1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Atatürk Öğretmen Akademisi
Atatürk Öğretmen Akademisi

Atatürk Öğretmen Akademisi

Atatürk Öğretmen Akademisi, 1937 yılında Öğretmen Koleji adıyla yaşam bulan; Kıbrıs’ın derin, karmaşık ve çalkantılı yol alışına benzer şekilde ilerleyen 72 yıllık bir serüvenin hikayesidir aslında… Üniversiteler adası olmakla böbürlendiğimiz

A+A-

 

        

Atatürk Öğretmen Akademisi, 1937 yılında Öğretmen Koleji adıyla yaşam bulan; Kıbrıs’ın derin, karmaşık ve çalkantılı yol alışına benzer şekilde ilerleyen 72 yıllık bir serüvenin hikayesidir aslında… Üniversiteler adası olmakla böbürlendiğimiz bu ülkede, bir yüksek öğretim kurumu olarak üniversite olmaktan en uzakta ama o oranda da kendi alanı için bir marka olma yolunda ilerlemek adına çok ciddi potansiyele sahip olan bir eğitim kurumu…

 

Peki, ama bu potansiyel kullanılıyor mu? Yoksa tüketmeye doğru adım adım ilerleniyor mu? 

 

Atatürk Öğretmen Akademisi’nin geleceği nasıl olacak ya da nasıl olmalı sorularına yanıt bulacağımız dair hiçbir açıklama, plan, proje yok... Ancak 2012-2013 öğretim yılı için ne okulöncesi ne de ilköğretim programlarına öğrenci alınmaması, akademinin geleceği için pek de olumlu olarak yorumlanacak uygulamalar değil…

 

Öncelikle şunu belirteyim; bu yazı, Atatürk Öğretmen Akademisi’ni ayrıcalıklı bir kurum olarak görüp, sadece bu kurumdan ilkokul kademesine öğretmen alınmalı düşüncesini savunan bir yazı değildir… Gerek ülkemizdeki üniversiteler, gerekse Türkiye dahil diğer ülkelerdeki üniversiteler; mühendis, hukukçu, hekim, mimar, matematik öğretmeni, fizik öğretmeni, Türkçe öğretmeni, İngilizce öğretmeni yetiştirebiliyorsa elbette ki okulöncesi öğretmeni de, ilkokul öğretmeni de yetiştirebilir düşüncesini taşıyanlardanım… Atatürk Öğretmen Akademisi’nin kültürel ve tarihsel misyonunu koruyarak onu geliştirmek gerekliliği başka bir şey, okulöncesi ve ilköğretime sadece Atatürk Öğretmen Akademisi öğrenci yetiştirecek anlayışını taşımak başka bir şey… Ben ilk görüşü destekleyenlerdenim…

 

Ancak ne yazık ki, akademinin geleceği pek parlak görünmüyor… Bu öğretim yılı akademiye öğrenci alınmadı… Gelecek öğretim dönemlerinde de alınıp-alınmayacağı pek belli değil…

 

Atatürk Öğretmen Akademisi’ne öğrenci alınmamasının temel nedeni olarak; “okulöncesi ve ilköğretim kademelerinde öğretmen sayısının yeterli olduğu, daha fazla öğretmene ihtiyaç duyulmadığı” yargısı öne çıkarılmakta… Bu yargının bir an için doğru olduğu kabul edelim. Bu durumda çok daha sıkıntılı anlayışlar karşımıza çıkıyor… Çünkü bu anlayış;

·        Yakın gelecekte, bu ülkede yeni bir anaokul ya da ilkokul yapılmayacak demektir…

·        Okulöncesi eğitimde 4 yaş grubu eğitimini %100’e çıkartma hedefi yoktur demektir…

·        Öğrenci sayısı bakımından su an ilkokullarda 30’lu, 35’li, anaokullarda 20’li olan sınıflar daha aşağılara çekilmeyecek demektir…

 

 

Öte yandan Atatürk Öğretmen Akademisi Kuruluş Yasası’nda belirtilen ve kurulması öngörülen; ölçme-değerlendirme ve hizmet içi eğitim birimlerinden bahsedilmemektedir bile…

 

Oysa hem akademideki öğretim üyesi kadrosu, hem de akademinin yasal mevzuatı bu iki birimin kurulması için gerekli koşulları taşıyor… Daha sade bir ifadeyle; Atatürk Öğretmen Akademisi, bu ülkeye öğretmen yetiştiren ve Kıbrıs Türk Eğitim sisteminin ölçme-değerlendirme ve hizmeti içi eğitim sorunlarını çözebilecek önemli bir merkez olma potansiyeline sahipken, bu kuruma öğrenci almayarak, onu belirsiz bir geleceğe taşımak desteklenir bir anlayış değildir…

 

Atatürk Öğretmen Akademisi’nin, hem kültürel ve tarihsel geçmişi ile beraber taşıdığı misyonu, hem de birçok açıdan Kıbrıs Türk Eğitim sisteminin lokomotif kurumu olmak potansiyeline sahip olduğu aşikardır… Önemli olan bu potansiyeli işe koşacak yaklaşımı sergileyebilmektir…

 

 

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

Uluslararası Öğrenci

 

         Farklı bir şeydir öğrenci olmak… Öğrencinin bir yanı kötü gecen sınavlar, parasızlık, karmaşık aşk duyguları gibi olumsuzlukla dalga geçebilme cesareti taşırken, bir yanı gelecek kaygısıyla baş etmeye uğraşır…

 

Gerçekten farklı bir şeydir öğrenci olmak. Hele uluslararası öğrenci olmak çok daha başka, çok daha farklıdır… Her şeyin yanı başındaki arkadaşından, yani bir başka öğrenciden öğrenmektir aslında uluslararası öğrenci olmak… Hangi sinemaya gidilmeli, hangi semte ev tutulmalı, hangi konuya çalışılmalı, hangi marketten alış-veriş yapmalı ve hatta kimle sevgili olunmalı gibi birçok şey yine öğrenci olan arkadaştan öğrenilir… Üstelik öğrenci olmayan birisinin sözüne de pek güvenilmez…

 

Ülkemizde de çok sayıda yabancı ya da bu yazıda bahsedildiği şekliyle çok sayıda uluslararası öğrenci vardır... Eee, ne de olsa üniversiteler adası olmakla gururlanırız… Ancak bu gururdan ne kadarını hak ediyoruz diye diğer ülkelere söyle bir bakalım…

 

Türkiye’de 25 bin üzerinde yabancı öğrenci var. Bu öğrenciler en yoğunluklu olarak geldiği ülke 4 binden fazla sayısı ile KKTC… Türkiye’ye öğrenci gönderme sayısına göre KKTC’nin ardından Azerbaycan, Türkmenistan, Bulgaristan, İran, Moğolistan ve Yunanistan sıralanıyor…

 

Dünyada en çok yurtdışına öğrenci gönderen ülke 510 bin ile Çin… En çok tercih edilen yani en çok yabancı öğrenci alan ülke ise Amerika… Yaklaşık 750 bin öğrenci eğitim için ABD’ye gidiyor… Başka ülkelerden eğitim amacıyla İngiltere'de 350 bin, Fransa'da 250 bin, Almanya'da 245 bin, Çin'de 240 bin, Kanada'da 185 bin, Japonya'da 127 bin öğrencinin bulunuyor…

 

 

 

ANLAYANA - GÜLMECE

Kadının İyisi

 

         Kadınlarla ilgili araştırma yapan araştırmacılar, sözüne itimat edilen ve o yörede yaşanlar tarafından bilge diye nitelendirilen kişiye sorarlar:

-      Kadınlarla ilgili bir araştırma yapıyoruz. Kadınlarla ilgili çok önemli fikirleriniz varmış… Söyler misiniz? “Bir kadının iyisi nasıl anlaşılır?”

 

Bilge kısa ve net bir cevap verir:

-      Konuşmasına bakarım…

 

Bu yanıt üzerine araştırmacılar, ikinci soruyu sorarlar:

-      Ya hiç konuşmuyorsa?

 

Bilge yine kısa ve net bir cevap verir:

-      O kadar iyisine hiç rastlamadım…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 747 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler