1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ANAYASA
ANAYASA

ANAYASA

Anayasa değişikliği bir anda gelip gündeme yerleşti. Aslında şimdilik kamuoyunun gündemine de değil ama belli ki siyasi iktidarın ajandasına girdi en azından. Kısa süre önce kurulan geçici komite çalışmalarına başladı. Hedef ise sivilleşme. Ve bunu UB

A+A-

 

Anayasa değişikliği bir anda gelip gündeme yerleşti.

Aslında şimdilik kamuoyunun gündemine de  değil ama belli ki siyasi iktidarın ajandasına girdi en azından. Kısa süre önce kurulan geçici komite çalışmalarına başladı.

Hedef ise sivilleşme.

Ve bunu UBP açıkladı.

Bugüne kadar Anayasa’ya dokundurtmayan, geçici 10. Maddeyi tartışmayı bile tabu sayan bir siyasi anlayışın öncülüğünde yürütülüyor çalışmalar.

Tabii bu konularda uzun zamandır görüşlerini ortaya koyan muhalefet partileri de halihazırda bu çalışmalara katkı sağlıyor.

Bugüne kadar yeterli çoğunluk ve fikir birlikteliği sağlanamadığından, Anayasa değişikliği talepleri, neredeyse sadece bir sol söylem noktasında kalmıştı.

Bugün bunu sağ bir siyasi partinin dile getirmesi ve bu hükümet döneminde çalışmaların başlatılması önemlidir. Ve aslında şimdi bu tabloda herkes temelde hemfikirse, ya da hemfikir olduğunu söylüyorsa, bu kez bu değişikliklerin başarılamaması için bir neden olamaz.

Komite şu anda siyasi partiler yasasını çalışıyor. Çalışmalar kapsamında seçim ve halk oylaması yasası da var.

Anayasa’nın günün ihtiyaçlarına göre değiştirilmesi gerektiği zaten ortada ancak bunun ötesinde sivilleşme derken, bu hedeflerde samimi olarak örneğin geçici 10. Madde konusunda da bir gelişme yaşanması gerekiyor artık.

Yıllarca itfaiyesi bile olmayan bir devlet yönetimi eleştirilip duruldu. Mevcut mekanizmanın partizanlıktan korunmak için iyi bir yöntem olduğu açıklamalarıyla yetindi daha çok sağdaki siyasi partiler.

Şimdi Türkiye’deki AKP hükümetinin de çalışmalarına paralelel de olsa, burada da bir süreç başladı. Bunu iyi değerlendirmek ve kamuoyunu da sürece dahil etmek sorumluluğu vardır siyasetçilerin.

Mevcut siyaset yapma alışkanlıklarını da değiştirecek yeni bir anlayışla hazırlanacak seçim ve halk oylaması yasası ise, artık sürdürülemez olan ve iyice ayağa düşen siyasete de çeki düzen verebilir.

Siyasetçiyi rant sağlamaya mecbur bırakan yapıdan kurtulup bölgeciliği ortadan kaldırmak ve bu konuda ortak bir anlayış geliştirmek önemli.

Bugün siyasetçinin seçilme garantisi, seçmene sağlayacağı kişisel ayrıcalıklardan geçiyor. Seçim süreçlerinde, projeler ya da siyasetler değil, ancak bölgesel temelli kişisel çıkarlar konuşuluyor.

Rakı sofraları bunlar için kuruluyor, kasalardaki paralar bunun için harcanıyor.

Ve seçim döneminde oyuyla desteğiyle parasıyla katkı sağlayanlar, günü geldiğinde bunun karşılığını bekliyor.

Bu karşılığı verenler kalıyor, veremeyenle rmutlaka gidiyor.

En sıradan haliyle oy veren vatandaşın temel beklentisi, kendi işinin yapılması haline gelmiş durumda.

Üstelik bu sağ ya da sol bütün siyasi partiler için geçerli.

Bölgecilik anlayışı seçim süreciyle de bitmiyor, sonraki seçimde o bölgeden seçilecek olan bakanların kendi bölgeleri uğruna kalkıştıkları ayrıcalıklar traji komik bir hal aldı.

Üstelik bu hal idealist genç kuşağın siyasete “kirli” birşey olarak bakıp, mevcut yapıda barınamayacağını düşünerek uzak durmasına da sebep oluyor.

Ve siyasetin yüzleri çok kolay değişmiyor.

Siyasetin en temel kirliliklerinden olan bu durum temizlenmedikçe, tek başına Anayasa dahil, hiçbir yasa mevcut durumu düzeltebilecek güce sahip değildir.

Bugüne kadar temcit pilavı gibi tekrar tekrar ısıtılan ama sonucu alınamayan Anayasa tartışmaları, umalım ki bu kez hem demokratik bir anayasa hedefini hem de seçim sistemini yeniden yapılandırabilecek bir noktaya gelebilir.

Bütün bunlar sadece bugün için değil sonraki kuşakların da geleceğini etkileyeceği için önemli.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 650 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler