1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ambargolar kalkarsa ekonomi düzelir
Ambargolar kalkarsa ekonomi düzelir

Ambargolar kalkarsa ekonomi düzelir

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Bu hafta evimizin olmazsa olmaz parçası bahçeleri, daha güzel ve verimli hale getirmek için çaba harcayan Serdar Arapoğlu ile birlikteyiz. Arapoğlu, Haziran ayında açtığı Gardena mağazası ile Dünya markaları Flortis, Gardena ve Floragard ürünlerini Kıbrıs’taki bahçeseverlerin hizmetine sunuyor.  

Ambargolar kalkarsa ekonomi düzelir

 

Dilek ÖNCÜL

 

·        Yenidüzen: Gardena ürünleri bir süredir piyasamızda. Mağazayı ne zaman açtınız?

·        Serdar Arapoğlu: Yıllardır hizmet verdiğimiz Mediterranean Gardener mağazamız var. Orada çiçekler, vitaminler, kompos topraklar satıyoruz. Ayrıca seralarımız var, kendi çiçeklerimizi, meyve fidelerini üretiyoruz. Bir süre önce Gardena markasının distribütörlüğünü aldık. Malı ithal ettik ve Erülkü Süpermarket, Home&Garden gibi yerlere verdik ürünlerimizi. Ama ne kadar iyi de olsa her mal yedek parça ister. Biz de 30 Haziran’da Gardena mağazamızı açtık ve satış yanında yedek parça, servis bölümü kurduk ki arızalı bir alete müdahelemizi yapabilelim. Gardena Almanya’dan geliyor. Başka bir firmamız da var, Flortis. O da İtalya’dan. Vitaminler... Artı kompos topraklar var. Floragard’ın distribütörü de biziz. Hektaş zirai ilaçlarının da bayisiyiz. Ayrıca peyzaj işleri, bahçe dekorasyonu, sulama damlama sistemlerinin döşenmesi gibi işler yapıyoruz. Eşim de ziraat mühendisidir. Bir ekip olarak çalışıyoruz yani.

“GEÇİTKÖY BARAJI’NDAN SONRA TARIMA YÖNELİK İLGİ ARTACAK”

 

·        YD: Ne gibi ürünleriniz var?

·        Arapoğlu: Gardena gerçekten teknolojiyi çok iyi takip eden, sürekli kendini yenileyen çok eski bir markadır. Aletler genellikle benzin, mazot, elektrikle veya pille çalışır. Gardena öyle bir teknoloji getirdi ki 1-2 saat pille çalışabilen bir ürün Gardena’da 7-8 saat gider. Elektrikle çalışan çit makineleri, çim makineleri çok tehlikeli. Gardena’da bu problem yok. Bir başka yenilik; bir malzemenin sapı diğer tüm malzemelere uyabildiği için yer kaplamıyor. Teleskopik sapları var, 5-6 metreye kadar uzayabiliyor ve siz herhangi bir dalı kesebiliyor veya herhangi bir ürünü toplayabiliyorsunuz. Flortis marka vitaminlerimiz var. Bugün Tarım Bakanlığı vitaminlere çok büyük denetimler getirdi. Ülkeye gelecek her parçayı alıp inceliyorlar. Halkımız da organik vitaminlere doğru yönelmeye başladı. Biz de sebzelere, meyve ağaçlarına bu tür organik vitaminler öneriyoruz. Floragard torf topraklarımız var. Biliyorsunuz ülkeye gelecek olan bir su var. Ben inanıyorum ki Geçitköy Barajı’ndan sonra tarıma yönelik ilgi artacak. Zaten biz de bu su olayından güç alarak bu yatırımı yaptık.

 

·        YD: Peki üreticilerin ilgisi ne oranda? Organik vitaminler, ziraai ilaçlar konusunda bilinç ne düzeyde?

·        Arapoğlu: Bilinçli olanlar var. Özellikle Alsancak Bölgesi’nde bir kaç tane seracı biliyorum ben; yıllar var bu işleri yapıyorlar ve çok iyiler. Tamamen organiğe yönelmiş seracılar da var. Bir kelebeği avlamak için bile ilaç kullanmayan, tuzaklar kuran seracılar var.  Zaten kurdun doğuşu kelebekten. Kelebek ölünce kurtlardan da kurtulunmuş oluyor. Bizde topraksız üretime geçilmedi henüz ama yüksek, havalandırması güzel, soğutma-ısıtma sistemi olan seralar var. Benim umudum suyun gelmesinin ardından hükümetin yanında Avrupa Birliği’nin de bir katkı koyması. Eğitim desteği sağlayabilir. Ben burda yapılan birçok seminere katılıyorum ve faydalı olduğunu düşünüyorum. Bahçe konusuna gelince. Kapılar açıldıktan sonra bizim halkımız bahçelerine önem vermeye başladı. Bahçenin evi tamamladığını düşünmeye başladı. Çim alanları yapıyorlar. Evde kullanılan suyu bahçe dönüşümlü sistem kurarak bahçede kullanıyorlar. Yapay çimi getirdik. Şu anda bahçelerde çok kullanılıyor çünkü su istemiyor. Bahçelere önem arttıkça toprak, vitamin ve bahçe aletlerine de ilgi artıyor.

“ZİRAİ İLAÇ SATIŞI YAPILAN YERDE BİR ZİRAAT MÜHENDİSİ OLMASI LAZIM”

 

·        YD: Zirai ilaçlar sanırım bir çok yerde satılıyor...

·        Arapoğlu: Doğrudur; yemci veya benzin istasyonu ziraai ilaç satıyor.  Kanunen satış yaptığın yerde bir Ziraat Mühendisi olması lazım ve onun denetiminde bu ilaçların satılması gerekiyor ama öyle yerler var ki ilaçla balı aynı yerde satar.

 

·        YD: Bunu denetleyen bir mekanizma yok mu peki?

·        Arapoğlu: Var. Tarım Bakanlığı bu denetlemeyi yapıyor. Ben şahit oldum. Tarım Bakanlığı, uygun yerlerde saatılmayan ürünleri toplatıyor zaman zaman. Bizim ziraat mühendisimiz var. Tüketici hem ilacını alıyor hem de kullanımı konusunda tavsiye alıyor. Bugün birçok seracı ilacı atar, ertesi gün malı toplar. Yapılan yanlış. İlacına göre en az yedi-sekiz günün ardından ilaçlanan ürünün toplanması gerekir. Bilinçsizlik var. Bana göre, ilgili makamlar, her seracılık yapan firmaya, bir ziraat mühendisi çalıştırma zorunluluğu getirmeli. Bazı firmalarda var ama yeterli değil.

“BEN HERHANGİ BİR TEDBİR GÖREMEDİM HENÜZ”

 

·        YD: Alınan mali tedbirler, uygulanan protokoller sizce yerinde mi?

·        Arapoğlu: Ben herhangi bir tedbir görmedim daha. Yansıyan bir şey yok. Bugün bir mal getiriyoruz o günkü kur neyse KDV ondan ödeniyor. Bir sabit kur yok. Ben bütün ürünlerimi TL satıyorum. Kurla ilgili alınabilecek tedbirler var.  Firmalara vergi ödeme, KDV ödemelerinde yardımcı olunabilir. Bugün esnaf için, iş yerleri için bir şeyler yapılmalı. Hükümetler de zorlanıyor  memurunu öderken. Vergileri kullanıyor. Ama düze çıkmak istersek bence bu KDV işini AB ülkelerindeki gibi yapmalıyız. KDV, mal satıldıkça ödenmeli. Bu KDV olayının çok darbe vurduğunu düşünüyorum ben. Umarım ki düzeltilir.

 

·        YD: Sorunların çözümüne Sanayi Odası’nın katkısı ne oranda?

·        Arapoğlu: Ben eğer Sanayi Odası’na üye olmasaydım, kredi alamazdım yatırımlarımı yapmak için. Birinci şart Sanayi Odası’na üye olmaktır. Seminer düzenliyorlar ama ben katılamadım. Belki katılanlara katkısı oluyor Oda’nın.

“YERLİ ÜRETİMİ DESTEKLEMEK İÇİN HEM HÜKÜMET HEM DE TÜKETİCİ VE ESNAF BİRLİKTE DAVRANMALI”

 

·        YD: Yerli üretimin desteklenmesi için ne yapılabilir?

·        Arapoğlu: Yerli üretimi destekleyin demekle olmuyor bu iş. Hem tüketici hem esnafımız birlikte çaba harcamalı. Bazı yerli ürünler Avrupa ürünlerden daha pahalı. Halk, o zaman nasıl desteklesin. Esnaf da uyguna satmalı. Çin malları getiren firmalar var. Ucuz deriz ama nerdeyse diğerleri ile aynı fiyata.  Tüketici desteklesin ama biz de yardımcı olalım. Hükümet de desin ki yerli üreticiyi destekliyoruz, işte KDV’yi ayarlıyoruz desin. Bunların hep ortak yapılması lazım. Birlikte çalışıldığı zaman bu iş olur. Biz fiyatları yüksek tutarsak tüketici de rum tarafına kaçar. Kârımız az olabilir ama mal sattıkça dış ülkelerden daha fazla mal alırız. Daha fazla mal alınca da daha az para öderiz mal aldığımız firmaya. Ben senede bir tır mal getiririm. Rum tarafı on tır getirir. Aynı fiyat satamayız. 

 


 “Bu kadar ambargonun arasında başka bir toplum olsaydı boşver der otururdu”

 

·        YD: Sıkıntılarınız neler?

·        Arapoğlu: Ambargolar bizi çok etkiliyor. Bizim insanımız bir şeyler yapmak için uğraşır. Başka bir toplum olsaydı bu kadar ambargonun arasında boşver der otururdu. Bugün herhangi bir ürünün Avrupa ülkelerinden gidip de distribütörlüğünü almak çok basit bir şey değil. Biz bunun için çok uğraştık. Gardena bu kadar ünlü bir marka olmasına rağmen Kıbrıs’a geleli daha iki sene. İki yıl kadar önce, distirbütörlüğü alırken bize dediler ki sizin ülkenizin daha ne olduğu belli değil. Özellikle Türkiye firmaları burayı kendilerine bir il görüyor. Bunun zorluğunu çok çektim ben. Türkiye firmaları distribütörlüğü alıp bize bayilik versin ister. Biz bunu aştık. Gardena’yı doğrudan Almanya’dan aldık. Bunun faydası ise benim şu anda Rum tarafı ile rekabet edecek duruma gelmem oldu. Fiyatlarımız çok uygun. Türkiye ile KKTC arasında bir anlaşma olmalı. Eğer bir malın gümrüğü ödenmişse Türkiye’ye, tekrar Kıbrıs’a niye ödensin. Ayrıca Rum tarafının navlun sorunu yok denecek kadar az. Rum tarafında Avrupa Birliği’nde olan bir sistem uygulanıyor. Bir mal gelir herhangi bir firmaya ve gümrük memurlarının denetiminde ambara gider. Bu mal satıldıktan sonra KDV’si ödenir. Sen distribütör isen bayi ürünü sattığı zaman yani mesela Erülkü, Gardena ürünlerini sattığı zaman Erülkü, KDV’yi öder hükümete. Yani doğrudan KDV’yi aslında halk ödüyor. Burda öyle değil. Ben bu malları borçlanarak getirdim ve tekrar borçlanarak KDV ödedim. Bu da bizim fiyatlarımızı yükseltiyor ister istemez. Ambargoların kalkması ile ekonomimizin düzeleceğine inanıyorum.

 


 “Haksız rekabet var”

 

·        YD: Siz aynı zamanda üreticisiniz. Dışardan gelen kesme çiçekler satışlarınızı ne oranda etkiliyor?

·        Arapoğlu: Benim yanımda 4-5 personel çalışıyor. Sigortasıdır, ihtiyat sandığıdır yatırıyoruz. Borç aldık seralarımızı kurduk. Çiçeklerimizi, meyve ağaçlarımızı ürettik. Bir baktık x firma kalktı Türkiye’den üç-dört tır sezon çiçeği yükleyip getirdi buraya. Bu kişi hükümet de kazanıyor ben de kazanıyorum dedi. Peki burdaki üretici ne olacak? Biz de vergimizi ödüyoruz. Onun yanında bir kişi bile çalışmıyor. Oysa biz kaç tane aileye bakıyoruz. Bütün üreticiler böyle. Biz toplandık Tarım Bakanlığı’na gittik. Olayı anlatıp bize yardımcı olmalarını istedik. Kıbrıs’ta üretilmeyen bir şey getirilecekse tamam. Ama karanfil, gül getiriyor. Rekabet de olsun, ona da itirazımız yoktur. Ama sen bir anda 3-4 tır çiçek getirirsen, bu haksız rekabete girer. Ayrıca çiçekleri kumlu toprakta getiriyor. Oysa kanunen bu memlekete toprak getirilemez. Normalde bu tür bitkiler torf toprakta getirilmelidir. Sterilize edilmiş, herhangi bir hastalık, mantar taşımayan torf toprakta getirmek gerekiyor. Tarım Bakanlığı başka toprağa izin vermiyor çünkü bu topraklarda her türlü hastalık olabilir, birçok zararlı hayvan gelebilir. Güzel yasalarımız var, uygulansın. Türkiye’de işçilik ucuz, su bol, alan büyük. Ben onunla yerli üretici olarak nasıl rekabet edeceğim. Tarım Bakanlığı uzmanları, bizim Bakanlığa ziyaretimizden sonra geldiler ve ne üretip üretmediğimizi, ne kadar ürettiğimizi kaydettiler. Bu izinleri verecek olan kişi çıktı geldi; bunlar memnunluk verici şeyler. Yapılan hatalardan geri dönülebilir.

 


Bir cümleyle:

Ekonomi: Ambargolar 

Para: sıcak para yok

Döviz: İstikrarsız

Hükümet: İstikrar

Sanayi Odası: Daha fazla ilgi

Medya: Daha doğru işler

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 859 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler