Tamer Öncül

Tamer Öncül

Yazarın Tüm Yazıları >

ANALAR

A+A-

toncul@kibris.net

Yarın “Anneler Günü”.
Birkaç gün önce, testestoronu tavan yapıp; bir kadının üstüne yürümekten geri durmayan asabi politikacı, yarın,  “Analar kutsal varlıklardır” diye demeç vermekten geri durmayacak…
Kafasına başörtüsü geçirmiş (Kırmız Başlıklı Kız masalındaki) kurt politikacı; “Yavrusun sen Yavru kal” diye azarladığı komşu çocuğuna, “ana şefkati gösterir” ayaklarına yatacak… Elindeki kitabı (kafamıza doğru) sallayarak; “Cennet Anaların ayaklarının altındadır!” diye demeçler patlatacak..
Dikkatli okurlarım bilir; 2000’li yıllara kadar anneler günüyle ilgili hiçbir yazı yazmadım…
Sevgililer Günü’nü, Babalar Günü’nü gırgıra alan yazıların dışında bu türden ÖZEL(!) günlere hiç sıcak bakmadım…
O yıllardan önce,  “Babalar Günü” için yazdığım bir yazının girişinde şu satırlarla değinmiştim “Anneler Günü”ne…
“Anneler günü geçeli çok olmadı… Babalar günü kapıda… Anneler günü ne rahat geçti değil mi? İnsan ne hediye alacak diye kara kara düşünmez o günde… Annelerin beklentileri bellidir… Alınması gereken hediyeyi kestirmek zor değil…  Çünkü tüm anneler annedir…
Babalar öyle mi ya!.. Onlar anneler gibi değil… Çeşit çeşit baba vardır… Birbirlerine benzemezler… Huyları, hırsları gibi beklentileri de çok farklıdır onların…”
Ama, O umut yıllarını bitiren REFERANDUM’un ardından; toplum gibi, anneler de, beklentileri de değişmişti ne yazık ki… Anneleri  türlere(!) ayırmak, babaları, aşkları sınıflandırmak kadar kolay olmasa da öne çıkan birkaç “anne tipi”ni hatırlatıp; bu günü huzur içinde(!) geçirebilmeniz için sizlere yardımcı olmaya çalışacağım!…

Doğal/Fizyolojik Anne: Aslında çocuğu olan her kadın bu genel sınıflandırmaya girer… Doğal bir organı gibi dokuz ay bağrında taşıdığı çocuğunu kendi hayatı pahasına koruyacak denli gözü kara ve samimidir… Her şeyi vermeye hazır olmasına karşın, bu doğal sevgi ve özverisinin karşılığında bir şey beklemez… Bu tür (gerçek) anneler için “hediye”nin de fazla anlamı yoktur… O’nun beklediği tek şey, sevgidir…

Zoraki Anne (Kayınvalide): Başlangıçta işiniz  zordur!.. Çocuğunu (kendi parçasını) koparıp alan birisisinizdir çünkü… Kendinizi kabullendirmek için ne hediye alsanız boşuna… Ona verebileceğiniz en iyi hediye (onun gerçek çocuğu olan) eşinize iyi davranmanız, mutlu etmeniz ve aşkınızın meyveleri diyebileceğimiz torunlar olacaktır…
Bunu başardıktan sonra gerisi kolay… Çünkü artık siz de onun çocuğusunuzdur…
Sonuç’ta o eski yazımda yazdığım gibi,  Annelerin beklentileri bellidir…  Çünkü tüm anneler annedir…

Ama, atlanmaması gereken bir anne türü daha vardır!..
Süt Annesi: Gerçek annenizin sizi besleyemediği durumlarda ortaya çıkan bu tür anneleri memnun etmek neredeyse imkansızdır… Sizi (hortumlarla/kablolarla) beslemesinin karşılığının kolay kolay ödenemeyeceğini hep hissettirir… Bir anlamda sizden (ona göre hiçbir zaman ödenemeyecek olan) DİYET ödemenizi bekler… Onun hoşlanmadığı bir şeyler yapmaya kalktığınızda derhal “size verdiği o ak sütü hatırlatır..”  Bir an olsun BESLEME olduğunuzu aklınızdan çıkarmanıza izin vermez… Ne zaman, kiminle arkadaşlık yapacağınıza; hatta evleneceğinize o karar verir (ya da vermek ister)…  Siz ona açıkça bu durumdan sıkıldığınızı söylemediğiniz sürece de bu böyle sürüp gider… Sesinizi çıkarmaya kalktığınızda; “Yavrusun sen yavru kal” diye üstünüze yürümekten geri kalmaz…
Elinizi verseniz, kolunuzu da ister… 

“ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…” demiyorum… Çünkü ANALIK bir günlük bir şey değildir…    Tüm (gerçek) annelere aşağıdaki şiirimi hediye ediyorum… (Düşler isimli Kitabımdaki NUTUKÇU şiirinin son bölümü)

ŞİİR TV
 

AY YÜZLÜ KADIN

Tombul göbeğinin parçası sanırdım
avludaki beyaz mermer tekneyi.
Duru yüzünü,
çamaşırların üstünde tüten
ılık duman boyardı bir gün;
diğer gün, hamur teknesinden
uçuşan unlar…
Şakaklarında
zonklayan ayaz parlardı
ince bir derecik gibi…
Tombul Ay eskisi gerdanı süslerdi,
çook çocuklar büyüttüğü koynunu…
Hiç kolyesi olmadı nenemin
HERİF’inin arsız diş izlerinden başka…
İnce bilekleri çıplak,
mayalanmış avuçları gibi
kabarıktı yüreği…
Arada bir ördüğü saçları okşardı
utangaç yanaklarını;
Kuruyan, ağzının kenarında
hüzünlü gülüşüyle
hastalığı kadar ŞEKERDİ
O Ay Yüzlü Kadın…
Sessizce ezildi
rüzgarların hışmında…
Sessizce gitti,
kendinden önce gömüp
gözyaşlarını …

25-01-2011/2014

Bu yazı toplam 1142 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar