1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. Anne-Babalara Açık Mektup
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Yazarın Tüm Yazıları >

Anne-Babalara Açık Mektup

A+A-

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan kolej giriş sınavı sonrasındaki; “üç soruya yanlış cevap verdim lütfen bana kızma anne”  manşeti hâlâ zihninizdedir… Hiç kuşku yok ki bu manşetin atılmasında tek suçlu anne değildir. Anne-baba, öğretmen, müdür, müsteşar, bakan kısacası eğitim sistemini oluşturan her bireyin sorumluluğu vardır.  Ve ne yazık ki bu sorumluluktaki zafiyetler, bir başka manşette olduğu gibi “eğitimin gözyaşlarının” her geçen gün biraz daha fazla akmasına neden olmaktadır.

Şüphesiz bir anne-baba olarak sadece kolej sınavında değil, üniversiteye giriş sınavında da, okulundaki dönem sonu sınavlarında da çocuğunuzun başarılı olması için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz. Hatta aile bütçenizi zora sokacak harcamaları hiç düşünmeden bu uğurda feda ediyorsunuz… Ancak unutmayın ki çoğu zaman çocukların ve gençlerin istediği tek şey onları anlamak, onlarla nitelikli zaman geçirmektir…

Her ne kadar onu sınırsız seviyor olsanız da çocuğunuzdan görmek istediğiniz yüksek sınav notu, bazen çok şeyin önüne geçiyor. Oysa başarı denen şey, sınav notu değildir…  Onun duyguları, ilgi ve istekleri ile meşgul olmaya daha çok zaman ayırın. Çocuklarınızı sevdiğinize şüphem yok lakin bunu yaparken aslında birazda kendinizi sevdiğinizi fark edin…

Çocuğunuz gelecekte nitelikli bir birey olması için sınavlardan aldığı notların bir anlam ifade etmediğini artık kabul edin. Onların hayatta başarılı olabilmeleri için sosyal ve duygusal zekalarını beslemek gerektiğini unutmayın: Ne sınırsız özgürlükler tanıyın, ne de tamamen özgürlükleri ortadan kaldırarak çocukların kendilerini keşfetmelerine engel olun…

 

Kaliteli yaşam için çocuklarınızı sadece bilişsel açıdan donanımlı hale getirmenin yeterli olmayacağını kavrayın. Çünkü bu durum çocuğunuzun sadece bilginin yükü altında ezilmelerine neden olacaktır. Bu nedenle onu özel dersten özel derse, o dershaneden bu deneme sınavına koşuşturup durmanın bir işe yaramadığını da fark edin…

Onu hem bilişsel hem de duyuşsal açıdan tatmin edin. Sahip olduğu olumlu ve olumsuz duyguları; duyguların şekillendirdiği tutumları, değerleri, ilgileri, ahlakı, karakteri, kişisel ve sosyal muhakeme yapabilme gücünü geliştirmeyi öne çıkartın… Öyle bir anda yanlarında olun ki; bir ömür boyu içlerine işleyin…

Hiç kuşku yok ki bütün bunlar eğitimin işidir ve eğitim ciddi bir iştir. Eğitimi yönetenlerin bütün bunları dikkate alan bir eğitim sistemi oluşturması gerekliliği de kaçınılmazdır. Çocuk ve gençlerin sosyal, duygusal ve akademik yönden bütün olarak gelişimine ilişkin beceri ve nitelikleri sisteme entegre edilmesinde başarısız olduğumuz ortadadır… Ancak sizin taleplerinizin ve tercihlerinizin de eğitimi şekillendirdiğini unutmayın.

Çocuklarını yarış atı gibi, hayatı da sadece koşu yolu gibi gören anne-babalar olmaktan kurtulun. Biraz düşünün ve çocuğunuzun sınavda aldığı nottan çok daha fazla önemli özellikleri olduğunu fark edin…

Unutmayın ki; çocuklarınızla nitelikli zaman geçirmek, onlar için ortaya koyduğunuz diğer tüm unsurlardan daha değerlidir... Ve onlarla zaman geçirmek için sandığınızdan çok daha az vaktiniz kaldığını unutmayın...


Biliyor muydunuz?

 

Özgürlük Okulu

Konu eğitim olunca, siyasiler, iş adamları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, hemen herkes birer otorite oluyor. Böylece “eğitimde insan nedir, ne olmalıdır?” sorusu sistemi yeniden kısır döngü içerisine sürüklüyor… İşte bu sorunun karşılığını yeniden insana dönerek ve insanı üreterek görme davranışı, alternatif eğitim modellerini karşımıza çıkarmış durumdadır. “Öğrenmek için tek bir en iyi yol yoktur” ilkesi bu sürecin temel ilkesidir.

Eğitim bilimi literatürüne ilk modern hümanist eğitimci olarak kabul edilen ve "çocukların kişisel özgürlüklerinin savunucusu" olan İskoç eğitim bilimci Alexander Sutherland Neill,  eğitimde ilerici eğitim felsefesinin savunucusudur. Neill ayrıca, kendi ilerici eğitim felsefesini sürdüren ve “Özgürlük Okulu” olarak da bilinen Summerhil Okulu’nun kurucusudur.

Alexander Sutherland Neill, bir okul hayal ederek;

  • Çocukların kendileri gibi olma konusunda özgür oldukları…
  • Başarının akademik ortalama değil çocukların kendi başarı tanımlamasına göre belirlendiği…
  • Bütün okulun meselelere demokratik olarak yaklaştıkları ve her bir bireyin demokratik haklarının olduğu…
  • Eğer istiyorsanız gün boyunca oyun oynayabileceğiniz…
  • Oturmak ve hayal kurmak için zaman ve mekanın olduğu…

 bir okul olabilir mi?  Sorusundan yola çıkarak 1921’de “Özgürlük Okulu”nu kurdu… Özgürlük Okulu, küresel anlamda dünyanın şekillenmesine yön veren birçok nitelikli bireyi mezun etti…

 


Aklınızda Bulunsun

 

Türkiye Üniversiteleri İçin Yeni Kararlar

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Üretimde Reform Paketi’nin yükseköğretimle ilgili 11 maddesini açıkladı. Üniversitelerde reform olarak nitelendirilen değişiklikler özetle şöyle:

  • YÖK’ün bünyesinde kurulan yükseköğretim akredite ve kalite kurulu idari ve mali açıdan özerkleşecek ve YÖK’ü de denetleyebilecek.
  • Bütün üniversiteler birbirinin aynısı olmayacak. Yasal düzenlemeyle her üniversite bölgenin şartlarına göre bir alanda uzmanlaşacak.
  • Üniversitelerde özellikle fen ve mühendislik öğrencilerinin eğitim alırken sektörde çalışması desteklenecek. Bu öğrencilerin en az 1 yarıyıl süresince işyerinde eğitim yapması teşvik edilecek.
  • Emekli hocalar 75 yaşına kadar üniversiteye geri dönebilecek. Yeni düzenlemeyle 75 yaş sınırı tüm devlet üniversitelerini kapsayacak. (SS’nin yorumu: Bu kararın, ihraç edilen akademisyenlerin yerini doldurmaya yönelik olduğu aşikar.)
  • Üniversiteli işsizlik sorununu çözecek Danışma Kurulu olacak. Bu kapsamda ilgili bakanlıklar ve özel sektörle birlikte üniversiteye girişte öğrenci kontenjan planlaması yapılacak.
  • Üniversiteler, sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer şirketi kurabilecek. Böylelikle teknoparklar üniversite şirketi olabilecek. Teknoloji geliştiren öğretim üyeleri bu şirketlerde ücreti karşılığında çalışabilecek. Üniversiteler özel sektörle rekabet edebilecek.

 

Bu yazı toplam 1045 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar