1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Anayasa İnisiyatifi – 2
Anayasa İnisiyatifi – 2

Anayasa İnisiyatifi – 2

Tufan Erhürman: Bu hafta, Anayasa’nın beşinci kısmında, “yargı” başlığı altında yer alan, Yüksek İdare Mahkemesi’ne ilişkin 152. maddeyle ilgili değişiklik önerisini paylaşacağız.

A+A-

 

 

                                                                                                          Tufan Erhürman

tufaner@yahoo.com

 

 

Gaile okuyucularının bildiği gibi, geçtiğimiz hafta, Facebook’ta oluşturulan “Anayasa İnisiyatifi” grubunda yapılan tartışmalar sonucunda ortaya çıkan Anayasa maddesi önerilerini, yürürlükteki düzenleme ve değişiklik önerilerinin gerekçeleriyle birlikte paylaşmaya başlamıştık. “Anayasa İnisiyatifi – 1”de, Anayasa’nın birinci kısmında, “genel ilkeler” başlığı altında yer alan “eşitlik” ilkesine ilişkin değişiklik önerisini paylaştık. Bu hafta, Anayasa’nın beşinci kısmında, “yargı” başlığı altında yer alan, Yüksek İdare Mahkemesi’ne ilişkin 152. maddeyle ilgili değişiklik önerisini paylaşacağız.

Yüksek İdare Mahkemesi (YİM), şu anda, idarenin hukuka aykırı işlem ve ihmallerini hukuk aleminden silen mahkeme olarak görev yapmaktadır. İdarenin pek çok konuda hukuka aykırı davranışlar sergilediği yönünde iddialar olduğu hatırlanırsa, bu maddede yapılacak değişikliğin ne kadar önemli olduğu fark edilecektir.

 

Madde 152

İdare Mahkemelerinin ve Yüksek İdare Mahkemesi’nin Görev ve Yetkileri 

 

Yürürlükteki Madde

(1) Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın kurallarına aykırı olduğu veya bunların söz konusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayeti ile kendisine yapılan başvuru hakkında, kesin karar vermek münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru bir menfaati, bu gibi karar veya işlem veya ihmal yüzünden olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3) Söz konusu başvuru, karar veya işlemin yayınlanması tarihinden veya yayınlanmadığı takdirde veya bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4) Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi, kararında:

(a) Söz konusu karar veya işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya

(b) Söz konusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen, hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya

(c) Söz konusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organları veya makamları bağlar. Karar, ilgili organ veya makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(6) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalin, kendisine zarar verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ, makam veya kişi tarafından, istemi kendisini tatmin eder şekilde yerine getirilmediği takdirde, zararların tazmini veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açmak ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat almak ve söz konusu mahkemenin vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminat almak hakkına sahiptir.

 

Önerilen Madde

(1) İdarenin hiçbir idari işlem, ihmal ve eylemi, hiçbir hâlde idari yargının denetimi dışında bırakılamaz.

(2) İdari işlemlerin ve ihmallerin hukuka aykırılığına ilişkin başvuruları incelemeye, bu madde kuralları çerçevesinde, idare mahkemeleri münhasıran yetkilidir.

İdari eylemlerden doğan zararların giderilmesi istemiyle açılacak tazminat davaları idare mahkemelerinde açılır.

(3) İdare mahkemesinin görev alanına giren bir konuda başka mahkemelerde dava açılması ve bu davaların görev noktasından reddi hâlinde, bu husustaki kararların kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.   

(4) Yüksek İdare Mahkemesi, idare mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı başvurulabilecek istinaf mahkemesidir.

(5) Dava konusu idari işlem veya ihmalle ciddi ve makul ilgisi olanlar idare mahkemesine başvurma hakkına sahiptirler.

Bir idari eylemden dolayı kişisel bir hakkı ihlal edilen kişi, zararının giderilmesi istemiyle idare mahkemesinde tazminat davası açabilir.

(6) İdare mahkemesi, bir idari işlemin ya da ihmalin hukuka aykırılığı iddiasıyla yapılan bir başvuru üzerine, kararında:

a) Dava konusu idari işlemi, tamamen veya kısmen iptal edebilir veya,

b) Dava konusu idari ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine hükmedebilir.

İdare mahkemesi, dava konusu idari işlem veya ihmalle kişisel bir hakkı ihlal edilmiş olan davacının talep etmesi halinde, (a) ve (b)’deki kararlarla birlikte veya onlardan ayrı olarak, bir idari işlem veya ihmalden kaynaklanan zararın tazminine de hükmedebilir. Mahkemenin tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine, kusuru oranında rücu eder.

(7) İdare mahkemesi, bir idari eylemden dolayı kişisel bir hakkı ihlal edilen kişinin açtığı tazminat davasında, tazminat talebini kısmen veya tamamen kabul ederek tazminata hükmedebilir. Mahkemenin tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine kusuru oranında rücu eder.

(8) İdare mahkemeleri, davacının iddiasında haklı olduğunu gösteren belirtilerin bulunması ve geçici emrin verilmemesi durumunda ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğacağına veya eski duruma dönüşün çok zorlaşacağına kanaat getirilmesi durumunda geçici emir verebilirler. Geçici emrin verilmemesi hâlinde ileride verilecek nihai kararın davacının talebi doğrultusunda sonuç doğurmasının imkansız olacağı durumlarda, mahkemeler, önceki cümlede yer alan iki şartın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmaksızın geçici emir verirler.   

(9) Bu madde gereğince mahkemelerce verilen herhangi bir karar veya emir, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organ veya makamları bağlar. Karar veya emir, ilgili organ, makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(10) İdare mahkemesi veya Yüksek İdare Mahkemesi kararını veya emrini yerine getirmeyen organ veya makam aleyhine, mahkeme kararının veya emrinin yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesi istemiyle, kararı veya emri veren mahkemeye başvurulabilir. Mahkemenin idare aleyhine tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine, kusuru oranında rücu eder.

(11) İdare mahkemesinin veya Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir kararını veya emrini yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine, söz konusu karar veya emre uyuncaya kadar ve her hâlde on iki ayı aşmayan bir süre hapsedilmesi talebiyle, kararı veya emri veren mahkemeye başvuru yapılabilir. 

(12) Bir idari yetkinin kullanılması için emirname (mandamus), herhangi bir idari makamın hukuka aykırı bir işleminin uygulanmasını önlemek için emirname (prohibition) ve herhangi bir idari makamın hukuka aykırı bir idari işleminin iptali için emirname (certiorari) çıkarmaya münhasıran Yüksek İdare Mahkemesi yetkilidir.

(13) İdare mahkemelerinde ve Yüksek İdare Mahkemesi’nde uygulanacak yargılama usulü, idari yargının işlevi göz önünde bulundurularak yasayla düzenlenir.

(14) İdari yargıda dava açma süresi, idari işlemin, ihmalin ya da eylemin öğrenilmesi tarihinden itibaren başlar. Yasada düzenlenecek dava açma süresi geçtikten sonra açılan davalar, mahkemenin davanın görülmesinde kamu yararı bulunduğuna karar verdiği istisnai durumlar saklı kalmak kaydıyla, mahkemelerce reddedilir. 

 

Değişiklik Önerisinin Gerekçesi

1. İdarenin idari işlem, eylem ve ihmallerinin hiçbir hâlde idari yargı denetimi dışında bırakılamayacağı açık biçimde belirtilmiştir. Burada amaç, idari işlem, eylem ve ihmaller konusunda uzmanlaşması gereken idari yargının görev alanını güvence altına almaktır. Ayrıca fıkra basitleştirilmiş ve daha anlaşılır hâle getirilmiştir.

2. Yüksek İdare Mahkemesi (YİM) ciddi bir iş yükü altında olduğundan, bu Mahkeme’nin ilk derece mahkemesi olmaktan çıkarılması ve istinaf mahkemesine dönüştürülmesi önerilmektedir. Bu amaçla, kurulacak idare mahkemeleri ilk derece mahkemesi hâline getirilmektedir. Bu yolla, YİM’in iş yükü azaltılmakta ve adil ve hızlı yargılamanın önü açılmaktadır.

3. İdari eylemler özel hukuk kişilerinin eylemlerinden farklıdır ve bu eylemlerden doğan zararların giderilmesi için uzman bir mahkeme olan YİM’de dava açılması daha uygundur. Bu nedenle, bugünkünden farklı olarak, idari eylemlerden doğan zararların giderilmesi istemiyle açılacak tazminat davalarının idari yargıda açılacağı düzenlenmiştir.

4. Bugün yürürlükte olan mevzuata göre, görevsiz mahkemede dava açmak, görevsiz mahkeme sonuca varana kadar dava açma süresi kaçmış olabileceğinden, davacının dava açma hakkını ortadan kaldırabilmektedir. Bu olumsuz durumu önlemek için, görevsiz mahkemenin davayı reddetmesinden itibaren 30 günlük bir ek dava açma süresi öngörülmüştür.

5. Yürürlükteki Anayasa’da, idari yargıda dava açabilmek için meşru bir menfaatin karar veya ihmal yüzünden olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenmesi aranmakta, bu koşul, bazı mahkeme kararlarında, dava açma hakkını son derece sınırlı hâle getirecek biçimde yorumlanmaktadır. Değişiklik önerisi ile amaçlanan, bireylerin idarenin denetlenmesi ve hukuk devletinin gerçekleştirilmesi sürecine katılımının en önemli araçlarından biri olan idari davaların açılmasını kolaylaştırmaktır.

6. Değişiklik önerisi ile Yüksek İdare Mahkemesi’nin kendisine yapılan başvurular sonucunda idari işlem ve ihmalleri onaylama yetkisi kaldırılmıştır. Mahkemelerin yetkisi, hukuka aykırı idari işlemleri iptal ve idari ihmallere son vermekten ibarettir. İşlemi ya da ihmali onaylama yetkisi yargısal bir yetki değildir.

7. Yürürlükteki Anayasa’ya göre, bir idari işlem ya da ihmalden zarar gören bir kişinin bu zararın giderilmesini isteyebilmesi için önce YİM’de açacağı bir davayı kazanması, sonra idareye başvurması, zararının giderilmemesi durumunda da kaza mahkemesinde bir tazminat davası açması gerekir. Bu düzenleme davacılara zaman kaybettirmekte, makul sürede sonuç alınamamakta, bu nedenle çoğu zaman idare, işlem ve ihmalleriyle verdiği zararı karşılamamaktadır. Önerilen değişiklikle bu yol kısaltılmakta, idari işlemin ya da ihmalin hukuka aykırılığı iddiasıyla açılan davada bu işlem ve ihmalden kaynaklanan zararın giderilmesini istemek de mümkün kılınmaktadır. Buna ek olarak, bir kamu görevlisinin kusurundan dolayı tazminat ödemek zorunda kalan idarenin kamu görevlisine rücu etmesi zorunlu hâle getirilmektedir. Bu yolla, hem kamu görevlilerinin hukuka aykırı işlem ve ihmal yapmaktan kaçınması teşvik edilmekte, hem de kamu görevlisinin kusurundan dolayı Hazine’nin zarara uğratılması önlenmektedir.

8. YİM, yürürlükteki mevzuattan hareketle, yalnızca son derece istisnai durumlarda geçici emir (ara emri) vermektedir. Bu durum, birçok hâlde, mahkeme tarafından verilen nihai kararın davacının istediği hukuk etkiyi yaratamaması sonucunu doğurmaktadır. Burada amaçlanan bu sorunu ortadan kaldırmaktır.

9. Mahkeme kararlarının uygulanmamasından doğan zararın giderilmesi için mahkemeye başvuru konusunda yürürlükteki mevzuatta ciddi bir karmaşa vardır. Önerilen değişiklikle bu karmaşa giderilmekte, davacıya, mahkeme kararının gereklerini yerine getirmeyen idareye karşı, gereği yerine getirilmeyen kararı veren mahkemeye başvurup zararın giderilmesini isteme olanağı tanınmaktadır. Buna ek olarak, idarenin bu gibi durumlarda kusurlu kamu görevlisine kusuru oranında rücu etmesi de bir zorunluluk hâline getirilmektedir.

10. Mahkeme kararlarını uygulamamakta direnen kamu görevlilerinin hapis cezasıyla cezalandırılması konusunda mevzuatta düzenleme bulunmasına karşın uygulamada genel bir isteksizlikle karşılaşılmaktadır. Burada amaç, kamu görevlilerini mahkeme kararlarına uymaya zorlamaktır.

11. KKTC hukukuna Anglo-sakson hukuk sisteminden geçen, mandamus, prohibition ve certiorari emirnamelerinin idari işlem ve ihmallerle ilgili oldukları konusunda bugünkü İngiliz hukukunda herhangi bir kuşku yoktur. Bu durumda bu emirnameleri çıkarma yetkisinin Yargıtay’a değil, idare hukuku alanında uzman olan Yüksek İdare Mahkemesi’ne verilmesi daha doğru olacaktır.

İptal ve ihmalin sonlandırılması davaları varken bu emirnamelerin çıkarılmasının da mümkün kılınmasının amacı, emirnamelerin çıkarılmasına ilişkin yargılama usulünün hızlı yargılamayı mümkün kılması ve özellikle hukuka aykırılığın dosya üzerinden anlaşılması durumunda iptal ya da ihmalin sonlandırılması davası açılarak zaman kaybedilmesinin önlenmesidir.

12. İdari yargıda dava açma süresi sıkıntılı konulardan biridir. Bir idari işlem ya da ihmal hukuka aykırıysa, bunun belli bir süre geçtikten sonra hukuka uygun hâle gelmesi söz konusu değildir. Bununla birlikte idari işlem ve ihmallere karşı, yapılmalarından üzerinden çok uzun süre geçtikten sonra dava açılması da hem idareye güven hem de adil yargılama açısından sorun yaratabilir. Bu düzenlemeyle, dava açma süresinin başlangıç tarihi belirlenmiş, kanun koyucuya dava açma süresini belirleme konusunda bir takdir yetkisi tanınmıştır. Buna ek olarak mahkemelere de, dava açılmasında kamu yararı açısından fayda görülen durumlarda dava açma süresi geçtikten sonra açılan davaları istisnaen kabul etme olanağı tanınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 813 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler