1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ASKERLİK, YENİDEN GÜNDEMDE
ASKERLİK, YENİDEN GÜNDEMDE

ASKERLİK, YENİDEN GÜNDEMDE

Türkiye bir süreden beri mecburi askerliğin kaldırılması konusunu tartışıyor. Peki bizde de askerliği reddetme hakkı gündeme gelebilir mi?...

A+A-



"Mecburi" mi olmalı "Profesyonel" mi?

 

 

Türkiye bir süreden beri mecburi askerliğin kaldırılması konusunu tartışıyor. Çeşitli nedenlerle askere gitmek istemeyen ve ‘vicdani retçiler’ olarak bilinen kesimin yargı başarısının sonucu olarak gündeme gelen mecburi askerlik konusunda Türkiye hükümeti “yasal düzenleme” sürprizi yaptı… Peki bizde de askerliği reddetme hakkı gündeme gelebilir mi?...

 

 

·        >> YETKİLİ İSİMLER KONUŞTU… Vicdani ret hakkı ve mecburi askerlik konusunda emekli General Salih Cengaver Cem, Vicdani retçi Murat Kanatlı, emekli Kurmay Albay Halil Sadrazam ve İnsan Hakları Vakfı Avukatı Ceren Göynüklü’nün görüşlerini aldık…

·        >> GENERAL CEM NE DİYOR?.. General Cem “konunun tartışılmasında fayda olduğu” görüşünde... Vicdani retçi Kanatlı Kıbrıs’ın kuzeyinde de vicdani rettin yasal olması gerektiğini savunuyor...

·        >> ALBAY SADRAZAM… Emekli Albay Sadrazam “Mecburu askerlik kaldırılmalı, profesyonel orduya geçilmeli” diyor, v ekliyor: “Kimseye zorla askerlik yaptırmamalıyız”...

·        >> İNSAN HAKLARI VAKFI… Ve İnsan Hakları Vakfı Avukatı Ceren Göynüklü vicdani rettin bir insan hakkım olduğuna vurgu yapıyor ve bunun yasal düzenleme ile gündeme gelmesi gerektiğine işaret ediyor...

 

 

Mert ÖZDAĞ

Türkiye bir süreden beri mecburi askerliğin kaldırılması konusunu tartışıyor.

Çeşitli nedenlerle askere gitmek istemeyen ve ‘vicdani retçiler’ olarak bilinen kesimin yargı başarısının sonucu olarak gündeme gelen mecburi askerlik konusunda Türkiye hükümeti “yasal düzenleme” sürprizi yaptı.

TC Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile konu hakkında ortak çalışma yaptıklarını açıkladı.

Bu düzenleme ile Türkiye’deki vicdani retçilere “mecburi kamu hizmeti” gündeme gelebilir.

Peki Türkiye’yi bu düzenlemeye ne itti dersiniz?..

Vicdani ret konusunda Avrupa Konseyi’nin talebi ile yasal düzenleme yapmaya hazırlanan Türkiye, henüz profesyonel askerliğe geçiş sağlanamadığı için sınırları ‘dar’ tutacak.

Vicdani ret konusunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda ‘dini inanç’ temelinde ele alınması ve ‘alternatif hizmet’ imkânı yaratılması bekleniyor.

Bu da vicdani retçileri tatmin etmiyor.

TC Adalet Bakanı Sadullah Ergin, vicdani ret konusunu Milli Savunma Bakanlığı’nın ele alacağını söyledi. Ergin, “Farklı seçenekler masaya konulacak. Düzenlemenin içeriği Meclis’e gelmeden yapılacak yorumlar doğru olmaz” diye konuşuyor.

Peki bu seçenekler nedir?.

En belirgin olarak öne çıkan, askerlik yapmak istemeyenlerin kamu görevinde bulunması.

TC Savunma Bakanlığı’nın çalışmasına göre 12 ay askerlik yapanların 18 ay, 6 ay askerlik yapanların da 12 ay mecburu kamu hizmetinde bulunması istenecek.

Kulağa ‘mantıklı’ gelen bu uygulamanın içeriğinde ise tartışmalar oluyor.

Örneğin kaç ay kamu görevi ve askerliği reddedenin “neden” reddettiğine ilişkin farklı görüşler ortaya çıkıyor…

Reddedenler “dini” sebeplerle mi, yoksa “politik” sebeplerle mi reddedecek, işte bu net değil…

Bunlar Türkiye’nin gündemi.

Top şimdilik Başbakan Erdoğan’ın elinde, yasa da beklemede…

                                                    ***

Yani vicdani ret hakkının Kıbrıslı Türk gençlere de tanınmasının yolu bizim meclisten ve irade sahibi siyasetten geçiyor...

 


 

Vicdani ret ve insan hakları boyutu

 

Peki vicdani ret konusunu hukuki boyutu nedir?

Konunu hukuki ve insan hakları açısından durumuna bakalım.

İnsan Hakları Vakfı Avukatı Ceren Göynüklü bakın neler diyor:

 

·        Nedir bu vicdani ret, bir insan hakkı mıdır?

·        Evet, vicdani ret uluslar arası açıdan olaya baktığımızda bir insan hakkıdır, ve her bireye tanınmalıdır. Dünyada kabul gören de budur.

 

·        Bizde vicdani retti engelleyen nedir, Anayasa bunun bir parçası değil mi?

·        Evet aslında Anayasa’da mecburi askerliği düzenleyen madde vardır. Ancak vicdani retti de ilgilendiren maddeler de vardır. Örneğin din ve vicdan özgürlüğü de Anayasa’da tanınmıştır. Buna dayanarak askerliği reddetme hakkının da konuşulmasını sağlayabiliriz. Ancak kesin olarak askerliği reddetme hakkı da Anayasa’da tanımlanmış değildir, bu da bize en büyük engeldir. Bu sadece Anayasa ile de ilgili değildir. Askerlik Yasası da değişmelidir.

 

·        Peki vicdani rettin tanınması için ne yapılmalıdır?

·        Anayasa ve yasalarımız buna göre düzenlenmeli ve değiştirilmelidir. Ancak yapılacak değişiklikle vicdani ret hakkını kullanacak kişilere ceza verircesine bir düzenlemeye de gidilmemelidir. Yani vicdani ret hakkını kullanan kişi aşırı ve ağır alternatiflere zorlanarak bir nevi cezalandırılmamalıdır. Bu noktada da olaya insan hakları açısından yaklaşılmalıdır.

·        Ancak şunu da söylemeliyim; vicdani ret hakkını yasa değiştirerek de halletmiş olmayacağız. Bunun bir de bilgi kısmı vardır ki bence en önemlisidir.

 

·        Toplumda “Her Türk asker doğar” gibi bir fikir de aslında yaygındır. Mesela “askere gitsin de adam olsun” gibi lafları da kullanmayı çok seviyoruz ki, bu da askerliği “adam olmakla” eşdeğer tutuyor.

·        Evet doğru söylüyorsun. Toplumda büyük bir mahalle baskısı vardır. Askerlik yapmayı reddeden kişilere “vatan haini” gözüyle bakanlar çok olacaktır. Hatta bu yaklaşım şimdi de vardır. Yasal açıdan tanınması gündeme gelirse de devam edecektir. İşte bu noktada devlete ve medyaya büyük görevler düşecektir. Bir insan hakkı olan vicdani ret hakkını kullanan bireyi toplum ve yasalar cezalandırmamalıdır.

 


Albay Sadrazam: ‘Mecburi askerlik kaldırılmalı’

<<Komutanlık yıllarımda böyle vakalarla çok karşılaştım. Eğer siz asker olmak istemeyen 18-19 yaşındaki bir gencin eline silah verirseniz askeri açıdan da bir tehlike yaratmış olursunuz. Bizde durum işte böyle… İntihar edenler… Arkadaşına ateş edenler… Hep oldu… >>

Vicdani ret ve mecburi askerlik konusunda emekli Albay Halil Sadrazam ne düşünüyor?..

Albay Sadrazam gayet açık ve net bir tavırla askerliği reddetme hakkının Kıbrıslı Türk gençlere tanınması gerektiğine vurgu yapıyor!

Sadrazam “bu demokrasinin de gereğidir” diyor.

İşte Sadrazam’la yaptığım söyleşi ve çok konuşulacak sözler:

·        Halil bey iyi günler. Türkiye’de gündeme gelen mecburi askerliğin kaldırılması ve askerlik yapmak istemeyenlere vicdani ret hakkının tanınması konusunu takip ediyorsunuzdur. Siz ne düşünüyorsunuz eski bir asker olarak?

·        Bu konuda fikirlerim gayet açıktır. Askerlik yapmak istemeyen bir kişiye bu hak tanınmalı ve askerliği reddetme hakkı yasal olarak düzenlenmelidir. Bu demokrasinin de gereğidir. Eğer bir insan askerlik yapmak istemiyorsa, eline silah almak istemiyorsa buna saygı duyulmalı, yasal açıdan da gereği yapılmalıdır.

 

·        Siz rütbeli komutandınız. Askerlik yapmak istemeyen ve bir şekilde askere alınan gençlerle karşılaştınız sanırım. Nelere şahit oldunuz?

·        Evet karşılaştım. Komutanlık yıllarımda böyle vakalarla çok karşılaştım. Eğer siz asker olmak istemeyen 18-19 yaşındaki bir gencin eline silah verirseniz askeri açıdan da bir tehlike yaratmış olursunuz. Bizde durum işte böyle… İntihar edenler… Arkadaşına ateş edenler… Hep oldu… Ancak bunların hiçbiri vicdani ret kapsamında tartışılmadı, salt sadece o konunun etrafında tartışmalar yaşandı, konu kapandı.

 

·        Mevcut şartlarda askerlik nasıldır? Kalabalık ordu, güçlü ordu fikri öldü mü?

·        Evet o görüş artık öldü. Ne kadar kalabalıksan o kadar güçlüsün fikri artık yaşamıyor dünyada… Artık askerlikte son teknoloji ve üstün yeteneğe sahip ordular vardır. Bizde ise eski fikir yaşatılmaya çalışılıyor. Fikirlerimizi de askerlik şartlarımızı da dünyaya uyarmalıyız. Dünya profesyonel askerliği konuşurken biz hâlâ neredeyiz?

 


Peki nedir bu vicdani ret?

 

Kıbrıs’ın kuzeyindeki vicdani rettin ‘simge ismi’ Murat Kanatlı vicdani rettin dünyadaki tanımını ve bizdeki durumu şöyle özetliyor:

 

·        Bilmeyenler için nedir bu "vicdani ret" ve neden gündemdedir? Türkiye'deki vicdani ret düzenlemesini takip ediyorsun, sence böyle ya da bu düzenlememin de ötesinde bir düzenleme bizde de gündeme gelmeli mi, neden?

 

En kısa tanımı ile Vicdani ret; dini, ahlaki ya da politik gerekçelere dayalı olarak “zorunlu askerlik hizmeti”ni reddetmektir, Avrupa Konseyindeki birçok ülke zorunlu askerlik hizmetini yapmayı reddeden vicdani retçiler için alternatif sivil hizmet seçeneği sunuyor… Eğer kişi, alternatif sivil hizmeti de reddediyorsa o bir “total redci”dir….

Bugün, 47 üyesi olan Avrupa Konseyi içindeki ülkelerinin dördünde Andorra, İzlanda, Liechtenstein ve Monaco’da hiçbir silahlı kuvvet yoktur. 28 ülkede ise zorunlu askerlik yoktur. Zorunlu askerlik olan 15 ülkeden yalnız Türkiye vicdani ret hakkını tanımamakta, Azerbaycan ise anayasada bu hakkı tanımasına rağmen henüz yasal düzenlemeye gitmemiştir. Hatta dört ülke Almanya, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Krallık profesyonel orduda bile vicdani ret hakkını tanımaktadır.

Bunların da üzerinde Avrupa Konseyinin bir organı olan AİHM Büyük Dairesi tarafından 7 Temmuz 2011 tarihinde açıklanan “BAYATYAN v. ERMENİSTAN kararı vicdani ret hakkı uluslararası hukuk açısından tanınması anlamında konuyu yeni bir noktaya getirmiştir…

AİHM Büyük Dairesi, Bayatyan davasında devletlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde öngörülen düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü haklarına itibar edilmesi yükümlülüklerinin bir parçası olarak, bireylerin vicdani ret haklarına da saygı göstermeleri gerektiğini karara bağlamıştır.

AİHM Büyük Dairesi kararından “Avrupa Konseyi üye Devletlerinin ezici çoğunluğu yasalarında ve uygulamalarında vicdani ret hakkını çoktan tanımıştırlar. (…) Üye Devletlerin yasaları – ilgili uluslararası sözleşmeler ile birlikte – bu nedenle evrilmiş ve bahsi geçen zamanda Avrupa ve ötesinde bu sorun hakkında fiili bir konsensüs halihazırda oluşmuştur” denmektedir.

Bu noktada özellikle Türkiye’nin vicdani retçileri hala daha mahkûm ediyor olması, mahkûmiyetlerin emre itaatsizlik temelinde olduğu için bir döngü şekilde daime olması üzerinden Osman Murat Ülke AİHM’e gitmiş ve davayı kazanmıştı. Vicdani Retçi İnan Süver hala gözaltındadır.

AİHM'de 22 Kasım salı günü ele alınacak davaların biri de, TC'den bir Yehova Şahidi vicdani redci Yunus Erçep davasıdır. Erçep 14 yıldır vicdani reddi sebebiyle çeşitli sözlü ve fiziksel tacize maruz kaldı, "dinsel paranoya" teşhisiyle psikiyatri kliniğinde yatırıldı, para cezalarına çarptırıldı ve 5 ay askeri cezaevinde kaldı. Erçep bugüne kadar 25 kez “askerlik hizmetine” çağrıldı ve 21 kez hakkında dava açıldı. Askeri Yargıtay, en son “Yehova Şahidiyim” diyerek askere gitmeyi reddeden Erçep'in 2 ay 15 günlük hapis kararını onamış ve Erçep'e zorla askerlik yaptırılması kararını vermişti.

Mahkûmiyetlerin emre itaatsizlik temelinde olması belli bir yaşa gelen herkesi “doğal” asker kabül eden anlayıştır. Otomatik askere alınanların retleri askerliği değil emri ret olduğu için askeri yasalar üzerinden yargılanıp mahkum olmaktadırlar. Ayni durum Kıbrıs’ın kuzeyinde de geçerlidir.

Türkiye bu konuda defalarca Avrupa Konseyi organlarınca uyarıldı. En son Osman Murat Ülke konusunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül toplantısında Aralık ayına kadar Türkiye’ye süre vermişti. Bu uyarılar etkili olduğu anlaşılmaktadır. Ama Gün Zilelinin yazısında söylediği gibi vicdani ret konusunda Türkiye vicdanı ret ettiği için konun kolay kolay çözüleceğe benzememektedir.

Her Türk asker doğar anlayışından vazgeçmeyen bir kurumun vicdani reddi tanıyıp yasalarında uygulanabilecek bir hale dönüştüremez, yapsalar sırf Avrupalılara hoş gözükmek için bir yasal düzenleme yapılır ama çalıştırılmaz ve bir zaman kazanılır…

 

·        Bizdeki vicdani reddi engelleyen yasalar nedir, Anayasa da bunun bir parçası... Yasal açsıdan ne yapılmalı, kimlere görev düşüyor?

 

Kıbrıs’ın kuzeyindeki yasal düzenleme Türkiye’den daha katıdır. Türkiye’de zorunlu hizmet denmesine rağmen Kıbrıs’ın kuzeyinde anayasada direk Silahlı Kuvvetler yazmaktadır.

Anayasa’nın askerlik hükümleri ile ilgili 74. Maddesinin 1. Maddesinde; “Silahlı Kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir” denmektedir. Bundan sonrasına “ancak, hiç kimse vicdani kanaatlerine aykırı olarak silah kullanma dâhil askeri hizmeti yerine getirmeye zorlanamaz” dendikten sonra bunun nasıl uygulanacağı yasayla düzenlenir demek Kıbrıs’ın kuzeyinde de vicdani ret hakkının tanınması mümkündür… Bu yapılmaması halinde AİHM, Bayatyan davası ile vicdani reddi bir düşünce özgürlüğü hakkı olarak açıkça tanıdığı için Kıbrıs’ın kuzeyinde gençlerin de bundan sonraki süreçte vicdani retleri açıklayıp bu yolu izleyip hem Kıbrıs’ın kuzeyini hem de Türkiye’yi mahkûm ettirmesi büyük olasılıktır.

Bizim meclisten temsilcilerin de zaman zaman katıldığı Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)’nin 23 Mayıs 2001’de Daimi Komite tarafından kabul edilen 1518 numaralı tavsiye kararında; “Vicdani ret hakkı, kutsal olarak kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün temel bir görünüşüdür” ifadelerini Kıbrıs’ın kuzeyindeki yöneticiler iyi okumalı ve Avrupalı bir gelecek istiyorlarsa bu hakkı hemen bu temelde tanımalıdırlar.

Bu nedenle bizler bu hakkının Kıbrıs’ın kuzeyinde de uygulanması için çeşitli düzeylerde Kıbrıs’ta vicdani İnisiyatifi olarak mücadele ediyoruz…

 

·        Sizin bu konuda aktif çalışmalarınız var. Seferberlikle ilgili... Burada durum nedir?

 

2009 yılından seferberliğe gitmeyi reddetmiştim. 2009 yılı ile ilgili 15 Haziran tarihindeki Askeri Mahkemedeki ilk dava öncesi yaptığım açıklamada dünyadaki hiçbir savaşta taraf olmayacağım için savaş hazırlıklarında yer almayı ret ettiğimi bir kez daha açıklamıştım. Dava daha sonra 5 Temmuz’a, 26 Temmuz’a, 29 Eylül'e ondan sonra da 25 Ekim'e ertelenmişti… Şimdi de 24 Kasım’a ertelendi.

Konu ile ilgili bizim talebimiz seferberliğe vicdani ret nedeni ile katılmadığımız, bunun bir düşünce özgürlüğü olduğunu, bunun da mevcut anayasada koruma altına alındığı belirterek, davanın anayasa mahkemesine havale edilmesidir.

AİHM Büyük Dairesi’nin Bayatyan davası kararı yukarda da belirttiğimi bunun en önemli hukuksal dayanağını oluşturuyor. Taşınmaz Mal Komisyonu oluşumu ile ilgili UBP anayasa mahkemesine gittiğinde ilgili AİHM kararlarına atıfta bulunulmuştu.

Bu nedenle Kıbrıs’ın kuzeyinde de vicdani ret hakkının mümkün olduğuna, hukuk sistemimizin uluslararası hukuktaki bu karaları dikkate alarak bir karar üreteceğine inanıyoruz, bu nedenle bizim dava bir nevi pilot dava konumuna geldi…

 


 

General Cem: Vicdani ret tartışılmalı

 

Peki Türkiye’deki bir yasal düzenlemenin Kuzey Kıbrıs’a yansıması olur mu?

Nasıl olsun demeyin!

Kıbrıslı Türklerin askerlik görevlerini icra ettiği Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Türk ordusuna bağlı bir Tümen konumunda…

Yani bizim askerimiz aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bir kolu, ona bağlı bir birim…

Yapılacak bir düzenlemenin Kıbrıs’ta nasıl etki yapabileceğini, Kıbrıs’ın askeri konulardaki en etkili ismine, emekli Tümgeneral Salih Cengaver Cem’e sordum:

 

·        Sayın Cem, siz Kıbrıs’ta askerliğin en etkili ismisiniz, Türkiye’deki mecburi askerliğin kaldırılması konusundaki çalışmaları gördünüz, ne düşünüyorsunuz?

·        Şimdi, bakın, Türkiye’deki yasalarla bizdeki yasalar farklıdır. Orada yapılacak biz düzenleme direkt olarak bizi etkilemez ama konunun bizde de tartışılması bakımından ciddi bir zemin yaratır. Yani dolaylı yoldan aslında bize etkileri olacak diye düşünüyorum.

 

·        Kıbrıslı Türkleri askerlik yaptığı GKK, Türk ordusuna bağlı bir yapı. Bu bakımdan olaya bakıldığında Kıbrıslı Türk gençlerin umutlanması da yanlış değil sanırım

·        Evet yanlış değildir. Mecburi askerliğin kaldırılması konusu toplumda tartışılmalı, artıları eksileri masaya yatırılmalıdır. Bunun Kıbrıs Türk toplumuna faydası olacağını düşünmekteyim. Ancak konu çok yeni, ve Türkiye’deki yasal düzenlemeyi incelememiz gerekecek diye düşünüyorum.

 

·        Peki sizce ne yapılamalı?

·        Bence bu konu önce toplumda tartışılmalıdır. Burada siyasi erke görev düşmektedir. Eğer toplumun böyle bir talebi varsa, ki olduğunu düşünüyorum, bunu gündemine alması gereken siyasi irade olmalıdır. Biliyorsunuz bizde mecburi askerliği emreden bir Anayasa ve yasalarımız vardır. Yapılacak değişikliğin yasal zeminde de yansımaları olacaktır.

·        Vicdani ret bir bakış açısıdır.Eğer askerliği reddedenleri mecburi kamu görevinde çalıştıracaksak (ki bu bir istihdam alanı yaratacaktır) bunu enine boyuna tartışmamız gerekecektir. Bunu ekonomik yönünü de masaya almamız gerekecektir. Bence Türkiye’deki çalışma bize bir tartışma alanı doğurmuştur, bunu iyi değerlendirmeliyiz. Kıbrıslı Türk gençlerin de erken bir umutlanma içine girmemesi gerektiği düşünmekteyim. Ancak mecburi askerliğin kaldırılması gündeme alıp değerlendirilmeye değer bir konudur diye düşünüyorum. Top siyasi erkin elindedir…

 

·        Türkiye’den bize böyle bir talep gelir mi peki? Yani askerliğin kaldırılması yönünde bir çalışma başlatın diye…

·        Hayır bence gelmez, talep bizden gitmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1094 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler