1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ASİL NADİR İÇİN NE DEDİ?
ASİL NADİR İÇİN NE DEDİ?

ASİL NADİR İÇİN NE DEDİ?

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat sosyal medyada Asil Nadir’in mahkumiyetini yorumladı “BİR DEVİN ÇÖKÜŞÜ” Asil Nadir’in mahkum olması bende çok farklı duygular yarattı. Asil Nadir’le yaşadığım dalgalı ilişki beynimden

A+A-

 

 

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat sosyal medyada Asil Nadir’in mahkumiyetini yorumladı

 

“BİR DEVİN ÇÖKÜŞÜ”

 

Asil Nadir’in mahkum olması bende çok farklı duygular yarattı. Asil Nadir’le yaşadığım dalgalı ilişki beynimden bir film şeridi gibi geçti. Ben daha amatör bir siyasetçiyken “sermayeye karşı mücadele” tahtında ona karşı yürüttüğümüz mücadele, onun da “sermayenin partisi UBP ve emperyalizmin adamı Denktaş”ın yanında, sola tüm varlığıyla savaş ilan etmesi bizleri uzlaşmaz pozisyonlara yerleştirdi. Önce baba İrfan Nadir, sonra da oğul Asil Nadir’le müthiş karşıtlıklar yaşadık, PPI’ın önlenemez yükselişini ve çöküşünü gözlemledik. Kıbrıs ve Türkiye’ye yaptığı yatırımlardan hem kazandı, hem de kazandırdı. Müthiş yükselişi, belki KKTC’de değil ama Türkiye’de büyük düşmanlıklar kazanmasına da yol açtı.
Aradan yıllar geçti. “Ekonominin komutanı” artık eski gücünde değildi. Kıbrıs müzakere süreci özgün bir dönemini yaşıyordu. UBP ve Denktaş’ın vefasızlığı ve asil Nadir’in yeni süreci doğru değerlendirmesi, bu kez bizleri yakınlaştırdı. Annan Planı, Asil Nadir’le ilgili eski tutumlarımızı yeniden değerlendirmemize vesile oldu… Artık düşman kamplarda değildik. Çözüm için birlikte hareket ediyorduk. Çözüm herkesin yararınaydı. Kıbrıs Türk halkının dünya ile bütünleşmesi için çözüm şarttı. Ve Asil Nadir de tüm varlığı ile Annan Planının kabulü için çalışıyordu.
Asil Nadir, yakınlaşma sürecimizde ve birlikte mücadele verdiğimiz dönemde hep İngiltere’de haksızlığa uğradığına inanıyordu. Benim Başbakanlığım öncesinden itibaren İngiltere’de aklanmaya çok büyük önem verdiğinin şahidiyim. O dönemde benden de yardım istedi. Yapabileceğimi yaptım…
Önce ana muhalefet lideriydim, sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı… Sonuçta Annan Planı çöktü. Hepimiz şok olduk. Üzüntüye boğulduk. Tüm bu dönemlerde bir şeyi çok iyi anladım: Asil Nadir, bugün İngiltere’deki mahkumiyetine yol açan fiilleri işledi mi, işlemedi mi bilemem, ama PPI’ın çökertilmesinin nedeninin siyasi olduğundan kuşkum yok. Dünya için BM Güvenlik Konseyinin adeta lanetlediği ve yasadışı ilan edip tanınmamasını istediği bir devlete, bir dünya devinin yatırım yapması, inanılır ve kabul edilebilir değildi. Uyarılara kulak asmayan bu dev yıkılmalıydı…
SFO’nun bugünkü iddiaları dikkate alınırsa Asil Nadir 150 milyon sterlin çalmış!.. Peki PPI’ı bu para batırır mıydı? Herhalde hayır! Demek ki batmanın nedeni bu değil, yapılan organizasyon… Süper gücü ve müttefiklerini dinlemeyen dünya devi kapitalistin burnu havada bırakılır mı? Ve bırakılmadı… Bu süreçte Rum tarafının da ciddi rolü olduğu elbette bir doğru. Ama ana güç, kapitalist Batı…
Ha, bugün kim ne derse desin; Asil Nadir, bir iş insanı olarak yapmaması gerekenleri yapmış olabilir. Ben de dahil, birçok insana vefasızlık göstermiş olabilir; benim derdim bu ülkeye yaptığı büyük yatırımlar, istihdam ettiği çok sayıda insana sunduğu maddi imkanlar da değil; ama derdim, çöküşünün nedeni… Bu da eminim ki siyasidir. Sen kimsin ki tüm dünyanın lanetlediği bir yere yatırım yapacaksın?.. Konu budur…
Bugün İngiliz mahkemesinin verdiği karar aslında işin özü değildir. İngiliz mahkemesi PPI’dan aktarılan paraları öne çıkardı ama esas olarak Asil Nadir’in çökertilmesini yargılamadı. Asil Nadir’in beklentisi buydu oysa… İngiliz mahkemesi bu konuyu ele alır mıydı, alsaydı da İngiliz hükümetini mahkum eder miydi? Asil Nadir işte burada yanlış hesap yaptı galiba…
Keşke sonuç bu olmasaydı. Mahkeme PPI’dan aktarılan paraların yanı sıra bu devin neden batırıldığını da inceleyebilecek cesareti gösterseydi… Asil Nadir beraat etmese bile adil olmayan bu dünyada adalet dağıtma cesareti gösterebilen mahkemelerin de olduğu ortaya konabilseydi.
Asil Nadir, beni sevmeyebilir. Sevmediğini de kanıtladı… Tabii ben de onu sevmek zorunda değilim. Ama 2002 yılı ile başlayan süreçteki katkılarını unutmam mümkün değil. Kıbrıs Türkünün dünyadaki imajının değişmesine ve yazılan tarihe desteği çok önemli…
Keşke sonuç böyle olmasaydı. Umarım temyizde durum değişir. İngiliz adaleti (!) belki adil olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1209 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler