1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ALIŞSAK DA... YADIRGASAK DA...
ALIŞSAK DA... YADIRGASAK DA...

ALIŞSAK DA... YADIRGASAK DA...

Çörekler salındı taş fırına yine, bizim apartmanda... “Arif dayı ile Arife yenge öpüştü, yarın bayram” öyle anlaşıldı !.. Çakıstezler, hem de golyandro tohumu ezilmiş ve ekşilenmiş halde, dilim dilim hellimle birlikte hazırdı masada... R

A+A-

 

 

Çörekler salındı taş fırına yine, bizim apartmanda...

“Arif dayı ile Arife yenge öpüştü, yarın bayram” öyle anlaşıldı !..

Çakıstezler, hem de golyandro tohumu ezilmiş ve ekşilenmiş halde, dilim dilim hellimle birlikte hazırdı masada...

“Eski bayramlar” diye dövünmeye gerek yok...

Eğer niyetiniz varsa gelenekleri yaşatmaya...

 

***

 

Doğrusu, bizim geleneklerimizde, çocukların “sokak sokak” gezerek “tanımadıkları” büyüklerin evlerine girmesi, para istemesi yoktu.

En azından, biz, çocukluğumuzda hiç yapmadık böylesini...

Başka çocukları da hatırlamam...

Ama ülke değişti, nüfus farklılaştı, gelenekler de harmanlandı böylece...

 

***

 

80’i devirmiş eniştem, avludaki basamaklardan yürüyen çocuğa baktı, derin bir nefes aldı...

Bayram namazı için erken başlamıştı güne, uykusuzluğu gözlerinden belliydi, sadece yutkundu.

Yedi, sekiz çocuk girişte bekliyordu...

Çocuklardan biri kapıdan eşkerdi.

Kalktı eniştem, çikolata getirdi, “al, arkadaşlarına da ver, mutlu bayramlar” dedi..

Çocuk, elindeki cüzdanı biraz da gösterir gibi havaya kaldırdı...

Baktı ki, kimseler oralı değil...

Doğrusu, ne bir somurtma vardı, ne de tek kelime kötü söz...

Çikolataları aldı çocuk, arkadaşlarının yanına yürüdü...

Keşke, gülümseseydi giderken...

 

***

 

Az sonra, bu kez, elinde bastonu, yaşlıca birisi yanaştı avluya, “üç beş kuruş bayramlık” dedi, titrek bir sesle...

Galiba bunun bayramla falan ilgisi yoktu.

 

 

***

 

Fırına salınan patates ve et, baş döndüren kokusuyla sofraya geldi, öğle vakti.

Yanında yeşil bir salata ve yoğurt...

Ve bir köşede, sırasını bekleyen ekmek gadeyifi...

Alışılmış ve yadırganmış gelenekleri ile bir bayram daha geçip gidiyordu ömrümüzden...

 

 


Çok fazla tanımadan...

 

Türkiye gazeteleri adeta “devrim” gibi duyurdu, gelişmeyi...

“30 Ağustos Zafer Bayramı’nda bu yıl tebrikleri Genelkurmay Başkanı yerine, Cumhurbaşkanı Gül ve eşi, Çankaya Köşkü’nde kabul edecek...”

 

***

 

Anımsayınız, bizim ülkede, tebrikler “Cumhurbaşkanlığı Sarayı”nda kabul edilirdi...

Cumhurbaşkanı...

Ve komutan...

Yan yana... Birlikte...

Sonra Mehmet Ali Talat, bir “değişim” yaptı ve eşiyle birlikte tebrik kabul edeceğini açıkladı...

Komutansız!..

Nasıl da kızılca kıyamet kopmuştu o zaman...

 

***

 

Eroğlu, göreve gelince bu uygulamayı devam ettirdi...

Asker, kendi görev alanında, kendi tebriğini düzenlemeye devam etti...

 

***

 

Geçenlerde, ülkemizde “komutanlar” görev değişimi yaptı.

Son Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’nın “çok iyi birisi” olduğunu, pekçok farklı kaynaktan duymuştum.

Doğrusu, artık, gelen, giden komutanları tanımıyoruz bile...

Ne zaman ki “Büyükelçileri” dahi tanımayacağız çok fazla...

Umutlanabiliriz...

“Demokrasi geliyor” diye !..

 


Kimin umurunda

 

Meliz Redif, olimpiyatlardaki heyecanımız oldu.

Aysu ile röportajını, bir solukta okudum...

“Kimseler aramadı” dedi, “Ne yarıştan önce, ne yarıştan sonra... Ne de adaya dönünce...”

Öyle ya!..

Niye arasınlar ki...

İki elde bayraklar, güya “ambargo karşıtı” yürüyüşler düzenleyerek, caka satmak varken, dünyaya!..

Sahi, bir de “kurultay” var meşhur!..

Olimpiyatlar kimin umurunda!

 


Nasıl dediniz?

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Akça, “Ekonomik program kabul gördü” demiş, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada...

Türkiye’de uygulanan programdan söz ediyor herhalde..

Başka ne olabilir ki!..

Eğer Kıbrıs’ta yaşıyorsak biz de...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 898 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler