1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ARGONYA’DA KEYİFLİ BİR KAHVALTI
ARGONYA’DA KEYİFLİ BİR KAHVALTI

ARGONYA’DA KEYİFLİ BİR KAHVALTI

Tarhana mı istiyorsunuz?… Molehiya mı?… Alıç reçeli?… Zeytin yağınız mı bitti?... Canınız kabak bittası mı çekti?...

A+A-

 

Filiz Uzun

Tarhana mı istiyorsunuz?… Molehiya mı?… Alıç reçeli?… Zeytin yağınız mı bitti?... Canınız kabak bittası mı çekti?... Yok, bence köy usulü kahvaltı yapmak istiyorsunuz. O zaman Argonya’ya gidiniz. Tavada yumurtayı özellikle talep ediniz. Tahin ve pekmeze batırdığınız sıcacık çöreği tarif edemem size, denemelisiniz.

 

Üreten ve yaratan insanları çok sevdiğimden sıkça bahsederim yazılarımda. Hele bu üreten ve yaratanlar, kadınlar olunca daha da keyiflenirim nedense. Sanki tezimi onaylarlar gibi gelir bana. Kadının elinin değdiği yerlerin değiştiğine inananlardanım ya ben. Hatta siyasete de girmeli kadınlar. Daha çok çoğalmalılar bence. Bu kokuşmuş düzeni ancak kadınlar temizler diye düşünüyorum.

Düşünsenize Belediye başkanı olan bir örnek var mıdır? Halbuki kadın olsa böyle kirlenir miydi şehrimiz. Her tarafta çiçekler olurdu bence. Sokaklar pırıl pırıl. Bütçe düzenlenirdi. Az bütçeyle bile neler yaratır kadınlar. Ne kadar yaratıcıdır kadınlar bilirsiniz sizler de. Azacık bütçe ile ne sofralar kurarlar evlerinde. Biraz su ve sabunla pırıl pırıl yaparlar evlerini. Bir avuç unla neler yarattı bize annelerimiz bizler küçükken.

Tabii artık bu düzeni temizleyebilecek kadın bulabilir miyiz bilmem. Kadınlar topluluğu gerekebilir sanırım bunun için. Hep bir elden tüm kadınlar çalışırsa belki…

Son zamanlarda yolumun üzeri olan ve sabah kahvaltısı için uğradığım bir mekan beni çok etkiledi. Etkilenmemin en önemli nedenlerinden biri de bu işletmeyi çalıştıranların kadın olmasıydı. Bir kez daha tezimin doğru çıktığını görmek hoşuma gitti açıkçası. Mekanın renkleri, düzenlemesi, üretilen her ürünün el emeği olması, bahçe, çiçekler ve en mühimi yiyeceklerin sağlıklı, taze ve sevdiğim şeyler olması tekrar tekrar oraya gitmeme sebep oldu. Burayı sizlerle paylaşmak istedim.

Hafta sonu sabah erken saatlerde oradan geçişim, zeytinli, hellimli, pilavunalar, kabak bittaları ve mis gibi tahınlıların fırından çıkış saatine denk düşmekteydi. Dükkana girdiğimde bu mis kokuları da  koklamak inanılmaz keyifli oluyordu.  Kısacası bu mekan, ARGONYA benim çok özel duyularıma hitap etti. Daha önce oturup burada kahvaltı yapamadığıma üzüldüm açıkçası.

Sizinle paylaşmadan ve sizlere burayı tanıtmadan edemedim. Ne yalan söyleyeyim iyi de ettim. Kahvaltı ve röportaj için randevulaştığımız sabahın erken saatlerinde fırından çıkan her şeyi gördüm, kokladım ve tattım. Hepsi nefisti. Tıpkı annelerimizin, nenelerimizin yaptığı gibi. Kokuları bile aynı. Hidayet Özuysal ne iyi etmiş de burayı açmış. Tabii onu teşvik eden destekleyen ve şimdilerde çalışmasına da katkı koyan kızkardeşi Afet Değirmencioğlu’na da teşekkür etmeliyiz. Kutlarım her ikinizi de harika bir mekan yarattınız bizlere. Yeni projelerinizin ve değişik tatlarınızın en büyük takipçisi olacağımdan eminim.

Tarhana mı istiyorsunuz? Molehiya mı? Alıç reçeli? Zeytin yağınız mı bitti? Canınız kabak bittası mı çekti? Yok bence köy usulü kahvaltı yapmak istiyorsunuz. O zaman Argonya’ya gidiniz. Tavada yumurtayı özellikle talep ediniz. Tahin ve pekmeze batırdığınız sıcacık çöreği tarif edemem size, denemelisiniz. Hem gitmişken deniz boyunca çoluk, çocuk ve ailenizle ya da sevgiliniz veya arkadaşlarınızla bir deniz kenarına uğrayınız. Güzelyurt ve çevresini şöyle bir dolaşınız. Argonya;  Doğancı köyünün girişinde sevimli bir mekan, daha önce gitmediyseniz gidiniz. Bence herkes bu mekanda harika bir Pazar kahvaltısını hak eder. Tavsiyem erken gidiniz fırından yiyeceklerinizin  çıkışını izleyiniz, hatta mis gibi kokuları içinize de çekiniz… ohhhh…

Röportaj için sabahın erken saatlerinde benimle Argonya’ya gelen, harika fotoğraflar çeken ve düzenleyen sevgili arkadaşım Mehmet Koru’ya da çok teşekkür ederim.

 

HİDAYET ÖZUYSAL: KÜLTÜRÜMÜZE HASRETLİK BİZE BURAYI AÇTIRTTI

 

F.U: Kendinizi bize tanıtır mısınız?

H.Ö: Ben Hidayet Özuysal. Evliyim, 1 oğlum 1 kızım var. Argonya’yı işletiyorum. 16 yıllık memur hayatımdan sonra işi bırakıp bu işe girdim. Fikir kız kardeşimden çıktı. Kız kardeşim Afet Değirmencioğlu uzun yıllar İstanbul’da yaşadı ve Kıbrıs ile ilgili ürünlere hep hasretti ve hep özlemi vardı. Biz ona giderken bavulu doldurur giderdik molehiya, tarhana, alıç reçeli, çörek. Kız kardeşim bir gün “sen çalıştığın işten sıkıldın, artık böyle bir iş yapalım” dedi. Çünkü kendisi Kıbrıs’a geldiğinde almak istediklerini bir çatı altında bulmak için böyle bir yer olmadığından şikayet ederdi.  

 

F.U: İş yerinizi kurduğunuz bu yer size mi ait?

H.Ö: Evet. Babam 1974 tarihinde aldı burayı. Burada hayvancılık yapardı. Dedem de çobandı ve hayvancılık yapıp, hayvan ürünleri üretirdik. Nenem bize yakın oturduğu için kültürel birçok yemeği ve ürünlerimizi yapmayı ondan öğrendik. Nenemin evde fırın yanardı ve çörekler, zeytinli, hellimliler yapılırdı. Bayramlarda tüm aile orda toplanırdı.

 

F.U: Özlem mi oluştu sizde? Böyle bir yer açmaktaki esas amacınız bu mu?

H.Ö: Evet Nenemize özlem, kızkardeşim Afet’in Kıbrıs’a özgü yiyeceklere duyduğu özlem, kültürümüzün yok oluyor korkusu, çocukların bazı yemeklerimizi görmediğini görmesi gibi birçok etken vardı burayı açmamızda. Ve buraya başladıktan sonra da anladık ki birçok kişide özlem varmış. Kültürümüzü yaşatmakta ve yemek kültürümüze sahip çıkmakta bir canlanma başladı. Eko günleri, festivaller gibi bu da bizi çok sevindiriyor.

 

F.U: Ne zaman açtınız burayı? İşten ayrılmaya cesaret etmek zor olmadı mı?

H.Ö: 2007’de istifa ettim işimden… Bir üniversitede  çalışıyordum. Ve çok mutlu değildim açıkçası. Kızım iş yerimizde bana, oğlum ise babasıyla emeklerini koyarlar. Annem ve kız kardeşim de öyle. Burası bir aile işletmesi.  1-2 part-time çalışan haricinde yabancı çalışanımız yok.

 

HER ŞEY DOĞAL

 

F.U: Argonya ismini koymak nasıl aklınıza geldi?

H.Ö: Tüm ürünlerimizin katkısız doğal olmasıdır özelliğimiz. Hiçbir ürünümüz yapay değildir. Kullandığımız domatesi bile biz yetiştiriyoruz. El yapımı ürünleri tercih ediyoruz. Satılan ürünler de öyle hanımların el emekleri ile ürettikleri el işleri, sepetler ve yiyeceklerdir. Bu yüzden adını anlamı doğal olan Argonya olarak düşündük. Bir de işletmemizde yerel işletmecileri desteklemek amacıyla geleneksel ürünleri yetiştiren ve üreten işletmeleri tercih ediyoruz. Zeytin yağını, zeytini, helim ve peynirlerimizi, el işlerini yerel işletmelerden satın alıyoruz ya da biz kendi ürettiğimiz ürünleri kullanıyoruz.

 

F.U: Buranın dekorasyonu bahçenin düzenlenmesi. Kıbrıs’a özgü el işlerinin sergilenmesi her şeyle siz mi ilgileniyorsunuz?

H.Ö: Evet ben ve kız kardeşim Afet, birlikte düşünerek yapıyoruz. Öndeki satış alanımızın düzenlenmesi, ürünlerimizin sergilenmesi ve görünür şekilde yerleştirilmesi için saklama şekilleri araştırıyoruz ve kendimiz yapıyoruz.

 

F.U: Bu mekan size yetiyor mu? Sanırım şu anda bahçede masalar var, kışta ne yapıyorsunuz?

H.Ö: Evet mekanımız çok geniş ve masalarımız bahçede bulunuyor. Hafta sonu kahvaltı keyfi yapmak için bahçe tercih ediliyordu. Çok enteresandır ama kışın da hep hafta sonları güneşli oldu, müşterilerimiz gittikten sonra yağmur başladı hep. Fakat iç mekan ihtiyacımız var. Ve bunun için camlı bir mekan yaptık. İçine raflar ve camlı reyonlar olacak. Bu reyonların düzenlenmesi için yardım aldık. Reyonlarda el işi, zeytinyağı, baharatlar, reçeller, macunlar olacak. Kapalı alanımız bitmiş durumda reyonlar yerleştirilip içine geleneksel el işleri ve satışa sunulacak yiyecekler yerleştirilecek. Ayrıca kışın rahat rahat kahvaltı servisimizi yapabileceğiz. Bu projemiz bu kışa hazır olacak. 2013’de planlarımız doğru giderse kapalı alanımızı açacağız. Bunun için çalışıyoruz. Ürünleri de can dostlarım vardır imece usulü yardımlaşıyoruz. Onların ürettiklerini alıyoruz.

 

HER BÖLGEDEN İLGİ VAR

 

F.U: Buraya ilgi nasıl?

H.Ö: Bu mekanı açtıktan sonra çok güzel insanlarla tanıştım, dostlar edindim. Şu an hatta devamlı gelen konuklarımı müşteri olarak görmüyorum. Ta iskeleden sabah kahvaltısı için buraya gelen dostlarımız var. Bölgemizde Yeşilırmak bir etken, o bölgeye gelenler geçerken bizde kahvaltılarını yapıyorlar. Yeşilırmak festivali veya çilek zamanı geçişlerde mutlaka bizde duruluyor. Oturulmasa dahi alıp gidiyorlar.

 

F.U: Yabancı konuklarınız oluyor mu? Kıbrıs kültürünü beğenen ve merak eden?

H.Ö: Afrodit çok etken bana… Orada Cihan Bey ve Angela var. Oranın işletmecileri. Cihan bey Kıbrıs müşterilerini, Angela da İngiltere’den müşterileri ayarlar. Her yıl grup grup müşteri alırlar ve genellikle İsrail, Rus ve İngiliz müşterileri olur. Burası inanılmaz potansiyeldir benim için. Hem kahvaltıya gelirler hem de Kıbrıs’a özgü yiyeceklerden satın alırlar. Mesela Ruslar zeytinyağı alırlar, İsrailliler hellim, peynir, nor satın alırlar. Kıbrıslı müşterimiz ise genellikle 40 yaş üstüdür. Gençlerden gelenler ise Türkiye’de okuyan ve tatile gelen öğrencilerdir.

 

F.U: Bu kadar çok zeytinli, hellimli yapıp kıvamı tutturmak kolay mı?

H.Ö: Çok zor oldu. İlk açtığımızda 3 ay yapıp köyün yaşlılarına dağıttık. Çünkü evde yaptığımızda göz kararı yapardık. Ölçüyü yakalamak o kadar kolay olmadı.

 

ÇİÇEKTEN BUGÜNE…

 

F.U: Bahçenizde birçok çiçek var, siz mi yetiştirdiniz?

H.Ö: Kız kardeşim Afetin sürekli beni dürtmesiyle bu işe girişmeye çabalarken 2008 yılında çiçekçi dükkanı açma kararı aldım. Ve birçok yine Kıbrıs’a özgü çiçekler yetiştirdik. Yasemin ağaçları, fitne çiçekleri gibi. 1 sene çiçekçilik yaptıktan sonra çörek, zeytinli, pilavuna yapmaya başladık. Ve bugüne kadar geldik.

 

F.U: Oturup kahvaltı yapandan çok alıp gidenler daha fazla sanırım. Öyle mi?

H.Ö: Evet. Hafta içi genellikle öyle alıp işine gider herkes. Ama hafta sonları Girne, Lefkoşa ve Mağusa’dan gelenler olur, oturup kahvaltılarını yapmayı tercih ederler.

 

F.U: Ürünleriniz nelerdir?

H.Ö: Zeytinli, hellimli, çörek, simit, pilavuna, kabak bittası, tahınlı, sini gatmeri, hafta sonları; hellim böreği, nor böreği çıkar. Yaptıklarımız genellikle tükenir. Yazın değil de baharda ve kışın daha çok müşterimiz olur. Fakat bu yaz ağustos ayı fena değildi. Avustralya ve İngiltere’den gelen Kbrıslılar oldu.

 

F.U:  Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

H.Ö: Bizlerin üreten ve emek veren herkese saygımız var ve destekliyoruz. Dükkanımızın camında da yazar ‘yerli üreticiyi destekliyoruz’ diye. Kültürümüzü yaşatmak ve devam etmesi için çabamız var. Çocuklar, gençler ürünlerimizi görsün tanısın ve tatsın istiyoruz. Doğal ve katkısız besinlerin tüketilmesi taraftarıyız. El işi yapan ve emek veren kadınları desteklemek için her zaman hazırız. Çayönü’nden bile bize ürünlerini getiren hanımlar var. Bu bölgedeki kadın kurslarına da haber yolladık. Onları desteklemeye hazırız. Üreten herkesi de…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1142 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler