1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ALTI MI İYİ, ÜSTÜ MÜ?
ALTI MI İYİ, ÜSTÜ MÜ?

ALTI MI İYİ, ÜSTÜ MÜ?

EZBER BOZULMALI... Dünya üzerinde son 20 senede, neredeyse bilindik tüm kavramlar değişirken, KKTC'de toplumsal anlamda olumlu sayılabilecek neler oluyor? Kocaman bir hiç!... Bir bakın,kendi yakın çevrenizde ve bulunduğunuz örgütler içerisinde

A+A-

 

 

 

EZBER BOZULMALI...

 

Dünya üzerinde son 20 senede, neredeyse bilindik tüm kavramlar değişirken, KKTC'de toplumsal anlamda olumlu sayılabilecek neler oluyor?

 

Kocaman bir hiç!...


Bir bakın,kendi yakın çevrenizde ve bulunduğunuz örgütler içerisinde değişim ve dönüşüm adına, içerikte, özde, stratejik planlamalarda, toplumsallık boyutundaki uygulamalarda, insana yapılan yatırımlarda,  bu yalan ve kaygan sistemin toplumun geleceği adına topyekün reddedilişinde ve özellikle bu bozuk sistemden kurtulma adına bedel ödenmesi politikalarında  neler oluyor?

 

Kocaman değilse bile, hatırı sayılır bir hiç!..

.
Evet; bazı açılardan kocaman bazı açılardan ise hatırı sayılır bir hiç; çünkü iktidara her gelenden toplum tarafından beklenen; bireysel ve zümresel çıkarlara hiç dokunmadan sistemin değiştirilmesi olurken; ya bu sistemsizlikle de açıklanabilen yapısı bozuk sistem devam ettiriliyor, çünkü bundan nemalanılıyor; ya sürdürülemez bir yapıda olan geneli ve başlangıcı bozuk sistem, sistemin kendi zorlayıp yarattığı alternatiflerle düzeltilmek veya değiştirilmek istense de, bireysel ve zümresel menfaatlere dokunabileceğinden dolayı inanılmaz derecede bir dirençle karşılaşılıyor; ya da çoğunlukla aslında bu çürük sistem dünyayı yakalayalım diye değiştirileceğine, değiştirmeye çalışanların önemli bir kesimi kendisi de o sistemin parçası haline geliyor veya getiriliyor ne yazık!..

 

Biliyorum, bir çoğunuz “ama biz toplumsallığı zümresel ve bireysel menfaat ve ihtiyaçların önünde tutuyor ve bunun için mücadele ediyoruz” diyorsunuzdur şimdi...

 

Doğrudur; ve inanıyorum da buna yürekten...

 

İşte tam da bunun için böyle düşünenlerin çoğalması ve halk içerisinde, halkla birlikte sorunlara somut çözüm önerileri geliştirmeli diyorum, halkla birlikte...

 

Hem de alışagelmiş rutinlerden kurtularak...

 

Ezberleri bozarak...



 

 

 

YARATICILIK VE YENİLİK

 

Küreselleşen ve teknolojinin hızla artıp yayıldığı dünyamızda artık sermaye sahibi olmanın da çok fazla bir önemi kalmadı; bilgi ve para devletlerin kontrölünden çıktı... Her gün milyarlarca para elden ele dolaşmıyor; dijital olarak bir yerden diğer bir yere aktarılıyor. Parayı gören yok! Tek tuşla milyarları istediğiniz yere aktarabiliyorsunuz.


Yâni; yaşadığımız dünyada kendimize özgün, insanlığın hizmetine sunulan, küçük de olsa toplumsal fayda getirecek, yaratıcı bir fikir ve bir buluş sahibi olmak önemli!

 

 

FORMÜL

 

Sloganlar dönemi 20 sene önce bitti...

 

Şimdi insanın ortak değerleri ve temel hak ve özgürlükler öne çıkıyor. Bu öne çıkışta ama, insan oldukça önemli bir rol oynamakta. İşte bu bağlamda insan yetiştirme, insana yatırım yapma ve bireylerin biriciklikleri temelinde toplumsal fayda açısından bireysellik de öne çıkmaktadır. Buradaki bireysellikten kasıt, bireycilik, ben merkezcilik, bencillik ve bireyin zümresel ve toplumsal değerlerin önünde olması olarak algılanmamalı; tam aksine, bireye yapılan yatırımlarla onun toplumsal dokuya olası katkısının artırılması olarak algılanmalıdır... 


İşte tüm bu değişim ve dönüşümleri dikkate alarak, biz de eğer bazı alanlarda bize uygun bir "yenilik" yaratabilirsek, kendi sosyal yapımızı da  yeniden kurabiliriz.

 

Formül bu...



 

İNSAN ODAKLILIK

 

Sosyo-ekonomik sistemin özünü insan oluşturuyor.

 

Bu yüzden de "insan odaklı"lığı içeren yeni bir oluşumu yaratamazsak, fetih hakkıyla kazanılan bir iktidarın hakimiyetinden ve bu iktidarı uygulayanın giderek artan ve dayatılan uyruklarından ve bu bize biçilen “soytarı” konumundan kurtulamayız.


Gerek bu köşede, gerek birçok başka ortamlarda defâten anlattım ve yazdım: "Eşeğe semer seçerken ölçüsü alınır, fikri değil" (sözüm meclisten dışarı, yalnızca teşbih amaçlı kullanılan bir deyiştir bu).



 

 

BEYİN GÜCÜ

 

Kullanalım bizler de çağdaş dünyanın kullandığı beyin gücünü artık “yahu”!...


Beyin gücünden korkmayalım!

 

Beyin gücü insana sonsuz hareket kabiliyeti verir çünkü.


Kaynağı yaratıcılık olma aşamasını başarırsak, insan hakları da bu toplumun çok farklı bir boyuta ve öneme ulaşmasını sağlar; hayatı, insan yaratıcılığının zekâsı ve faaliyetleri belirlediğinde, hayat yeniden tanımlanmış olur.

 

Toplumsal faydayı da böyle sağlayabiliriz...



 

ÇİLEDEN ÇIKMAK

 

Vallahi bâzen benim de herkes gibi çileden çıktığım oluyor!...

 

Bâzen de olmadık düşünceler sarıyor beynimi; rüyalarıma kadar giriyor, bu toplumun özgürlüğü için on yıllarca mücadele edenlerin, Naci Talat’ların, Ziya Rızkı’ların, Dr. Fazıl Küçük’lerin, Kutlu Adalı’ların, Dr.Burhan Nalbantoğlu’ların, Mustafa Çağatay’ların, Mehmet Göze Asi’lerin, Özer Elmas’ların, Mehmet Ömer’lerin,  Ahmet Mithat Berberoğlu’ların, Leymosun’da-Baf’ta-İskele’de-Lefkoşa’da-Mağusa’da-Lefke’de-Girne’de-Erenköy’de ve Adanın her yerinde yaşamlarını toplumumuzun egemenliği, barış içerisinde yaşaması için esirgemeden feda edenlerin, tüm şehitlerimizin ve tüm devrim şehitlerimizin   silüetleri; konuşuyorlar benimle!

Ve soruyorlar:

“biz bu günleri göresiniz diye mi savaştık? biz bu günler için mi mücadele verdik? biz bu günler için mi öldük?”...

Ve hepsi birden diyorlar ki:

“Öyle bir gün ,soluğu yanınızda alıp, önümüze gelenlere Hz.Mevlana'dan siirler okuyup, meydan dayağı çekeceğiz galiba!”...rüya bu, düşündürdükleri bunlar!

 

 

YENİ UFUKLAR

 

Yapmamız gereken, yeni ufuklara yelken açarak, barışa ve özgürlüğe susayan herkesi, insanlığa ve yürekliliğe çağırmak olmalıdır.


Çünkü, gerçekten de hayatı ve insani değerleri önemsemek ve dört elle sarılabilmek, insanlığı keşfetmek ve yeniden, tekrar yorumlayarak hayatı yeniden keşfetmek, insan olmanın gereğidir.



 

 

Öyle çalışmalar yapmalı ve projeler üretmeliyiz ki, bunları paylaştıkça her yurtseveri tekrardan düsündürüp, zihinlerinde ve kalplerinde bir  kuantum sıçraması yapmış gibi değiştirmeyi başarabilmeliyiz hep birlikte.

 

 



YENİ BAŞLANGIÇLAR

 

Artık Einstein’ın dediği gibi:

 

“bir problemi ortadan kaldırabilmek için o problemi yaratan düşünce yapısından kurtulmalıyız” fikrinden hareketle, bizleri de bugünlere sürükleyen problemlerden ve bu problemlere dönük aynı zihniyetteki çözüm önerilerinden kurtularak, yani bu bozuk düzenin dışına taşıp, yeni bir düzenden önerileri günyüzüne taşıyarak, mücadeleyi farklı başlangıçlara taşımamız gerekmektedir.

 

 

Yani dostlarım, Peter Drucker’in:

 

“sonuçları değiştirmek için başlangıçları değiştirmek gerekir” deyişinden hareketle, biz de kendi başlangıçlarımızı yaratmalı ve bu düzensizliğin sürmesine dönük, onların düzenlerine sürmesine fayda sağlayan kendi iyileştirici alternatiflerini yaratmamalı; biz kendi dokumuza ve ihtiyaçlarımıza dönük planlarımızı ortaya koymalı ve bunu da halkla birlikte yapmalıyız...

 

 

İNSANLIK DEĞİL “UŞAKLIK”!

 

Bu düşüncelerle birçok şeyin, birçok oluşumun ve hatta siyasal yapının altı üstüne gelecekse gelsin...

 

Kim bilir bu oluşum ve yapıların altının üstünden daha iyi olmadığını?!!

 

Kıbrıs'ta, daha ne kadar sabredip yok olmayı bekleyeceğiz; bekleyecek miyiz onu da kestiremiyor ve bilemiyorum; bildiğim tek bir şey varsa o da:

 

Besbelli ki, karşı karşıya olduğumuz “iktidar bloku”nun bize layık gördüklerinin insanlık değil, ”uşaklık” olduğudur ...



Birlik ve beraberlik içerisinde  öz güvenle yürümek ve öleceksek de ölmek.

 

Gec kalmadan, hala daha birseyler yapılabilinirken bu fırsatı kullanmak gerek sevgili kardeşlerim, güzel insanlarım, değerli yoldaşlarım...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 837 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler