1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Aşkın Komik Halleri...
Aşkın Komik Halleri...

Aşkın Komik Halleri...

Sevgili Okuyucularım, Bu hafta size Aşk'ın Komik Halleri diye bir yazı yazdım. Ara sıra hüzün dolu aşk satırlarını bırakıp, aşkın da komik yanlarının olabileceğini beraber sizlerle görmek istedim. Bu yazıyı yazarken hem güldüm, hem yazdım. Güzel bir

A+A-

 

 

Sevgili Okuyucularım,

Bu hafta size Aşk'ın Komik Halleri diye bir yazı yazdım.

Ara sıra hüzün dolu aşk satırlarını bırakıp, aşkın da komik yanlarının olabileceğini beraber sizlerle görmek istedim.

Bu yazıyı yazarken hem güldüm, hem yazdım.

Güzel bir hafta sizinle olsun. Umarım keyifle okursunuz...

 

Seversin,

Her nasılsa bu hatayı yaparsan,

Aşık olursun,

Bu da başlı başına kıyamet alameti,

Yıllarca olmasa bile bir süre, bu tılsımlı dünyada yaşarsın,

Ta ki aklın başına gelinceye dek,

Bunun için başınıza saksı düşmesine gerek yok,

Siz yüksek ökçelerle yürürken saksıya düşün yeterlidir.

Sonra bir gün yalnız kalırsın,

Verilmiş sadakan olduğundan,

Ya sen bırakmışsındır ya da terk edilmişsindir,

Her ikisi de senin hayrına olmuştur, aldırma.

Akıllıysan sen terk edersin,

Yüzünde gülücükler, terk etmenin sana verdiği içi hava dolu bir balonla,

Gelen gidene,

Sosyal medyada sayfanda dolaşanlara,

Telefonuna mesaj gönderenlere,

Bir elinde balonun, bir elinde elma şekerin, anlatırsın nasıl terk ettiğini...

Terk edildiysen, yine bir elinde, bu sefer çikolatalı pastan ve diğer elinde de aynan, anlatırsın aslında ona acıdığından onu terk edemediğini ve bu ayrıcalığı ona vermek istediğinden, onun seni terk etmesini beklediğini...

Aynayı tutmanın sebebi, pastanı yerken yüzüne ve gözüne bulaşmış pastayı silmek ve etrafa olabildiğince güzel ve bakımlı görünmek...

Buna rağmen her nedense, pastayı her ısırışta hüzünlenirsin,

Terk edildiğin için değil,

Alacağın kiloları düşündükçe...

Gittikçe kilo alırsın ve bu sefer diyet merkezlerini ziyarete başlarsın.

Gündüz diyet merkezleri,

Akşam ise her yalnız kalışta onun senin için yazdığı aşk dolu mektupları değil mailleri okursun.

Günümüzde artık her şey bilgi ve teknoloji çağında olduğundan, kalem ve kağıt Eski Eserler Müzesine kalkmıştır.

Fotoğraflara bakarsın.

Bilgisayar veya laptopundakilere,

Kelime anlamıyla fotoğraf dediğimiz şeye Vikipedi’de baktığımızda;

Şöyle bir yorum buluyoruz;

Fotoğraf sözcüğü, eski yunanca φῶς, fos, φωτός, fotos, "Işık (Gök cisimlerinin)“, "Aydınlık“ ve γράφειν, grafein, "Çizmek“, "Kazımak“, Resim yapmak“, "Yazmak" sözcükleri birleştirilerek türetilmiş bir isimdir.

Kelime anlamı, ışık yardımı ile iz bırakmaktır. Fotoğraf cisimlerden yansıyan elektromanyetik radyasyonun toplanıp odaklanmasıyla oluşturulur.

Nasıl ki kağıt ve kalem Eski Eserler Müzesine kalktı, bir köşesine de fotoğraf makinesi ve makineyle çekilen fotoğraflar için de ayrıca bir köşe hazırlamamız gerekecek.

Bunlar da sanki milad olmuş durumda...

Akşamları onun sana yolladığı maillere ve çakma fotoğraflara baktıktan sonra işin en korkunç anı gelir.

Buzdolabına saldırmak!

Bu yüzden siz evde yokken ya hizmetçiye buzdolabını boşaltmasını söyleyin veya tıka basa pasta yedikten sonra bunu sizin yapmanız gerekecek.

Bu sizi ilerki günler için koruma maksatlı olacaktır.

Kim kilo almış birini sevsin ki;

Hoş şimdi photoshop var artık, istediğiniz kadar kilolu ve sarkmış olun, internette filinta gibi görünebilirsiniz veya Victoria’s Secret’e çıkan melekler gibi...

Yanınızda ondan kalmış giysi falan varsa, boşuna çöp tenekesine atmayınız.

Ara sıra ondan kalan giysilerini  koklarsın, bu zayıf ve çelimsiz bir insansanız iyi, her koklayışta kendinizi yine yemek yemekle bulursunuz ve kilo alırsınız.

Sıfır manken görüntünüz en azından sağlıklı bir manken görüntüsüne doğru gider.

Kiloluysanız o zaman ondan kalan her ne varsa, ya arabada giderken camdan dışarı fırlatırsınız veya ihtiyaçlı birisine verirsiniz.

Yanında olmadığı için çok üzülür, dünyanın en zor acısını yaşadığını düşünürsün.

Yine de ara sıra aklınızdan dünyanın en zor acısının; bu sene aldığınız kilolardan plajda bikini giymemek mi olduğunu düşünürsünüz...

Ta ki, onun sadece sizin için yazmadığını keşfettiğiniz aşk sözlerini,

Ta ki, sevdiğinizin sizinle beraberken, aşk yaşadığı insanların adlarını sevgilinizin şifresini kırdığınız mail adresinden öğrenene dek...

Böyle bir durumda kalsanız ne yaparsınız?

Bunun da ötesinde ne hissedersiniz?

Sevdiğiniz sandığınız insandan kalan her şey gölgeli olur.

Hayalet gölgeleri gibi,

Gece hortlar ve sizi ziyaret eder.

Hesap sorabileceğiniz, sevdiğiniz yok,

"O da çakma bir sevgiliymiş meğerse" diye düşünür,

Bununla ilgili bir şarkı sözü yazıp yazmamakta kararsız kalırsınız.

O hiç sizi sevmemiş ki... 

Bir erkeğin isteyebileceği neredeyse her şeye sahip olan bir kadını bırakıp onunla kıyaslanamayacak bir liste dolusu kadınla birlikte olan bir sevgiliden kurtulduğunuz için zil takıp oynamanız içten bile değil artık.

Zili takıp oynarken, bu durumdaki arkadaşlarınızı da yanınıza alır ve en fiyakalı 

caddede endamı boy gösterirsiniz.

Sevgiliniz bu kadar çok insanı ruhuna sığdırmaya çalıştığına göre büyük bir boşluk olmalıydı ruhunda diye düşünür, bu sefer böyle bir psikolojik bozukluğu olan bir  insandan kurtulduğunuz için çifte telli oynarsınız.

Öyle böyle derken, dans sanatları konusunda uzman olursunuz ve hayat bir öyle bir böyle geçer...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1221 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler