1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ANKARA, AKP VE YERLI İŞBIRLIKÇILERI ENOSISTEN YANA'
ANKARA, AKP VE YERLI İŞBIRLIKÇILERI  ENOSISTEN YANA

'ANKARA, AKP VE YERLI İŞBIRLIKÇILERI ENOSISTEN YANA'

Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği, Egemen Bağış’ın açıklamalarının, Ankara’nın Kuzey Kıbrıs ile ilgili gerçek hedefinin ne olduğunun göstergesi olduğunu belirtti

A+A-

 

 

Londra'daki, Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği, Turkiye Cumhuriyeti  AB’den sorumlu  Bakanı   Egemen Bağış’ın Kıbrıs ile ilgili açıklamalarının, 1974’ten bu yana, Ankara’nın Kuzey Kıbrıs ile ilgili gerçek hedefinin ne olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. 

 

Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği Genel Sekreteri, Derman Saraçoğlu imzasyla gönderilen açıklamanın tam metni şöyle;

                                

 

 

"15 Temmuz Faşist  Yunan  ve  EOKA-B  Darbesi ardından,  20 Temmuz  1974’te,  garantörü  sıfatıyla  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  bozulan anayasal düzenini  sağlama   gerekçesi ile, Ada’ya  yaptığı askeri müdahale sonucunda,  Kıbrıs’ın  kuzeyini  fiilen ele geçiren Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs’a  yönelik   gerçek niyetinin ne olduğu,  38 yıl sonra  T.C’nin  AB’den sorumlu  Bakanı   Egemen Bağış tarafından Dünya’ya  ilan edildi.

 

Ankara, Egemen Bağış  aracılığı ile,  Kıbrıs’ın  kuzeyinin   Türkiye’ye  ilhak  edilebileceğinden  söz ederek,  Dünya’nın  ve  Kıbrıslı Türklerin  nabzını yoklarken,  öte  yandan da  Kıbrıs  Rum Toplumu’nu,  Kıbrıs Cumhuriyetini  kışkırtmayı,  Türk ve Rum Toplumları arasında  düşmanlığı  körüklemeyi amaçlıyor.  Sözkonusu  açıklamanın  zamanlaması da  dikkat çekicidir.  Ankara’nın  ilhak konusunu  gündeme getirişi, tam da  masada  Kıbrıs Türk Toplumu’ndan çok,  Ankara’yı  temsil etmekte olan    Derviş Eroğlu’nun,  “Çözümsüzlük  çözümdür”  anlayışı  ile  görüşme  yaptığının  açığa çıktığı  bir  döneme  “rastlamaktadır”.  Oysa,  Derviş  Eroğlu’nun   BM gözetimindeki  görüşme masasına , Kıbrıs Rum Toplumu Lideri  ve Kıbrıs  Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofias ile,  Birleşik  Federal Kıbrıs’a  varabilmek  için   görüşme  yapmak üzere oturduğu  açıklanmış ve  Eroğlu BM’ye  bu yönde  yazılı  taahhütte   bulunmuştu.

 

Gerek Egemen  Bağış’ın  açıklamaları  gerekse  “KKTC “ makamlarında  oturanların  yaptıkları  Bağiş’ın söylediklerini  destekleyen açıklama  ve değerlendirmeler,  1974’ten bu yana, Ankara’nın  ve  yerli işbirlikçilerinin   Kıbrıs’ın kuzeyinde  yarattıkları  ayrılıkcı  rejimin  nihai hedefinin  de ne  olduğunu  açıkca ortaya  koymaktadır.

 

Ankara’nın,  1974  işgali (Fethi) ardından   bu güne,  Ada’ya, Türkiye’den   yerleştirdiği  sivil  nufus ile  Cenevre  Konvansiyonu’na  göre  savaş  suçu  işlediği  ortadadır.  Bu işlenen  suçla  bağlantılı olarak, Kıbrıs  Türk Toplumu’nun  toplumsal  kimliği  Ankara tarafından  yok sayılmış, iradesi  taşıma nüfus  aracılığı ile  ipotek altına  alınmaya  çalışılmış, uygulanan kolonyalist, dayatmacı,  siyasetlerle    Kıbrıslı Türkler,  bir AB ülkesi  olan kendi  Anayurtlarında  azınlığa düşürülmüşlerdir.  Gerek  Kıbrıs’ta, gerekse yurtdışında  yaşayan Kıbrıslı Türklerin  bu  gidiş karşısında  daha fazla  sessiz kalmaları, yapılanları  ve  söylenenleri  sineye çekmeleri  elbette   beklenemez.

 

Gelinen aşamada Ankara’nın, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB Başkanı olacağı 1 Temmuz tarihini de behane ederek, Kıbrıs’ta yeni  ayrılıkcı  fiili durumlar  yaratma gayreti içine girdiği  görülmektedir. Son dönemde, Ankara’dan  ve yerli işbirlikçileri tarafından yapılmakta olan  açıklamaların  paralelliği, ton ve uslup  benzerliği  Kıbrıs’ın, Kıbrıslıların  Ankara kaynaklı yeni bir ayrılıkcı  hamle ile karşı karşıya kalabileceklerini  göstermektedir.

 

 

Ankara’nın  bugünkü egemenleri, AKP ve  en başta  Eroğlu- UBP  Hükümeti  olmak üzere, yerli işbirlikcileri  Kıbrıs’ta  Enosis (İlhak)  hayali kurmaktadırlar.  Bu çevreler  38 yıldır  Türkiye’den Kıbrıs’a  taşınan  sivil  nüfusu  ise  bu hayallerinin  en büyük  dayanağı  ve  lojistik gücü  olarak  görmeye  başlamışlardır. 

 

Ankara,  uluslararası  konjektürden  de  yararlanarak  yeni oldu-bittilerle,  Kıbrıs’ın  işgal edilmiş (Feth edilmiş)  %37 toprağını   fiilen Türkiye’ye  katmak , ardından  da yaratılan  fiili durumu  kullanarak,  Kıbrıs’ın  bütünü üzerinde  gördüğü  stratejik  çıkarları ile  ilgili pazarlık masaları  kurmak  hayali içinde olabilir.  Ancak  bugünlerde  bariz  işaretleri verilen bu yol  kimseyi düze çıkarmaz. Bu yola  girilmesi,  en başta Kıbrıs Türk Toplumu olmak üzere, Türkiye Halklarına da büyük  zarar verecek, bölgemizde  daha  büyük bir gerginliğin  kaynağı olacaktır.  Serdar  Denktaş’ın  önerdiği gibi,   bu amaçla  ‘’KKTC’’  vatandaşlığı  temelinde  bir  referanduma  gidilse bile, böylesi  ‘’Çakma’’ bir referandumun  sonuçlarının, ne Kıbrıs’ta  ne de Dünya’da    hiçbir  hukuki  geçerliliği  olmayacaktır.

 

Kıbrıs Türk Demokrasi  Derneği olarak,  Egemen  Bağiş  aracılığı ile  ilhak ya da  iltihak (Enosis)  yönünde  nabız yoklamaya  kalkan Ankara  egemenlerini  ve  Kıbrıs’ta, bu  adıma  ‘’Olabilir’’  diyerek onay verebilecek kadar  gaflet ve ihanet  içinde bulunan   çevreleri, şiddetle kınıyoruz. Onlara Kıbrıs Türk Toplumu’nun geleceğinin  Birleşik Federal Kıbrıs’ta  olduğunu  yeniden hatırlatırız .  Her ikide bir  inanmadıkları  halde ,BM Parametrelerinden  dem vurarak  demagoji  yapan bu çevreler    iyi bilsinler ki,  Kıbrıs konusundaki BM Parametreleri de  bizim  ortaya koyduğumuz  görüşlerden   farklı  bir içeriğe sahip değildirler.

 

Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerin  onuru,  varlığı ve  Barış içinde bir gelecek için, yurt içinde  ve dışında   sesini  yükselten, eyleme çıkan  tüm örgütler, sendikalar,  siyasal partilerimizle   gençler, aydınlar ve  tüm duyarlı  vatandaşlarımızla   dayanışmasını  belirten  Derneğimiz,  varılan  eşikte ,   Kıbrıs Türk Toplumu’nun, yıllardır  Ankara  tarafından üzerine  çekilmiş   kamuflaj  örtü altında   sürdürdüğü,  kendine özgü isyanının ve direnişinin   uluslararası platformlara  taşınma  zamanının  geldiğine  inanır".

 

  

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 733 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler