1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Anne – Babalarına Açık Mektup
Anne – Babalarına Açık Mektup

Anne – Babalarına Açık Mektup

Sevgili anne – babalar İki gün önce SBS diye bir sınav yapıldı ve siz bu satırları okurken mutlaka çocuğunuz sınavdaki puanını öğrenmişsinizdir. Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum; bu sınav, adında yazdığı gibi çocuğunuz sev

A+A-

 

 

         Sevgili anne – babalar

         İki gün önce SBS diye bir sınav yapıldı ve siz bu satırları okurken mutlaka çocuğunuz sınavdaki puanını öğrenmişsinizdir.

 

Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum; bu sınav, adında yazdığı gibi çocuğunuz seviyesini ölçmek için yeterli değildir… Emin olun ki çocuğunuz bu sınavdan kaç alırsa alsın, çoğunuzun düzeyini belirlemede asla yeterli değildir. Çünkü her çocuk farklıdır ve biriciktir.

 

Çocuğumuzun başarısı bazen onun öz benliğinin, ona verdiğiniz değerin önüne geçebiliyor. Her ne kadar kalben seviyor olsanız da onun başarısı bazen çok şeyin önüne geçmektedir. Oysa başarı denen şey, sınav notu değildir…

 

Çocuğunuzun sadece sınav sonuçları ile meşgul olmayın. Biraz düşünürseniz onun çok daha önemli özellikleri olduğunu fark edeceksiniz. Bu yüzden onun duyguları, ilgi ve istekleri ile meşgul olmaya daha çok zaman ayırın…

 

Belki bu sınav öncesinde, anne – baba olarak bazı hatalar yaptınız; örneğin çocuğunuza sürekli “ders çalış” dediniz. Ya da aralıksız olarak ona “bu sınavın ne kadar önemli” olduğunu hatırlattınız. Eğer bu sınavda “iyi bir not almazsa hayatının mahvolacağını” söylediniz. Hata kim bilir; kendisi için değil sizin için ders çalışmasını istediniz... Dahası, onu bir savaşa hazırlar gibi hiçbir önemi olmayan bu sınava hazırladınız. Dershaneler, özel dersler, testler, sorular, kitaplar derken çocuğunuzun, çocukça yaşaması gereken koca bir yılı heba ettiniz…

 

Sevgili anne – babalar,

Bu sınav öncesinde, esnasında ve belki de şu anda; çocuğunuzu, bir çocuk olarak görmeyi unutup, onu kayıtsız şartsız ders çalışma zorunda olan birisi olarak mı gördünüz?

 

Özgüven kazanması için ona yardımcı oldunuz mu? Yoksa bu sınava hazırlanırken girdiği her deneme sınavında aldığı düşük puanda onu eleştirip yargıladınız mı? Çocuğunuzun seviyesi, zeka düzeyi ve gerçek başarısı ile hiçbir ilgisi olmayan bu sınavdan aldığı puanla onu değerlendirip, kendini değersiz hissedecek ve öfke nöbetleri yaşatacak davranışlarda bulundunuz mu?

 

Sevgili anne – babalar; SBS’den aldığı puana bakarak, onun kişiliği hakkında yorumlar yapmayın. “Bu çocuk adam olmaz”, “kolejde okumazsa hiçbir şey başaramayacak” düşüncelerini kafanızdan çıkartın çünkü eğer siz onun yeteneklerini, ilgi, istek ve ihtiyaçlarını tam olarak bilir ve yönlendirirseniz gelecekte çok nitelikli bir birey olacağından şüpheniz olmasın…

 

Sevgili anne – babalar; bu sınavın sonuçlarına bakarak; çocuğunuzu eğitim-öğretimden soğutacak, bundan sonraki okul yaşamlarını olumsuz etkileyecek, onları mutsuz edecek davranışlardan kaçının… Evet, geleceğin nitelikli bireyi olmasını canı gönülden istiyorsunuz ama unutmayın o, bugünün çocuğudur…

        

 

ANLAYANA

 

 

Duvarcı

 

Sayın şantiye şefim;

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda bos varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-i Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim."

Duvarcı ustanız

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT

 

Yönetim Anlayışı ve Gelecek Kaygısı

 

Yenidüzen gazetesinin dünkü sayısını okuma fırsatı bulmuşsanız iki önemli yazı dikkatini çekmiştir diye düşünüyorum. Okumayanlar için kısa bir hatırlatma yapayım.

 

Yazılardan biri, kısa zamanda ülkemizin önde gelen dergilerinden biri haline geldiğini düşündüğüm, Yenidüzen’in hafta sonu eki olarak dağıtılan Adres Kıbrıs Dergisi’ndeki “Kuzey Kıbrıs Yaşlılarının Yaşam Kalitesi” başlıklı makale… Diğeri de Yenidüzen gazetesi yazarlarından Didem Menteş’in kaleme aldığı, lise son sınıf öğrencilerinin görüşlerini içeren “Ülkede bir gelecek görmüyoruz” başlıklı haberi…

 

Ülkenin farklı kesimlerini görüşlerini içeren iki farklı yazı; biri gençler, diğer yaşlılar… Ancak ortaya çıkan sonuç aynı, “geleceğimizi güvende görmüyoruz”…

 

Ne yazık ki durum bu… İnsanlarımızın hissettikleri tüm çıplaklığı ile ortada; bu ülke insanları geleceklerinden kaygılı… Peki, ama bunun nedeni nedir?

 

Aslında bu nedeni görmek için derin analizlere de pek gerek yok. Her şey ortada ve fütursuzca yaşanıyor… Örneğin iktidar partisi milletvekili Mehmet Tancer, petrol dolum tesisinin Lefke’ye yapılmasını öneriyor. Bunun içinde “zaten orada CMC vardı… Orası zehirli, siyanür var…” sözlerini hiç tereddüt etmeden söyleyebiliyor.

 

İşte insanlarımızın geleceklerinden kaygı duyması, kendilerini güvende hissetmemesinin temel nedeni bu… Böylesi bir yönetim anlayışının, iktidar da olması… Bu anlayışın eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten ulaşıma, iç işlerinden belediye hizmetlerine kadar her yapıya işlemiş durumda…

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1035 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler