1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Atatürk ile güreş tutan Kıbrıslı: Mehmet Saffet Engin
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk ile güreş tutan Kıbrıslı: Mehmet Saffet Engin

A+A-

Mehmet Saffet Engin; Türk Sosyolog, Eğitimci, Felsefeci ve Düşünürdür. Türkçe konusundaki duyarlılığından dolayı Saffet adını daha sonra değiştirmiş, “Arın” adını almıştır, “Arın Engin” adını da kullanmıştır. Engin bey 1900’de Kıbrıs’ta Girne’de doğdu. Babası İsmail Hakkı bey’dir. Babası adliyede Hakim imiş, annesi ise Ziynet hanımdır. Kıbrıs Lisesi’nde öğrenim gördü 1916-19 yılları arasında üç yıl Kıbrıs Lisesi’nde matematik ve tarih öğretmenliği yaptı. 1920’de New York’a gidiyor ve 1920-22 yılları arasında Amerika’da Türk Derneği Genel Sekreterliği yapıyor. Ve derneğin “Birlik” gazetesini çıkarıyor. 1922’den sonra beş yıl Kolombiya Üniversitesi’nde Eğitim, Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe okuyor.

1926’da lisans diplomasını alıp 1927’de yüksek lisans yapıyor. Aynı yıl Türkiye’ye gelen Saffet bey, 1927-28 yılları arasında Robert Kollej’de öğretmenlik yapıyor. 1928’den 1933 yılına kadar ise Gazi Eğitim Enstitüsü’nde İngilizce, Felsefe ve Sosyoloji okuttuğunu görüyoruz. 1929’da Cenevre’deki Uluslararası Eğitim Kurultayı’na çağrılıyor ve Türk Eğitim Sistemi ile ilgili bir bildiri sunuyor.

Saffet bey Çankaya’da da Atatürk’ün bir tür akademi olan sofrasında bulunmuştur. Bu sofrada bir gün Türklerin “milli sporu” olarak anılan Güreş ile ilgili söz açılmış, Alay’dan çağrılan er’ler güreştirilmiş. Atatürk: “ben de Saffet beyle güreşeceğim” demiş. Saffet beyle ceketlerini çıkarıp güreş tutuşmuşlar. Daha sonra diyor ki Atatürk: “Türk gençleri maddi manevi göründüklerinden daha güçlüdür”. Sonra soruyor Saffet bey’e: “sizin yaşınız kaç?” Saffet bey “otuz üç efendim” diye cevap veriyor. Ve Atatürk şöyle diyor ardından: “benim oğlum olabilecek yaştasın. Oğlumsun” .

Tabii Saffet bey bu söze mazhar olduktan sonra ölene kadar gençlere, çocuklara; Atatürk’ün fikirlerini anlatmayı kendine bir görev sayıyor.

1933’te Atatürk’ün emriyle Türk Tarih Kurumu Üyeliği’ne atanıyor . 1933-35 yılları arasında Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği yapıyor, yine 1935 yılında Atatürk, Alacahöyük’teki Hitit kazısı için kendisini görevlendiriyor ve Sümer tarihi, Hitit tarihi Eti tarihlerini yazması için Atatürk tarafından görevlendiriliyor. 

Ankara Halk Evi’nin çıkarmış olduğu “Ülkü Mecmua”larında köye öğretmen yetiştirmekle ilgili yazılar yazıyor. Onun bu yazıları; Köy Enstitüleri’ni hazırlık niteliği taşıyor. Bir dönem Gazi Lisesi’ne Felsefe ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atanıyor.

1942’de öğretmenlik mesleğinden istifa ederek Almanya’ya gidiyor. Bir süre kaldıktan sonra 1947-49 yılları arasında Londra ve Paris’te incelemelerde bulunuyor . 1966-67 yılları arasında da Bon ve Paris’e gittiğini ve Sümerler’le ilgili araştırmalar yaptığını görüyoruz. 1970’te de İtalya’ya gitmiş ve Etiler hakkında araştırmalar yapmış.

1928’den 1979’a kadar 35’e yakın kitap yayımladı. İlk kitabı; “Türkiye’de Demokrasi Inkilabı”dır. Demokrasi eğitimi üzerine çok duruyor. Demokrasiyi kendi arasında; cılk demokrasi, Atatürkçü Demokrasi diye ikiye ayırıyor ve özellikle bu eğitimin okullarda self Goverment-kendi kendini yönetim anlayışıyla başlaması gerektiğini savunuyor.

Türk Milli Vicdanı diye bir tezi vardı Saffet bey’in. Milliyetçiliği çok fazla ön plana çıkarır ama Türk Milli Vicdan diye daha farklı bir yorum getiriyor buna.

Amerika ve Almanya’da bulunduğu dönemde özellikle Alman felsefesini iyi biliyor. Hegel’in,  Kank’ın, Fihtey’in görüşlerden hareketle de kendi felsefesini oluşturuyor.

“Atatürkçülük Kültür Yayınları Dizisi” diye bir dizi başlatıp, buradan kendi kitaplarını yayınlıyor. “Muasır Avrupa Felsefesi” , “Muasır Avrupa Sosyolojisi” yayınladığı kitaplardan bazılarıdır.

1934 yılından sonra da Kıbrıs meselesiyle çok yakından ilgileniyor. Ve İngilizce olarak bu konuda üç tane kitap kazandırıyor okur dünyasına. 

Çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmak için eski Yunan ve Latin klasiklerinin Türkçe’ye çevrilmesi gerektiğini ve bunların okullarda okutulması gerektiğini savunuyor. Daha sonra Hasan Ali Yücel döneminde bu klasikler Türkçe’ye çevrilmiş ve okullarda okutulmuştur. Bu konuda Saffet bey şöyle diyortdu: “Ali Şir Nevayi’yi de okutacağız, Yusuf Has Hacib’i de, Kaşkarlı Mahmud’u da ama öte yandan Homeros’u da okutacağız, Ghöte’yi de, Dante’yi de. Bu şekilde Türk gençlerini Avrupa kültürüyle karşılaştıracağız. Bu şekilde bizim gençlerimiz Atatürk’ün gösterdiği hedefte gidebilir. Avrupa Çağdaş Uygarlığı’nın üstüne çıkabilir. ” diyordu.

Kendisi de daha 1927 yılında dönemin “Türk Yurdu” dergisinde Sofokles’in kitabını Türkçe’ye çevirmiş, onunla ilgili bir makale yayınlamıştı. Saffet bey’e göre Türk Milleti; bir Dünya Tarihi Milleti’dir. Ve bir insan bu millete iyilik yaptığında adını yaşatabilir.

Saffet 1979’da yaşama veda etmiştir.

(kaynak: Yr.Doç.Dr. Bahri ATA (Gazi Üni.) TRT programı-YouTube 5 Eylül 2014)

Bu yazı toplam 5274 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar