılar bu protesto eylemini destekliyor.

Sanat Eleştirmenleri eylemi, “CAM Art War” adıyla yayılan uluslararası bir protesto hareketinin ilk kıvılcımı olarak değerlendiriyor.

AirSpace Gallery sanatçıları da Manfredi’yle dayanışmak üzere eserlerini yaktılar.

Galli Heykeltıraş John Brown, dayanışma amacıyla Pazartesi günü “Manifesto” adını taşıyan kendi eserlerinden birini ateşe verdi. Brown, BBC'ye yaptığı açıklamada, daha önce Casoria müzesinde eserlerini sergilediğini belirterek, sanat eserini yakma sonucu kaybetmenin kendisi için fazla üzücü olmadığını söyledi: “Oldukça çağdaş bir anlayışla çalışıyor ve sanatı icra süreci ile insanlarla etkileşimi, sanat eserini değerli bir nesne olarak saklamaktan daha önemli buluyoruz” dedi. Sonuç olarak “yakma işlemi”, ekonomik krizin ele alınış şeklini, protesto için, sembolik bir eylem, olarak sanatçı tarafından kabul gördüğünü gösteriyor.

İtalyan hükümetinin sanatta başlattığı kesintiler, aslında tüm dünya ekonomik bunalımın sonucu bağlamında, sanatçıları etkilediği bilinen bir gerçek! Ayrıca kesintiler, görsel sanat sınırlarını da aşıyor. Yunanistan örneğinde olduğu gibi, dünya çapında milyonlarca insanın bir bütün olarak yaşamını etkiliyor.

İtalya'nın borç krizi, geçen yıl başbakan Silvio Berlusconi'nin istifasına neden olmuştu. Kasım 2011 tarihinde istifa kriziyle başlayan yeni süreç, İtalya’da oldukça sancılı bir dönemin yaşanmasına ve daha yaşanacak ve de kriz bunalımına dönüşecek günleri de beraberinde getirebileceğini göstermişti. Berlusconi'nin istifası ardından başbakanlığa atanan Mario Monti, ülkeyi borç krizinden çıkarmaya yönelik kemer sıkma programını, yine Kasım 2011’de Senato'ya sunmuştu. Kemer sıkma önlemlerinin, ekonomik büyüme ve sosyal adaletle dengeleneceğini söylemiş ve Senato üyelerine hitap ederek “Avro’nun geleceği de önümüzdeki haftalarda atacağımız adımlara bağlı” sözleriyle gündeme gelmişti.

Bu sözlerden netlikle anlaşılan sonuç, şu olmuştur ki: kriz reçetesi Avrupa Birliği’nin taleplerine yanıt vermeliydi! İtalya senatosu kendini kapitale ayarlı programa bağlayarak, siyasetçiler yerine ekonomistlerin yer aldığı, bir kabinenin oluşumu, eski bir ekonomist olan Monti sayesinde ülkenin geleceği (!) adına çalışmaya başlamıştı.

“Bankacıların Hükümeti”ne ilk tepki, ülkenin dört bir yanındaki öğrenci heyetlerinin protestolarından gelmişti. Roma’daki eyleme binlerce öğrenci katılırken, Milano’da Monti'nin Rektör olduğu Bocconi Üniversitesi’ne yürüyen kalabalığa polis müdahale etmişti. Palermo’da da göstericilerin bir banka şubesine yumurta ve sis bombaları attıkları ve polisi taş yağmuruna tuttuklarını geçen günler içinde haber ajanslarından okumuş ve izlemiştik.

Yeni hükümet sert reformlar ve kemer sıkma önlemlerini hayata geçirmeye başladı.

Böylesi bir travma sürecinden sanat, sanatçı ve sanata bağlı tüm etkinlikler kısa sürede etkilenmeye başladı. Geçen zaman sürecinde sanattaki olumsuz yansıma etkilerinin getirdiği olayları kısaca anımsamaya çalışalım:

·        Sanat kurumları, ülkenin ekonomik sıkıntılarından fazlasıyla etkilendiklerini ve devlet desteğinin ve hayırseverlerin yaptığı bağışların kesildiğini belirtti.

·        Maxxi Çağdaş Sanat Müzesi, 2011'de fonlarında  %43 oranında kesinti olduğunu açıkladı.

·        Taşlaşmış insanların kenti Pompei'nin de ihmale uğraması yüzünden, geçen yıl uluslararası alanda kaygılar dile getirilmişti. Antik kentin bazı yapıları tamamen ya da kısmen yıkıldı; bunlar arasında çöken "Gladyatörler Evi" de bulunuyor.

·        Daha sonra Mario Manoti yaptığı açıklamada, yeni bir proje ile kalıntıların yeniden inşa dileceğini açıkladı.

Rönesans’ın parladığı ve dünyayı demokratikleşme sürecine yani, Bağımsızlık savaşlarıyla birlikte gerçekleşen toplumsal değişim platformuna taşıyan böylesi bir ülkenin, ekonomik durumunun fotoğrafının tek bir adı olabilir: Kaos!

Tablo yakma protestosunu, yaşanan ekonomik krizin yarattığı kısıtlama yaptırımlarına karşı, onurlu ve cüretkâr bir duruş olarak algılamaktayım. Bu benim şahsi görüşüm! Geçen hafta yaptığım birkaç fikir egzersizi sonucunda,  sanat galerisi sahibi/yöneticilerinin “eser yakma” eylemine pek sıcak bakmadıklarını gördüm. Ben böylesi ters koşulların her zaman yaptırımlara karşı en azından bir ses olabileceğine inanıyorum. Eser yakmak, kültüre atılan önemli bir yok ediş imzasıdır. Kültür gelecek olduğuna göre, bir ülkenin kendi sanat eserlerini böylesi bir kurumsal ve kişisel girişimle yok etme yolunu seçmesi, hem de tümden değil, teker teker acı çekerek ve çektirerek yapması: geleceğe bırakacağı belleğin yok oluşunu göze alması olarak yorumlanabilir.

II. Dünya Savaşıyla gelişen kapital çarkların arasında siyasetin yöntem ve yönetim mekanizmasına kapılan/kaptırılan “sanat piyasası” gibi can alıcı bir konuyu, bu aşamada, sözü fazla uzatarak, cümlelerin hedefini saptırma gibi görüyorum. Sözü yeniden toparlamak gerekirse; tablo yakma eylemini gerçekleştiren Manfredi, sözünü sakınmayan, radikal bir müze yöneticisi olarak biliniyor. 2005 yılında açılan galerinin sergilerinin büyük bir bölümünün de yerel mafyanın öfkesine hedef olduğunu burada belirtmem gerekir. 2009'da Afrikalı bir temsili kukla kazığa geçirilmiş olarak müze kapısına bırakılmış halde bulundu. Bunun nedeni müzede fuhuşla ilgili ve karşıt bir serginin düzenlenmiş olmasıydı. Fuhuş, bölgede organize mafyanın denetiminde, Afrikalı göçmenler tarafından yapılan bir iş olarak biliniyor. İtalya’daki en eski mafya örgütlerinden biri olan Camorra’ya karşı düzenledikleri cüretkâr etkinlikler nedeniyle kurum, sürekli tehdit alıyor. Manfredi, geçen yıl kaynak kesintilerine ve tehditlere dikkat çekmek üzere Almanya’dan sığınma talep ettiğini, bu hakkı alması halinde müzesini de yanına alacağını duyurmuştu. Almanya Başbakanı Angela Merkel’e yazdığı iltica mektubuna, ne yazık ki cevap alamadı!  Alman hükümetinden talebine yanıt alamasa da, Berlin’in meşhur işgal kolektifi Tacheles Squat müzeye “sanatsal sığınma” sağlamış ve Mayıs 2011’de müzenin mafya çetelerine karşı düzenlediği sergilere ev sahipliği etmişti.

Radikal karakteriyle, geçen yedi yıl boyunca, hem açılan sergiler hem de, 1000 dolayında sayısal açılımla belleğe aktarılan yapıtlara bakıldığında, sanatın ayakta kalma istemi ve direnişi mafyaya karşı bi’ nebze olsun başarıya ulaşmıştır.

Peki, hükümetin ekonomik kemer sıkma krizine karşı direnebilecek mi, Manfredi?

“Eser yakma” eylemine bakış: yılma üslubunun aksine oldukça radikal ve kararlı bi’ duruş!

Sanat mevcut siyasal sisteme karşı savaş açmıştır. Hâlbuki hep söyleriz: Dünyayı sanat kurtaracak! Ve sanatçılar dünyanın savaş politikalarının ancak sanatla aşılacağına inanır.

Bu ters koşullarda “savaş baltalarını çıkarmak” gerekli ve zorunlu bir eylem!

Bu haftalık da benden bu kadar!


 

http://www.bbc.co.uk/news/entertainment-arts-17754129

http://www.abc.net.au/news/2012-04-18/museum-starts-burns-artwork-in-anti-cuts-protest/3956846?section=entertainment

John Brown: http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=aeguUCcfIU8

AirSpace Gallery: http://vimeo.com/40720130

 

 

 

Bu haber toplam 861 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler