1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Aşkın Doğuşu
Aşkın Doğuşu

Aşkın Doğuşu

Aşk… Aydınlık bir gün gibi, Hayatımızın hüzün dolu günlerinde tıpkı bir bebek gibi hayatımıza girmesi… Kırmızı ipeğin üzerine serilmiş bir düş gibi, Kalbimize ve ruhumuza zerk edilmiş bir ilaç gibi, Hissettiğimiz baş dönmesiyle karışık sı

A+A-

 

 

 

Aşk…

Aydınlık bir gün gibi,

Hayatımızın hüzün dolu günlerinde tıpkı bir bebek gibi hayatımıza girmesi…

Kırmızı ipeğin üzerine serilmiş bir düş gibi,

Kalbimize ve ruhumuza zerk edilmiş bir ilaç gibi,

Hissettiğimiz baş dönmesiyle karışık sıcaklık.

Ellerinizi uzattığınızda sizi çaresizce tutan,

Çaresizce diyorum;

Çünkü o da üzgün,

Çaresizce diyorum;

Çünkü onu üzmüştük…

Aşk…

Nerede doğduğunu, kim olduğunu, neler yaşadığını bilmiyoruz,

Onu gördüğünde tek aklına gelen,

Onu alıp kaçırmaktı.

Ama nereye?

Bir varmış, bir yokmuş diye başlayan cümle,

Uzun zaman evvel var olan,

Rüzgarın yaprağı savurması gibi bizi savuran,

Güldüğü zaman kalplerde yaseminlerin açtığı,

Ona bakan gözlerin yaşama sebebi olan,

Kozasından yeni çıkmış bir kelebek gibi, narin ve yumuşak,

Benim yüreğimde değil sadece,

Senin, onun ve hepimizin yüreğinde ilk kıpırtıları bağışlayan,

Ama üzdüğümz,

Kırdığımız,

İstemeden çok acıttığımız ve sonunda öldürdüğümüz,

Bunu da ancak aradan geçen zamandan sonra anlayabildiğimiz...

Bir varmış, bir yokmuş diye başlayan bir cümle kurdum.

Bir zaman vardı,

Sonra bir gün yok oldu,

Gözümüzden bile sakıdığımız, uğruna nice köprüler attığımız,

Köprüler yıktığımız,

Bakmaya bile kıyamadığımız,

Kırmızı düşlerle dolu,

Kimi zaman altın varaklı aynalarda bize göz kırpan,

Kimi zaman yeşil yerkürenin üzerinde bizimle raks eden,

Kimi zaman ise, mavi gökkubbenin altında bizi sarıp sarmalayan,

Sevgili Aşk…

Meğer biz seni ne çok üzmüşüz de, haberimiz yok.

Meğer biz seni ne çok kırmışız da, yaşıyoruz bundan habersiz.

O yüzden mi artık kısa cümleler kuruyoruz?

O yüzden mi artık seni hatırlayamıyoruz?

Güzel bir ilk bahar sabahı,

Temiz ve umud dolu bir rüzgar esiyor.

Aşkın umudunu yakalamasını istiyoruz,

Umutların tükenmeye yaklaştığı yerde bile, ümitli olmayı söylüyor bu aydınlık ilkbahar sabahı bize.

Aşk…

Aydınlık bir gün gibi,

Hayatımızın hüzün dolu günlerinde tıpkı bir bebek gibi hayatımıza girmesi,

Kırmızı ipeğin üzerine serilmiş bir düş gibi,

Kalbimize ve ruhumuza zerk edilmiş bir ilaç gibi,

Hissettiğimiz baş dönmesiyle karışık sıcaklık.

Ellerinizi uzattığınızda sizi çaresizce tutmak istemesi,

Tıpkı küçük bebeğin minik elleriyle bize uzanması,

Çok çaresizdi,

Nerede doğduğunu, kim olduğunu, neler yaşayacağını bilmiyordu.

Tek istediği onun umutlarını ve düşlerini yok etmeyecek,

Mutlu ve güven dolu bir kucaktı.

Kimseye düşman değildi ve bir düşmanı yoktu.

Ama biliyordum, ona insanları üzeceklerini öğreteceklerdi,

Kızgınlık ve nefretleri,

İhaneti ve sadakatsizliği,

Yalanı ve çaresizlikleri...

Onu alıp kaçırmak istemem de bu yüzden,

Ama nereye?

Zaten hissettiğim ümitsizliğin nedeni de buydu, bir bebek gibi hayatımıza giren Aşk,  yaşayacaklarından nasıl kurtarılır..

Nasıl korunur kötü insanların düşmanlıklarından,

Bir varmış, bir yokmuş diye başlayan cümle,

Uzun zaman evvel var olan,

Rüzgarın yaprağı savurması gibi bizi savuran,

Güldüğü zaman kalplerde yaseminlerin açtığı,

Ona bakan gözlerin yaşama sebebi olan,

Kozasından yeni çıkmış bir kelebek gibi, narin ve yumuşak,

Benim yüreğimde değil sadece,

Senin, onun ve hepimizin yüreğinde ilk kıpırtıları bağışlayan,

Ama üzdüğümz,

Kırdığımız…

Aşk…

Aydınlık bir gün gibi,

Hayatımızın hüzün dolu günlerinde tıpkı bir bebek gibi hayatımıza girmesi,

Kırmızı ipeğin üzerine serilmiş bir düş gibi,

Güzel bir ilk bahar sabahı,

Temiz ve umud dolu bir rüzgar esiyor.

Aşkın umudunu yakalamasını istiyoruz,

Umutların tükenmeye yaklaştığı yerde bile, ümitli olmayı söylüyor bu aydınlık ilkbahar sabahı bize…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 937 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler