1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Anayasa İnisiyatifi -5-
Anayasa İnisiyatifi -5-

Anayasa İnisiyatifi -5-

Tufan Erhürman: Bu hafta, Anayasa’ya 68 A maddesi olarak girmesi önerilen, milletvekili genel seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı ile ilgili maddeyi paylaşacağız

A+A-

 

 

                                                                                     Tufan Erhürman

                                                                                     tufaner@yahoo.com

 

Gaile’de, facebook’taki “Anayasa İnisiyatifi” grubunda yapılan tartışmalar sonucunda ortaya çıkan anayasa değişikliği önerilerini paylaşmaya devam ediyoruz. Bu hafta, Anayasa’ya 68 A maddesi olarak girmesi önerilen, milletvekili genel seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı ile ilgili maddeyi paylaşacağız.

Öncelikle, bu maddenin Anayasa’da mı yoksa yasada mı düzenlenmesi gerektiği konusunda grupta bir fikir birliği oluşmadığını söyleyerek başlamakta yarar vardır. Dolayısıyla şu an için önemli olan, maddenin Anayasa’da mı yoksa yasada mı düzenleneceğinden ziyade, içerik konusunda hemfikir olmaktır.

Bu maddeyle ilgili olarak en fazla tartışılan konular, önseçim, liste usulü, karma oy, tercihli oy ve bağımsızların seçilme biçimi oldu. Aşağıda önce önerilen madde, ardından da önerinin gerekçeleri yer alacaktır.

 

Madde 68A

Milletvekili Genel Seçimlerinde Seçme ve Seçilme Hakkı

 

Önerilen Madde

(1) Siyasi partiler, milletvekili genel seçimlerinde gösterecekleri adayları ve bu adayların listedeki sırasını, en az bir yıldan beri üyeleri olan ve üyelik aidatlarını düzenli bir biçimde ödeyen üyelerinin katılacakları, yargı organlarının denetiminde yapılacak ön seçimlerle belirlerler. Parti yetkili organları, adayların yüzde onunu, ön seçimin sonuçlarından bağımsız olarak, kontenjan adayı olarak belirleyebilirler.

(2) Milletvekili genel seçimlerinde KKTC tek seçim bölgesi olarak kabul edilir. Her bir ilçenin en fazla kaç milletvekili çıkaracağı, ilçelerde ikamet edenlerin sayısının KKTC nüfusuna oranı baz alınarak yapılacak hesaplama sonucunda, Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimden önce ilan edilir.

Siyasi partilerin ilçe milletvekili adayları, daimi ikametgahı en az bir yıldan beri o ilçede bulunan kişiler arasından belirlenir.

Seçmenler, oylarını, yalnızca, bir siyasi partiye ya da bağımsız adaya mühür vurarak ve bir siyasi partiye mühür vurdukları takdirde, o siyasi parti adaylarından en fazla onunu tercih ederek kullanabilirler.

(3) Bağımsız adaylara vurulan mühür de, siyasi partilere vurulan mühür de bir oy değerindedir.

(4) Milletvekili genel seçimlerinde, yasayla herhangi bir seçim barajı düzenlemez ve uygulanamaz.

(5) Seçim sonucunda her ilçe, o ilçe için gösterilen aday sayısının en az yarısı kadar milletvekili çıkarır.

(6) Seçim sonucunda, siyasi partilerin çıkardıkları milletvekili sayısı belirlendikten sonra, her bir siyasi partiden seçilen milletvekilleri, Anayasa’nın 8. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde belirlenen kota ve bu maddenin 5. fıkrası hükmü dikkate alınarak belirlenir.  

 

Önerinin Gerekçeleri

1. Birinci fıkranın gerekçesi

Bilindiği gibi, şu anda ülkemizde partiler milletvekili adaylarını ön seçimle belirleseler dahi, ön seçimde üyeler değil, delegeler oy kullanmaktadırlar. Bu yöntem, çeşitli nedenlerle eleştirilmektedir. Bu konudaki tartışmalara son vermek ve parti yöneticilerinin ya da nispeten az sayıda parti delegesinin milletvekili adayı olacak kişiler üzerindeki belirleyici etkisini kırabilmek için, birinci fıkrada,

a) adayların belirlenmesinde ön seçim zorunlu tutulmuş,

b) ön seçimde delegelerin değil, üyelerin oy kullanacağı belirtilmiş,

c) ön seçimden kısa bir süre önce üye yapılacak kişilerin oy vermesini önlemek için, yalnızca bir yıldan beri üye olan ve üyelik aidatlarını düzenli olarak ödeyen kişilerin oy kullanabileceği düzenlenmiş,

d) Ön seçimde tartışma yaşanmasına müsaade etmemek için, bu seçimin yargı denetiminde yapılması öngörülmüş ve

e) parti yetkili organlarının ön seçim sonuçlarından bağımsız olarak en fazla adayların % 10’u oranında kontenjan adayını belirleme yetkisi olacağı vurgulanmıştır.

 

2. Parçalı tek listenin gerekçesi

Bu fıkrada, KKTC’nin bugünkü gibi beş seçim bölgesine ayrılmayacağı, bir seçim bölgesi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Burada, nispeten dar seçim bölgelerinde, seçmenlerin ehliyetten ziyade feodal ilişkilere, aile bağlarına, doğum yerine, adayların bölgeye yaptıkları ekonomik katkıya ve hatta düğün ve cenazelere katılıma bakarak oy verdikleri bilgisinden hareketle, adayların yalnızca kendi bölgelerinden değil, bütün KKTC seçmeninden oy almak zorunda olmasının sağlanması amaçlanmıştır.

Bununla birlikte, en azından bu yöntemin uygulanmaya başlandığı ilk zamanlarda, seçmenlerin kendi ilçelerinden aday olanlara oy verme davranışlarının devam edeceği ve bunun da küçük ilçelerden aday olanlar aleyhine sonuç doğuracağı tahmin edilmektedir. Böyle bir olumsuz sonucu önleme amacıyla, tek liste üzerinde, her ilçeden, ilçede ikamet edenlerin genel nüfus içindeki oranı dikkate alınarak belirlenecek sayıda adayın bulunması ve bu adayların, en az bir yıldan beri o ilçede ikamet edenler arasından belirlenmesi şartı getirilmiştir.

 

3. Karma oyun kaldırılmasının gerekçesi

Bilindiği gibi, şu anda uygulanmakta olan seçim sisteminde, seçmenler, herhangi bir partiye mühür vurabilecekleri gibi, hiçbir partiye mühür vurmaksızın farklı partilerin adaylarına ve bağımsızlara tik atmak suretiyle karma oy da kullanabilmektedirler. Öneride karma oy kullanma seçeneği kaldırılmıştır. Bunun gerekçeleri şöyle sıralanabilir:

(i) Karma oy, insanların demokratik tercih hakkını olumlu yönde etkilese de, bu demokratik tercih, çoğunlukla, tercih edilen kişilerin siyasi programları doğrultusunda belirlenmemektedir. Çünkü bu kişiler, nihayetinde bir siyasi partiden aday oldukları için, o partinin programı konusunda seçmene söz vermektedirler.

(ii) Bu nedenle, karma oy kullananlar, çoğunlukla, siyasi programa değil, tek tek kişilerin özelliklerine bakarak oy kullanmaktadırlar. Bu özellikler de, genellikle, siyasi değil, kişisel olmaktadır. Bunlar arasında, en fazla şikâyetçi olunan, feodal ilişkilerden kaynaklanan özellikler öne çıkabilmektedir.

(iii) Karma oyda, oy verilen kişilere siyasi duruşlarından dolayı oy verilse dahi, bu kişiler Meclis'e girince, doğal olarak kendi partileriyle birlikte hareket etmektedirler. Dolayısıyla, karma oyu siyasi görüşlere bakarak kullanan seçmenlerin beklentileri de aslında karşılanmamaktadır.

(iv) Seçim sonuçları belirlenirken, karma oy çoğu zaman karışıklıklara, hatta bazı iddialara göre, yolsuzluklara sebebiyet vermektedir. Karma oylar dağıtılırken, kimi iddialara göre, sandık başında gözlemcisi bulunan partiler, karma oyların kendi partilerinden aday olanlara paylaştırılması konusunda anlaşabilmektedirler.

(v) Karma oy kullananların, Lefkoşa’da 16, Güzelyurt ve İskele’de 6’şar tik kullanması gerekmektedir. Partilerin aldıkları sonuçlar, bu oylar toplanarak hesaplanmaktadır. Bu durum da bir seçmen-bir oy ilkesini çarpıtmakta ve gerçeği yansıtmayan sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

(vi) Seçmenin, kişilere değil, siyasi programlara oy kullanmasının teşvik edilmesi gerekmektedir. Oysa karma oy, siyasi programların değil, kişiliklerin oy vermede belirleyici olmasını teşvik etmektedir.

(vii) Karma oy kullanma olanağının varlığı dolayısıyla, bazı adaylar farklı partilerden adaylarla bir araya gelerek oluşturdukları listeler için karma oy kullanacak seçmenlerden oy talep edebilmektedirler (hatta bu biçimde oy satın aldığı iddiaları ileri sürülmektedir). Bu da, seçmenlerin, oy kullanırken, siyasi görüşleri ve programları dikkate almaması sonucunu doğurmaktadır.

(viii) Hiçbir siyasi partinin programını beğenmeyen seçmenin karma oyun kaldırılmasıyla kaybetmiş göründüğü tercih hakkı, bu öneride, bağımsızların seçilmesinin (bugünkünden farklı olarak) mümkün kılınması dolayısıyla korunmaktadır. Hiçbir siyasi partinin programını benimsemeyen seçmen, hiçbir siyasi partinin programını beğenmediği için bağımsız aday olan kişilere oy verebilmektedir.

 

4. Parti içi tercih hakkının on ile sınırlanmasının gerekçesi

Bilindiği gibi, şu anda yürürlükte olan seçim sisteminde, bir partiye mühür vuran seçmenin o parti içerisinde ilçe milletvekili adaylarının yarısı kadar kişiyi tercih etme hakkı vardır. Adayların ön seçimle belirlenmediği bir sistemde bunun anlaşılması mümkündür. Çünkü bu yolla, parti seçmeni, parti yetkili organları tarafından belirlenen listeyi değiştirme olanağına sahip kılınmaktadır. Oysa önerilen sistemde, parti adaylarını ve listedeki sırlamayı parti üyelerinin belirlemesi öngörülmektedir. Bu durumda partiye emek veren ve partiyi en iyi tanıyan üyelerin belirlediği aday sıralamasını partiye oy verecek seçmenlerin tamamen değiştirme hakkına sahip kılınması adil görünmemektedir. Bu noktadan hareketle, öneride, seçmenlerin en fazla on tercih kullanabilmesi ve dolayısıyla üyelerin ön seçim sonucunda belirledikleri listenin seçmenler tarafından çok fazla değiştirilememesi hedeflenmektedir. Bununla birlikte, facebook’taki grupta, özellikle küçük ilçelerin korunması amacıyla, tercih hakkının on değil, en fazla 25 olmasını önerenler de vardır. Bu öneriyi yapanların temel hareket noktası, on sayısının, özellikle Lefkoşa seçmeninin hep Lefkoşa’dan aday olanları tercih etmesi neticesinde küçük ilçelerin adaylarının aleyhine sonuçlar doğuracağı öngörüsüdür.

 

5. İlçe Kotasının Gerekçesi

Tek liste ile seçime gitmenin muhtemel sonuçlarından biri, daha fazla seçmeni bulunan büyük ilçelerden çıkacak milletvekili sayısının küçük ilçelerden çıkacak milletvekili sayısından çok fazla olmasıdır. Bu durumun yaratabileceği sakıncayı ortadan kaldırmak amacıyla, her ilçeden, en az, aday sayısının yarısı kadar milletvekili çıkması beşinci fıkrada öngörülen kota sayesinde güvence altına alınmıştır.

 

6. Bağımsız adayların seçilmesinin nispeten kolaylaştırılmış olmasının gerekçesi

Bugün yürürlükte bulunan seçim sisteminde bağımsız adayların seçilmesi hemen hemen imkânsızdır. Bunun demokrasi açısından kabul edilebilir olmadığı dile getirilmektedir. Bu noktadan hareketle, önerilen sistemde, bağımsızların seçilmesi nispeten kolaylaştırılmıştır. Seçmenler, dilerlerse, bir siyasi parti yerine bir bağımsız adaya mühür vurabilecekler ve bağımsız aday bu durumda bir oy almış olacaktır. Oysa yürürlükteki seçim sisteminde bağımsız adaya mühür vurmak mümkün değildir. Bağımsız adaya ancak karma oy kullanan seçmenler tik atabilmektedir ki bu da örneğin Lefkoşa’daki bir bağımsız adayın 1/16 oy alması anlamına gelir.

 

7. Barajın kaldırılmasının gerekçesi

Bugün yürürlükte olan seçim sisteminde, toplam oyların % 5’ini alamayan bir parti, herhangi bir ilçeden milletvekili çıkarabilecek olsa bile, sırf barajı geçemediği için kazandığı milletvekilliğini ya da milletvekilliklerini kaybetmektedir. Bunun üç istenmeyen sonucu vardır.

(i) Kendi siyasi görüşünü temsil eden siyasi partiye oy vermek isteyen seçmenler, bu partinin barajı geçemeyebileceği endişesiyle, ikinci tercihleri olan siyasi partiye oy vermek zorunda kalmaktadırlar.

(ii) Milletvekilliği kazanan partiler, baraj dolayısıyla, kazandıkları milletvekilini kaybedebilmektedirler.

(iii) Baraj altında kalan partiye oy veren seçmenlerin oyları, sonuca iradeleri doğrultusunda yansımamaktadır.

Bu üç sakıncayı ortadan kaldırmak ve seçmenlerin iradelerinin sistem dolayısıyla çarpıtılmasını önlemek için barajın kaldırılması önerilmektedir. 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 692 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler