1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Aşşa yollarında (3)
Aşşa yollarında (3)

Aşşa yollarında (3)

Aşşa’dan tam 84 insan “kayıp” edilmiş... Bir kısmı bazı kuyularda, bazı kazılarda, kimisi Aşşa’da, kimisi Afanya’da bulunmuş ama henüz onlardan geride kalanların ailelerine teslim edilmiş olduğu yalnızca birkaç kişi var... Aş

A+A-

 

 

 

Aşşa’dan tam 84 insan “kayıp” edilmiş... Bir kısmı bazı kuyularda, bazı kazılarda, kimisi Aşşa’da, kimisi Afanya’da bulunmuş ama henüz onlardan geride kalanların ailelerine teslim edilmiş olduğu yalnızca birkaç kişi var... Aşşa’dan “kayıp” edilmiş olan insanlardan bazılarının gömülü bulunduğu kuyular askeri operasyonlarla boşaltıldığı için örneğin bazı kuyulardan yalnızca 24 diz kapağı ve bir avuç diş çıkmış, bu insanlardan geride kalanların kuyulardan alınıp da nerelere götürülüp saklandığı ya da atıldığı ya da yok edildiği bilinmiyor... Aşşa’da bazı yerler de henüz kazılmamış... Aşşa’daki askeri kamp içerisinde bulunan bir kuyuda da bazı Kıbrıslırum “kayıplar”ın gömülmüş olduğu yönünde okurlarımızın vermiş olduğu bilgileri bu sayfalarda geçmişte yayımlamıştık... Kazılarda bulunmuş olan bazı “kayıp” Aşşalılar’dan geride kalanlar ise Antropoloji Laboratuvarı’nda bulunuyor – henüz DNA testleri için onlara “sıra” gelmemiş... Böylece geriye uzun, upuzun bir bekleyiş, “kayıp”ların anneleri için büyük acılar kalmış... Hristoforos Skarparis, “Fotoğraf” (*) adlı şiirinde bir “kayıp” annesinin duygularını şöyle anlatıyor:

 

Bir çocuğum, bir oğlum olduğunun tek kanıtı

kasıklarımdaki bir doğum izi...

 

Ondan bana geriye hiçbirşey kalmadı

bir tutam saç bile,

bir ödev defteri, bir çizim

iki çift laf... hiçbirşey!

 

Otuz yıldır neye benzediğini düşlemeye çalışırım

kime benzediğini

 

Alnındaki çiçek bozuğu izlerinin

kaybolup kaybolmadığını...

 

Otuz yıldır

Dolanıp dururum

 

Öpebileceğim bir fotoğrafı bile yok,

insanlara gösterip “onu gördünüz mü? Diye sorabileceğim

 

Usulca yastığının üstüne koyup

ninniler söyleyeceğim...

 

(“Fotoğraf” - “Ruhumun Gölgesi” başlıklı şiir kitabından - Türkçesi: S. Uludağ)

 

Aşşa’nın muhtarı Yorgos Yuannu ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte Aşşa’nın (Paşaköy) çıkışında, Ayios Theodosis Kilisesi’ne giden toprak yola giriyoruz... Burası Golimbudya bölgesi olarak biliniyormuş... Asfalt yoldan ayrılıp toprak yola girer girmez, Muhtar Yorgos bizi durduruyor...

“Tam bu yol ağzına bazı Kıbrıslırum kayıplar gömülmüş” diye anlatıyor... Az ileride efgalipto ağaçları var... Burasının da koordinatlarını alıyoruz, fotoğrafını çekiyoruz...

Muhtarın bildiği bir yer daha var ama 1974’ten bu yana geçen 38 yıl içerisinde Kıbrıs’ın hemen hemen her yerinde coğrafya öylesine değişmiş ki, aklında olan bu yeri bulup bulamayacağı belirsiz...

Aşşa’nın çıkışında Tremeşe’ye (Erdemli) giden toprak bir yol var, ona giriyoruz... Askeri kamp paralelinde ilerleyen bir yol bu... 1974 öncesi bu yolun olmadığını, buralarının hep tarlalardan oluştuğunu anlatıyor muhtar... Asfalt yoldan birkaç kilometre içeride iki kuyu olması lazımmış ve bu kuyulara da bazı “kayıplar”ın gömülmüş olabileceği bilgisi varmış...

Eskiden bu alanda askeri kamp olmadığı için, bu toprak yol da bulunmadığı için, muhtarın belleğinde olan yeri bulmak çok zor... Çünkü bu bölge değişmiş...

Nitekim geri dönmek yerine bu toprak yoldan Tremeşe’ye varıyoruz... “Kayıplar”ın izini sürerken, normalde belki de bir ömür boyu geçmeyeceğimiz yollardan, gitmeyeceğimiz yerlerden geçiyoruz... Kayıplar Komitesi’nden Turgut Vehbi kullanıyor arabayı, bizimle birlikte Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üye Yardımcısı Ksenofon Kallis ve Aşşa Muhtarı Yorgos Yuannu var, önümüzdeki araçta ise Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Yardımcısı Murat Soysal ve Kazılar Koordinatörü Okan Oktay ile araştırma görevlisi emekli polisler var...

Issız bir yol bu, yer yer efgaliptolar, yer yer zeytin ağaçları var ama esas manzara sapsarı çalılar, otlar... Henüz Mayıs ayının sonlarında olduğumuz halde, yeşiller çoktan sararmış...

“Kayıplar” bu toprakların altında bulunmayı beklerken, Murat Soysal’ın sevgili anneciği son nefesini veriyor yoğun bakımda – kaç zamandır kalbi yüzünden hastanedeydi... 30 Mayıs 2012 Çarşamba günü Murat Soysal’la birlikte Aşşa’dayız, ertesi sabah yani 31 Mayıs Perşembe günü anneciğinin ölüm haberini alıyoruz, acısını paylaşıyoruz, başsağlığı diliyoruz sevgili Murat Soysal’a... Kayıplar Komitesi’nde şirocu olarak çalışan Hasan Tahsin’in bir oğlu dünyaya geliyor aynı günlerde, onu tebrik ediyoruz... Ve 1 Haziran Cuma akşamı da Kayıplar Komitesi’nde arkeolog olarak çalışan Fatma Keser’in düğün töreni var Dikomo’da, ona da mutluluklar dileriz... Hayat bir “paket program” gibi: Aynı günlerde bir doğum, bir ölüm, bir düğün yaşanıyor...

Bu ıssız yolda ilerlerken Kıbrıs’ta lekesiz bir güzellik kalmadığını, adamızın her bir karışının son 50 yıldır yaşadığımız çatışmalar ve savaşlarla lekelendiğini düşünüyorum...  Gene de kırlangıçların uçuşunu görmek, bir zeytin ağacının gölgesine sığınmak ya da romantik görünüşlü efgaliptoların mis gibi kokularını içine çekmek, insana umut veriyor, ferahlatıyor... Hayat, biz aldırsak da, aldırmasak da devam ediyor, hayatın kendi temposu var, doğanın kendi döngüsü var... “Kayıplar”la, doğumlarla, ölümlerle ve de düğünlerle devam edip gidiyor...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 696 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler