1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ardından…
Ardından…

Ardından…

Denktaş’ın ölümünden ve cenaze töreninden sonra normal gündeme dönme zamanı… Kaldığımız yerden devam edelim derken yine bu konuya bağlantılı devam etmek gerekiyor belli bir süre… Çünkü Rauf Denktaş’ın ölümü Türkiye’de de fa

A+A-

 

 

Denktaş’ın ölümünden ve cenaze töreninden sonra normal gündeme dönme zamanı…

Kaldığımız yerden devam edelim derken yine bu konuya bağlantılı devam etmek gerekiyor belli bir süre…

Çünkü Rauf Denktaş’ın ölümü Türkiye’de de farklı görüşleri köşelere taşıdı. Hatta dünyada… Zaman zaman Kıbrıs’la ilgili yazıların arttığı Türkiye medyasında Denktaş’ın ölümüyle de bir artış yaşandı. Birinci Cumhurbaşkanı Denktaş, daha çok asker ve özel harp dairesi bağlamında ele alındı sözkonusu basında… Dünya basını çoğu zaman olduğu gibi konuya yüzeysel baktı ve öyle yansıttı görüşlerini…

***

Türkiye Star’da yazan, bir süredir gazetesiyle sorun yaşayan ve yazı sayısı azaltılan Mehmet Altan, Denktaş’la ilgili yazısının yayınlanmaması üzerine yolları ayırdı. Mehmet Altan şöyle diyordu o yazıda;

“Rauf Denktaş’ın defnedilme sürecinin çoğu mecrada Özel Harp güzellemesine döndüğünü, “çözümsüzlük çözümdür” siyasetinin feraset olarak sunulduğunu görünce, acaba siyasal jargonumuza Ankaralılaşmak’ın yanı sıra bir de “Denktaşlaşmak” kelimesini mi eklesek diye düşündüm…”

***

Erdal Şafak da Sabah’ta Denktaş’ın korkularını anlatıyordu. “Kıbrıs Türkü'nün geleceğiyle ilgili korkuları girdi geceleri hep düşlerine. Kurduğu devletin geleceğiyle ilgili korkuları gündüzlerini zehirledi. Taaa gençliğinden beri önce Kıbrıs'ı, daha sonra Kıbrıs'ın kuzeyini Türkiye'ye bağlama hedeflerinin gerçekleş(e)memesi korkuları gece-gündüz tüm hayatını karabasana çevirdi.” Derken bu ruh halinin ortaya çıkardığı durumu da özetliyordu;

“Denktaş kesinlikle Kıbrıs Türkü'nün gelmiş geçmiş en değerli evladıydı.

Ama o korkuları yok mu... O korkular sonunda Kıbrıs Türk toplumunu da tutsak aldı. İnsanlar, özellikle de geleceklerinin karardığını gören gençler, kurtuluşu ufuklar ötesinde aradılar. Ya da Rum şantajına boyun eğmekte.”

***

Hasan Cemal da Milliyet’te Denktaş’ı, Türkiye hükümetleri ve askerle ilişkilerini yazıyordu. Hasan Cemal’e göre zeki ve kurnaz politikacı Rauf Denktaş, AKP öncesi TC hükümetlerini, Kıbrıs’la ilgili politikalarını Turgut Özal’ın deyimiyle “Koskoca Türkiye’yi burnundan tutmuş, kendi istediği istikamete götürüyor” şeklinde idare ediyordu. 2000’li yıllarla birlikte iktidara gelen AKP’yle bu politika bozuldu çünkü AKP, AB yolunda kararlılığı vardı ve askerle kavga ediyordu.

***

Financial Times’da yer alan makalede de “Bağımsız gözlemcilerin, Denktaş'ın Kıbrıslı Rumlarla pek uzlaşmaya varmak istemediği kanısında olduklarını söylüyor, Kıbrıslı liderin, büyük nüfuza sahip Türk ordusu da dâhil olmak üzere Türk siyasi sistemini maniple etmekte uzmanlaştığını” da ifade ediyor.

***

Öte yandan Hürriyet’te de Yılmaz Özdil, farklı bir yorum yapıyor ve;

“Maalesef savaş veya casus fimlerinde arıyoruz o tornadan çıkmış çakma kahramanları… Gel gör ki atlayan, zıplayan, uçan kaçanla yazılmıyor harbi destanlar… Yürekle yazılıyor. Ve sanırım, kalıbından utanması gereken zavallı tipler, kendi gövdesini heybet zannederken… O koskoca yüreğini taşıyabilmek için, o kadar genişti o küçücük gövdesi…” diyerek Birinci Cumhurbaşkanı Denktaş’ı kendi bakış açısından değerlendiriyor.

***

Evet, tarihe kendine özgü imzasını atmış Rauf Denktaş’ın cenazesinin ardından daha iki gün geçti. Kıbrıs’a bıraktıkları! ve Türkiye üzerinden politikaları elbette daha çok yazılacak, çizilecek. “O küçücük gövdedeki, o kocaman yürekte” neler taşındığının bilinmeyenleri de bilenler tarafından elbette ki ortaya dökülecek.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1179 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler