1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'AT GİBİ YARIŞTIRILDIK, ŞİMDİ GELECEĞİMİZİ GÖREMİYORUZ'
AT GİBİ YARIŞTIRILDIK, ŞİMDİ GELECEĞİMİZİ GÖREMİYORUZ

'AT GİBİ YARIŞTIRILDIK, ŞİMDİ GELECEĞİMİZİ GÖREMİYORUZ'

Kıbrıslı Gençlik Platformu'ndan gençlerle buluştuk, dertleştik

A+A-



Kıbrıslı Gençlik Platformu'ndan gençlerle buluştuk, dertleştik

"At gibi yarıştırıldık, şimdi geleceğimizi göremiyoruz"

-------------------------------------------------------
Kimlerle görüştük


·        Çağrı Dora, İstanbul Üniversitesi Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı öğrencisi

·        Kasım Aykent, Yıldız Teknik Üniversitesi, Elektronik ve Haberleşme Bölümü öğrencisi

·        Nuhcan Akçid, ODTÜ, Coğrafi Bilgi Teknolojileri Bölümü öğrencisi

·        Salih Örses, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü öğrencisi

·        Sıla Murat, İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü öğrencisi

-------------------------------------------------------


Toplumun pek çok kesimi için onlar "burs paralarını alamayan ve bağıran" çocuklar… Oysa… Eğitim sistemine isyandan mecburi askerliği, özel ders ve yarışmacı sistemden Türkiye'de yaşadıkları eşitsizliğe, Kıbrıs sorunundan din dayatmasına kadar pek çok konuda kaygıları ve önermeleri var… Bir de dertleri de bu ya, önerileri var ama dinleyenleri yok!..
----------------------------------------------------------------------------------------------




 

Cenk MUTLUYAKALI

 

Gençlik örgütlenmeleri, özellikle öğrenci hareketi anlamında son derece önemlidir.
Kıbrıs'ın kuzeyine dair demokrasi mücadelesine ve siyasetin geleceğine de çoğunlukla yön vermiştir.
Şimdi yeni bir kuşak var.
Ve çok farklı şartlar, bakışlar…
Onlar, doğdukları günden bugüne dünyayı avuçlarının içerisinde yaşayan bir kuşak.
Örneğin, yakın geçmişte, üniversite öğrencilerinin neredeyse tamamı Türkiye'de eğitim görürken, artık, önemli bir çoğunluğu Kıbrıs'ın kuzeyinde, denizi geçmeden yüksek öğrenim yıllarını geçiriyor.
Türkiye'de yine önemli bir kalabalık var tabii…
Ve Avrupa'nın, Amerika'nın farklı üniversitelerinde, sayılarını kimselerin bilmediği de bir öğrenci grubu…
Ne ilginç değil mi, "askerlik" kayıtları için erkek öğrenciler dışında, yurt dışındaki öğrencilerimizin "kaydı" dahi yok, hiçbir makamda…

* * *
Şu anki öğrenci hareketi içerisinde yer alan gençler doğduğunda, Sovyetler Birliği diye ülke yoktu!..
"Kıbrıs Cumhuriyeti" tamamen anlatıydı!..
Ancak…
Babaları, anneler, teyzeleri, ablaları gibi onlar da "Kıbrıs sorunu" ile doğdu, büyüdü!..
Büyüyorlar…
Ama kendi yurtlarında bir gelecek, göremiyorlar…

FARKLI BİR YÖNETİM MODELİ

Kıbrıslı Gençlik Platformu'nun bir anlamda yürütme kurulu üyeleri ile buluştuk…
Doğrusu, örgütlenme yapılarını tam kavrayamadığım gibi onlar da bu duruma şaşırmam karşısında, şaşkın!..
Ama gençler haklı!..
Galiba, biz, "ezberimizi" bozamıyoruz bir türlü!..
"Sovyetik bir yapımız yok, kendi içimizde rekabete girmiyoruz" diyor Sıla!..
Çağrı, "Yukarıdan atamayla bir yere gelmiyoruz, gönüllü bir görev yapıyoruz" diyor!..
"Sürekli, insanların birbiri ile rekabet ortamı aşılanıyor, ya da birinin ötekini yenmesi, alt etmesi, biz bunun dışında bir gelenekle örgütümüzü yönetiyoruz"  diye araya giriyor Salih…
Görev almak isteyen gençler, kendi aralarında iş bölümünü yapıyorlar…
Bir yönetim de belirliyorlar…
"Seçim nedir ki, hep birlikte açık toplantılar yapıyor, hep birlikte bir görev yapıyoruz, sorumluluklarımızı paylaşıyoruz,  herkes eşit düzeyde söz sahibi oluyor, böyle bir örgüt yapımız var" diye de özetliyorlar meseleyi!..
Birbiriyle didişmiyorlar, başkan falan da seçmiyorlar!..
Kimse kimsenin ayağını kaydırmıyor, kuyusunu kazmıyor, iktidar mücadelesi içlerini kemirmiyor yani…
Her hafta, kendi bölgelerinde toplantılar yaparak tartışıyorlar.
Üç, dört ayda bir de, olabildiğince, farklı bölgelerdeki öğrenciler bir araya geliyor.
Siyasi partilerle doğrudan bir bağları yok, biraz "etiketlenme" endişeleri var, biraz da "baskı altına alınma" çekinceleri.
"Siyaset illa ki siyasi partilerde yapılmıyor, öyle bir anlayış var çünkü… Siyasi partiler, farklılıklarınızla birlikte sizleri kendi içlerine katmıyor. Son sözü illa ki kendileri söylemek istiyor. Ya mutlak destek olacaksınız ya da onlar için çalışacaksınız. Doğrusu, siyasi partiler artık öğrenci hareketinden koptu" gibi bir düşünce koyuyorlar ortaya…

"BİZİM GELECEĞİMİZ NE OLACAK?"

Kıbrıslı Gençlik "umutsuz" olduğunu söylüyor.
Ama mücadelen kaçmak anlamında bir umutsuzluk değil bu, asla…
En önemli endişeleri "Bizim geleceğimiz ne olacak?" sorusu ile ortaya çıkıyor.
Öylesine ciddi bir "insani" endişe ki bu!..
Işık görmüyorlar…
Üniversite eğitimi sonrasında, hem Kıbrıs'a dönmek istiyorlar, hem de döndükleri zaman kendilerini nasıl bir geleceğin beklediğini çözemiyorlar, bilemiyorlar…
Toplumun pek çok kesimi için onlar "burs paralarını alamayan ve bağıran" çocuklar…
Oysa…
Eğitim sistemine isyandan mecburi askerliği, özel ders ve yarışmacı sistemden Türkiye'de yaşadıkları eşitsizliğe, Kıbrıs sorunundan din dayatmasına kadar pek çok konuda kaygıları ve önermeleri var…
Bir de dertleri de bu ya, önerileri var ama dinleyenleri yok!..






NUHCAN AKÇİD:

Türkiye'de okurken, sahipsiz kaldık.  Sigorta ödeyeceksek "yabancı" öğrenciyiz, başka durumlarda "TC yurttaşı" gibi !

<<… Türkiye'de şu anda ciddi anlamda Kıbrıslı Türk öğrencilerin yaşamını zorlaştırmak üzere girişimler var. Yeni bir yasal düzenleme ile artık TC yurttaşları dışında, tüm öğrencilere "sigorta zorunluluğu" getirildi. Biz, kimi zaman "yabancı" öğrenci oluyoruz, kimi zaman "TC yurttaşları ile eş" … Örneğin, sigorta ödemek gerekirse yabancıyız. Ama yabancı öğrenciler ücretsiz ulaşımdan yararlanması gerekirken, biz o zaman aynı muameleyi görmüyoruz. Tüm bu gelişmeler yaşanırken bize kimse bilgi vermiyor. Türkiye'deki Elçiliği arayarak soruyoruz, haberimiz yok diyorlar. Derdimizi anlatacak bir makam yok. Tam anlamıyla sahipsiz bir durumdayız. Sorunlarımızı anlatacağımız, karşılık alacağımız, sorularımıza yanıt verecek birileri yok... Sigorta olabilir. Ama zorlamayla olmaz. Özel sigorta şirketleri de var, bize seçme şansı verilebilir. Daha pekçok böylesi sıkıntı var, ancak, muhatabımız kim, bilemiyoruz… >>

 






KASIM AYKENT:

<<… İşlerine geldiklerinde "bizdensiniz, aynıyız…" Ama eğer biri sizden para alacaksa, o zaman, "siz farklısınız…" . Üniversite harçlarında da bir sıkıntı var. Kimi üniversiteler farklı bir tarife uyguluyor, kimileri TC vatandaşları ile eş bir rakam belirliyor.  Üniversiteler arasında bir adalet yok, bir eşitlik yok. Tüm uygulamalarda durum bu. Sonuçta biz, illa ki TC vatandaşı öğrencilerle eş tutulmak istemiyoruz ancak kendi içerisinde bir tutarlılık, bir adalet olmalı. Ne yapacağımızı bilemiyoruz, hastaneye gittiğimiz ne zaman ne yapacağız, Bakanlık farklı söyler, Elçilik farklı…>>

 

 








SILA MURAT

"Askerlikte VİCDANİ RET tanımlanmalı"


<<… Mecburi askerlikle ilgili tartışmalarda tavrımız net. Öncelikle "vicdani ret"in tanımlanmasını istiyoruz. Şu anda üzerinde çalışılan tasarı ile Kuzey Kıbrıs üniversitelerinde "doktora" yapanlara da bedelli askerlik hakkı verilecek. Bu biraz paran varsa oku, daha fazla paran varsa bedelli yap anlayışı… Biz, vicdani ret hakkının tanımlanmasını istiyoruz. Nihai amaç ise "zorunlu askerliğin kaldırılması…" Bedelli askerliğin ücretinin 4 bin sterlinden 2 bin sterline indirilmesi; yurt dışında geçirme zorunluluğu olan sürenin 4 yıldan 1 yıla indirilmesi… Mecburi askerliğin 3 aya indirilmesi gibi geçmiş çalıştaylarda alınan kararlar da var. Ancak vicdani ret hakkının tanımlanması önemli. Mecburi askerlik yerine, alternatifi sivil hizmetin nasıl yapılması gerektiğine dair dahi önerileri var, üzerinde çalıştık…>>


 






SALİH ÖRSES

"Ezberci bir eğitim ve gereksiz bilgiler yığını var"

"Bu yarışmacı düzenin, sınav sisteminin kalkması gerekiyor.  Eğitim sistemimizde ne yazık ki ailelerle iletişim yok ve aileyi de eğitmeyi düşünmüyoruz. Toplumsal algı nasılsa, çocuk da bu yönde eğitim alıyor. Bu çok kötü bir sistem. Aile eğitim Merkezleri'nin acilen kurulması gerekiyor. Çok daha bilinçli bir aile yapısı olması şart. Bir stratejimiz yok. Ezberci bir eğitim ve gereksiz bilgiler yığını var. Yaratıcı bir eğitim yok. Okullarımızda kütüphaneler öğrencilerden uzak… Çocuklar koleji geçsin, birinci olsun gibi bir yarışma anlayışı hakim. Bu anlayışla geldiğimiz nokta ortada. Bilgi toplumu olmak istiyorsak, üniversiteler ile devlet iç içe olabilmeli… Yarıştırma ve sınav sistemi, Avrupa Birliği'nin anlayışında artık zaten yok. Bizler de at gibi yarıştık ancak sıkıntılarını gördük."



 






ÇAĞRI DORA


"Kimya dersine git Çağrı, oradan çık Biyoloji dersine git Çağrı!.."

"Koleje girdiğim zaman kendimi bambaşka bir ortamın içerisinde bulmuştum. Tamamen değişik bir ortam. Özel derslerle tanıştım. Kimya dersine git Çağrı, oradan çık Biyoloji dersine git Çağrı!.. Matematik'e git çağrı… Çünkü eğer bu özel derslere gitmezsen sınıfı geçemezdin… Normalde bir dersten 4 alırken, sadece o öğretmenin özel dersine giderek, bütünlemede 9 aldım!.. Yani bu özel ders sürecinde bende farklı bir bilinç, süper bir zeka gelişmişti herhalde (!)"

 

 







Siyasi partilerle "iç dışlı" değiller

Siyasi partilerle ilişkilerini soruyorum gençlere… Ve siyasetle… İşte söyledikleri:

·        "Anne babalar siyasetin kötü olduğunu deneyimledi, şimdi, bu kötü deneyimler karşısında çocuklarını siyasetten uzat tutmak istiyorlar. Tabii, şunu da görmek ve anlamak gerekiyor, bugün siyaseti üreten sadece partiler değildir. Yani, bir siyasi partiyle iç içe değiliz diye, siyaset yapmadığımız anlamına gelmez. "

·        "Bir siyasi partinin tam anlamıyla paralelinde olmak gibi bir durumumuz yok. Siyasi partilerdeki bakış açısı da şu, ya tamamen hem fikir olacaksınız,  ya da karşı… Doğrusu, partilerde eleştiriye tahammül sınırı çok düşük. Nedense siyasi partilerle eşit düzeyde iletişim kurulamıyor. Mutlaka ki, baskıcı oluyorlar."

·        "Giderek, toplumsal sorunların tartışıldığı ortamlara öğrencilerin katılımı azalıyor. Genel olarak öğrenciler arkadaş grupları ile birlikte olmayı tercih ediyor, ya da sosyal eğlencelerde bir arada olmayı. Ancak ciddi, toplumsal tartışmalardan kaçınan da bir yaklaşım var. Bu önemli bir sorundur."






BAŞKA NELER SÖYLEDİLER?

"Derdimiz para değil, bilgi sahibi olmak"

 

·        "Burslarımız bazen üç ay gecikmeyle yatıyor, bazen daha sonra. Bilemiyorsunuz!.. Bilemediğiniz için yaşamınızı düzene koyamıyorsunuz. Bursların hangi ay ödeneceğini kimse size söylemiyor. Bizim tek istediğimiz, bilgi sahibi olmak. İsyanımız, aman paramızı alamadığımız için değil. Sadece bilgi sahibi olmak, düzenimizi bilmek istiyoruz. Aslında sürekli geciktirerek, iki aylık bursumuzu iç ediyorlar… Bilgi vermiyorlar… Adeta öğrenci ile alay ediyorlar"

·        "Din Kültürü ve Ahlak dersi, seçmeli olmalı… Müfredatın nasıl uygulandığı da denetlenmeli. Ayrıca öğrencilere tüm dinler anlatılmalı…"

·        "Öğretmenlere belli staj sorumluluğu ve mastır, doktor sorumluluğu getirilmeli. İlkokul, ortaokul, lise düzeyinde eğitimcilerin de eğitim standardı yükseltilmeli, uzmanlığa önem verilmeli…"

·        "Eğitim sisteminin sanata bakışı da değişmeli. Şu anda eğitim sistemimizde sanata yaklaşım çok yetersiz."

·        "Hem sistemi (statükoyu) savunuyoruz, hem de değişimi. Ama görüyoruz ki muhafazakar, giderek daha tutucu bir toplum yapısı da karşımızda duruyor."







VE KIBRIS SORUNU!..

·        "Son süreçte şunu düşünmeye başladık. Liderin ya da yukarıdaki karar vericilerin dışında da hareket etmek, strateji belirlemek gerekiyor. Özellikle Kıbrıslı Rumlarla ilişkilerimizi ilerletmeli, iletişimi artırmalıyız…"

 

·        "Ümitli değiliz… Çok bir umut ışığı görmüyoruz. Ancak sonuçta kaybedecek olan Kıbrıslı Türkler'dir… Acı gerçek budur. En fazla acıyı biz çekeceğiz"

·        "Geçmişle hesaplaşmalı, yüzleşmeliyiz. Hemen herkesin, tüm süreçlerde gösterdiği duruş adına kendini sorgulaması gerekiyor…"

·        "İki toplumlu buluşmalar için çok çabamız oldu, güneyden beklediğimiz, arzuladığımız geri dönüşleri de alamıyoruz…"

·        "Kıbrıs sorununun çözümü, pek çok sorunumuzun çözümü için en hayati ihtiyaç olarak karşımızda durmaya devam ediyor… Federasyon formülü de en gerçekçi formül olarak…"

·        "Toplumların, halkların birbiriyle kaynaşacağı, barışma ve iletişim kültürünün yükseltileceği, ön yargılardan arınacağımız yeni projelere ihtiyaç var."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2163 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler