1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. At imzayı, kap parayı…
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

At imzayı, kap parayı…

A+A-

15 Temmuz 2015’te toplumun genel beklentisine uygun olarak kurulan geniş tabanlı reform hükümeti hemen hemen hiç reform yapamadan bitti.
Hükümetin küçük ortağı UBP parasızlığa daha fazla dayanamadı ve hükümetten çekildi.
Şimdi herkes kendine göre yorum yapıyor. Kimileri CTP’nin Türkiye hükümeti ile uyum sağlayamadığını UBP’nin bu nedenle hükümetten çekildiğini iddia ediyor. Kimileri Türkiye’nin artık hiçbir öneriyi kabul etmeyen CTP’den usandığını bu nedenle hükümeti sonlandırdığını iddia ediyor. Kimileri de CTP’nin kendi iç çekişmelerinin hükümet işlerine yansıdığını, CTP PM’nin her işe karıştığını o nedenle hükümetin doğru dürüst icraat yapamadığını iddia ediyor.
Elbette bu hükümetin yıkılmasını bakış açınıza göre istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Ama asıl gerçek bu yorumlardan farklıdır. Hükümeti bitirecen düğmeye Eroğlu bastı. Kısa bir süre önce Girne bölgesinde bir resturantta Eroğlu kendine yakın UBP’lilerle buluştu. Bu yemeğe Ersin Tatar ve Hasan Taçoy da katıldı. Hasan Taçoy o gece hala DP’deydi. Ertesi gün Taçoy istifasını verdi. Arkasından da diğer istifalar geldi.
Önce DP’nin dönüşümlü Başbakanlık talebini sıfırlamak gerekiyordu. Sayısı önce 12’den 8’e, sonra da 5’e düşürüldü. Böylece bir taşla birkaç kuş vuruldu. Hem DP 5 milletvekili ile grup kuracak minimum sayıya indirildi. Özdemir Berova bu nedenle DP’den ayrılmadı. Yoksa o da yolcuydu.
Bu çerçevede UBP’nin hükümetten çekilmesi için Özgürgün’ün ikna edilmesi gerekiyordu. Ona da “sen neden Başbakan olmayasın, neden Başbakanlığı CTP’ye bırakasın” dediler. Böylece UBP’li bakanların istifası gündem geldi.
Hükümetin asıl bozulma gerekçesi de meşhur “Ekonomik Protokol” oldu. Bugüne kadar kapalı kapılar ardında görüşülen ekonomik protokol önceki gün basına yansıdı. Herkes de bilgi sahibi oldu. Eğer yansıyanlar doğru ise bu protokolün altına değil CTP aklı başında hiçbir KKTC yurttaşı imza atmaz.
Neden mi?
Çünkü bu protokolle KKTC’ye verilecek para karşılığı bütün kurumları teslim alınacak. Yargı sistemi bile ellenerek KKTC’deki bağımsız yargı da ortadan kaldırılarak Türkiye’ye benzetilecek.
Zaten açıklandığı gün başta yargının en üst makamı olmak üzere herkes bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
UBP’nin yaklaşımı ise tam bir oportünist yaklaşımdır. “At imzayı, kap parayı biz işimize bakalım. İlla orada yazılanları yapmak gerekmez ya”.
UBP’nin bu yaklaşımı dün de aynıydı, önceki gün de, ondan önceki gün de hep aynıydı. At imzayı, kap parayı gerisini boşver.
Bu yaklaşım, yani Türkiye hükümetlerini ciddiye almama yaklaşımı, parayı alıp protokolde yazılanları yapmama ciddiyetsizliği TC Yardım Heyeti’ni doğurdu ve giderek güçlendirdi.
Türkiye “madem parayı alıp gereklerini yapmıyorsunuz öyleyse ben de kendi tedbirlerimi kendim alırım” diyerek TC Yardım Heyeti bünyesinde KKTC’nin her bakanlığa karşı bir müşavirlik yarattı.
TC kaynaklarının dağıtımı artık bu müşavirlerin onayı ile dağıtılır. Bu bağlamda belediyeler TC kaynağı almak için KKTC makamlarına değil yardım heyetine gider. Turizmciler, sanayiciler teşvik almak için buraya gider. Esnaf ve Zanaatkarlar da aynı yolu izler.
İş bu kadarla da sınırlı değil. Nereye cami yapılacak, nereye yol yapılacak, nereye imam ya da müezzin atanacak, nereye her ne yapılacaksa buradan geçecek. Hangi köyün su boruları değişecek, hangi köyün hangi yolları asfaltlanacak onlar karar verecek. Çünkü “parayı veren düdüğü çalar”.
İşte UBP’nin bu umursamaz yaklaşımı toplumumuzu bu noktaya getirdi. Ama UBP hala akıllanmadı. At imzayı, kap parayı anlayışından vazgeçmedi. Siz direnemezseniz bırakın bari CTP müzakere ederek daha iyi bir noktaya getirsin. Yok o da olmaz. At imzayı, bir an önce kap parayı dağıt ve seçime git.
Bu anlayış mahkum edilmeden toplum mahkum olmaktan kurtulamaz.
Bağımsızlar desteğinde UBP-DP hükümeti kuracakmış. Anlaşmışlar. Kursalar kaç yazar. Ya da anlaşsalar ne olur. Zaten hep beraber değiller miydi? Ne zaman ayrıldılar. İki-üç kişi dışında hepsi birinden ötekine geçip dönmüyor mu?

Bu yazı toplam 1169 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar