Mehmet Çağlar

Mehmet Çağlar

Yazarın Tüm Yazıları >

AKILSALLIK

A+A-

Yaşam felsefeniz içinde düşünce deneyleri esastır.
Kant'ın deyişiyle "deneysiz kavramlar boş, aklın kalıpları olmaksızın deneyler kördür".
Öncelikle yaşam felsefenize uygun bir dünya görüşünüz, yani paradigmanız olur.
Eğer sahip olduğunuz bir paradigmanız yoksa ne gözlem yapabilir ne de yorum getirebilirsiniz.
Sadece bakarsınız.

Kant'a göre bütün bilgiler deneyle başlar, fakat deneyle sona ermez. 
Deney bilginin hammaddesini sağlar. Ancak bu durum bilginin deneyden çıktığı anlamına gelmez. 
Bilgi için deneyin yanında başka bir işleme gereksinim vardır.
Deneyin sağladığı hammaddenin bir biçime, bir düzene sokulması gerekir. 
İşte bu da insanın zihninde yer alan bazı kategoriler aracılığı ile olur. 
Bunlar deneyden gelen durumlar değil, insan zihninde doğuştan var olan kategorilerdir. 
Bu kategorileri kullanabilme yetilerinin sayesinde de bilgi üretilmiş olunur.  

Sonuçta felsefe ve paradigmanız içinde düşünce deneyleri esas olandır.
İlk aşamada karşı karşıya olduğunuz problem durumuna göre hipotezler,
Sonra siyasi görüşünüze uygun fikirler üretir,
Daha sonra modeller kurarsınız.
Merkeze bir "model" koyarsınız yani...

Merkeze bir "model" koyarsınız ama;
Şüpheciliği de elden bırakmazsınız...
Çünkü o model eleştirilerek ilerler...
Neyin işe yarayıp, yaramadığını tecrübe edersiniz,
Tutan iyi şeyleri kullanır ve,
"Yeni" yi yeniden "tutanlar" üzerinden değiştirip, inşa edersiniz!

Kısacası, sosyal devletin biçimlendirilmesi bir ideoloji meselesi değil ise,
ne ile biçimlendireceksiniz?

"Ama biz inanıyoruz ki ..." doğrultusunda,
"Sanalizm" adını verebileceğiniz bir siyaset ile mi?
"Sanalist" adını verebileceğimiz takipçileri ve onlara has bir politik tarz ile mi?

Değerli dostlar;
İnanç bilgi üretmez, üretilen bilgiyi kabul eder, onu benimser veya benimsemez.
Burada belirleyici en önemli faktör, inançlarımızın işe yarayıp yaramadığıdır...
Düşüncelerimiz ya da inançlarımızın, hayatımızı zenginleştirip, zenginleştirmediğidir.
Bizi destekleyip desteklemediğidir...

O inançlar sizi istediğiniz sonuçlara ulaştırdı mı peki!?
Örneğin Gandi'nin yaşam biçimi de onun politikasıydı...
O "görmek istediğin değişimin parçası ol" derdi...
Görmek istediğimiz değişimin bir parçası oluyor muyuz?
Olmuyorsak, yeni bir hareket tarzı geliştirmek,
"Yeni"yi yeniden "tutanlar" üzerinden inşa etmek gerekir...

Çünkü aşırı kilolu olmanın kaderiniz olduğunu düşünebilirsiniz, 
fakat yalnızca bu şekilde düşünerek sonucu değiştiremezsiniz.
Yeni bir sonuca ancak yeni bir model, yeni bir düşünce, yeni bir hareket tarzı geliştirerek ulaşabilirsiniz!

"Akılsallık" dediğimiz budur...
"Dağına göre kar" yağdırmak, farklı farklı güçlerle "taktik müttefikliği"ne girmek değil!
Size göre öyleyse, o halde nereye doğru yol almaya başladık?

"Yol" nedir?

"Yoldaş" kime denir?

Yola çıkanın derdi nedir?
Ortak paydanın, yol arkadaşlığının neyin arayışı olduğunu ortaya koymanın zamanı gelmedi mi?
Yoksa inançlar gibi, "bilmeden tatmin olmak" daha mı kolay!?

 

Bu yazı toplam 739 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar