1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. AKANSOY'DAN DEĞERLENDİRME
AKANSOYDAN DEĞERLENDİRME

AKANSOY'DAN DEĞERLENDİRME

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, Kıbrıs konusunda kritik bir dönemeçte bulunulduğunu, halkların yorulduğunu ve bıkkınlık içinde bulunduğunu ifade ederek yorulanın sadece Kıbrıs Türk ve Rum halkları olmadığına dikkat çekti… KIBRIS SORUNU ULUSLA

A+A-

 

CTP-BG Genel Sekreteri Asım Akansoy, Kıbrıs konusunda kritik bir dönemeçte bulunulduğunu, halkların yorulduğunu ve bıkkınlık içinde bulunduğunu ifade ederek yorulanın sadece Kıbrıs Türk ve Rum halkları olmadığına dikkat çekti…

 

KIBRIS SORUNU ULUSLAR ARASI KAMUOYUNU DA YORDU

 

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Sekreteri Asım Akansoy, Kıbrıs konusundaki sürecin kritik bir dönemeçten geçmekte olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türk tarafının bu süreci iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. ART TV’de bu sabah Emine Sivri’nin sunduğu “KKTC Gündemi” adlı programa katılarak gerek Kıbrıs sorunundaki gelişmeler, gerekse diğer güncel konuları değerlendiren Akansoy, çözüm sürecinde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun ise şeffaf olarak halkı gelişmeler konusunda bilgilendirmesi gerektiğini vurguladı.

7 Temmuz’da Cenevre’de yapılan zirvenin ardından yaşanan gelişmeleri yorumlayan CTP-BG Genel Sekreteri Akansoy, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un zirve sonrası açıklamasında sürecin sonuna hazırladığına işaret ederken bir takvimi de öngördüğünü ve bu takvimde New York, ardından ise uluslar arası bir konferans bulunduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

“Fakat Güney’de yaşanan trajik felaketle birlikte dengeler değişmiş bulunuyor. Şu anda yeni bir hükümet başta, Hristofias, tamamen iç politikayı yönetemez ve çok zor bir durumda. Dolaysıyla bu denli sıkıntılı ve zayıflamış bir liderin Kıbrıs sorununu çözme konusunda nasıl cesaretli adımlar atacağını kestirmek şu anda zor. Bildiğiniz gibi Hristofias kabinesini değiştirdi ve daha önce Dışişleri Bakanı Olan Markos Kiprianu yerine Bayan Markulli’yi Dışişleri Bakanı yaptı. Markulli, Papadopulos döneminin de Dışişleri Bakanıydı oldukça sert mizaca sahip, söylemleri çok radikal olan ve Kıbrıs sorununu daha fazla Türkiye üzerinden okumaya ve yorumlamaya çalışan bir şahıs. Ben kendisinin Dışişleri Bakanı olarak atanmasını çok tesadüfî olduğunu düşünmüyorum.”

Markulli’nin Dışişleri Bakanlığında bulunmasının Hristofias için iki anlamda önem taşıdığına işaret eden Akansoy, bunlardan birincisinin, Hristofias’ın Erato Kozaku Markulli’yi Dışişleri Bakanı yaparak bir şekilde Markulli’nin milliyetçi tabanının kabinede temsil edilmesiyle pozisyon elde etmeye çalışması olduğunu kaydetti. İkincisinin ise dış politikayla iç politikayı yönetme çabası olduğunu ifade eden Akansoy, “bu da oldukça tehlikeli ve yanlış bir şey. Dış politik unsurlar kullanarak yeniden eski söylemlere dönülerek Türkiye’ye karşı oldukça sert, aşılmaz gereksiz açıklamalar yapılarak iç politikada pozisyon elde etmeye çalışmak Kıbrıs sorunu için bir açmazdır. Kıbrıs sorununun bugüne kadar yaşadığı süreçte geçirdiği evrelerde bu tür örneklere çok rastladık. Tamamen çözümsüzlük üreten, tamamen negatif, yapıcı olmayan bir yaklaşımdır şu an Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı’nın yaptığı ve bunu eleştiriyoruz” şeklinde konuştu.

 

KRİTİK DÖNEMEÇ

 

Asım Akansoy, Kıbrıs konusunda kritik bir dönemeçte bulunulduğunu, halkların yorulduğunu ve bıkkınlık içinde bulunduğunu ifade ettiği açıklamasında, “Ama yorulan sadece Kıbrıs Türk ve Rum halkları değil, yorulan uluslararası kamuoyu” saptamasında bulundu.

Görüşmelerin 1968 yılında başladığını bunun artık kabullenilecek bir durum olmaktan çıktığını kaydeden CTP-BG Genel Sekreteri, 2004 ve ardından gelen gelişmeler sonucunda uluslar arası kamuoyunun artık Kıbrıs sorununda bir netice almak istediğinin altını çizdi. Akansoy, gerek BM gerekse uluslar arası kamuoyunun konuya ciddi bir şekilde önem verdiğini, çaba harcadığını da ifade ederek, “ileriyi çok net görmemekle birlikte Kıbrıs sorununda federal çözümün nasıl şekilleneceği, nereye varacağı artık biraz netleşecek gibi görünüyor” diye konuştu.

Geçtiğimiz gün “ideal için mücadele ediyoruz. Bu mümkün değil” diyerek bu sürecin KKTC’nin tanınmasına kadar uzanabileceği uyarısında bulunan DİSİ lideri Anastasiades’in açıklaması ile ilgili görüşü de sorulan Akansoy bu açıklamanın biraz da Güney’’de 2013’te yapılacak olan başkanlık seçimlerine yönelik olduğunu söyledi. Anastasiades’in bu seçimde ilk kez adaylığını koyacağına işaret eden CTP-BG Genel Sekreteri, “, dolaysıyla belli ölçüde bir gerilim ortamı yaratmaya çalışırken bir yandan da kendi batıya dönük vizyonu çerçevesinde gelişmeleri de görebiliyor. Hristofias’tan daha fazla görüyor. Vizyonu Hristofias’tan daha fazla batıya dönük. Dolayısıyla daha pragmatik, daha çözüm alıcı ve gerçekleri daha iyi görüyor” dedi. Anastasiades’in açıklamasında bağlantısızlar hareketine de vurgu yaptığına işaret eden Akansoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anastasiades’in demek istediği, Kuzeyde Rum mülkleri üzerine yatırımlar devam etmekte, dolaysıyla Markulli dış politikasını Bağlantısızlar Hareketini kapsayacak şekilde tanımlamıştır ve buna karşı da bir eleştiride bulunmaktadır. Aslında Sayın Hristofias ve Sayın Markulli soğuk savaş döneminde kalmış, soğuk savaş dönemini anımsatan söylemlerle politika yapmaya çalışmaktadırlar. Bağlantısızlar cephesi ise soğuk savaş dönemindeki, üçüncü cepheyi oluşturuyor. Şimdi bakıldığında şu andaki dünya gerçeğiyle Sayın Hristofias’ın vizyonu tamamen terstir ve Sayın Hristofias tamamen ileriyi göremeyen bir durumdadır. Bizim, bu gelişmeleri izlerken Kıbrıs Türk halkının geleceğini iyi organize etmemiz lazım. Bir süreç yaşanıyor ve bizim bu süreçte asla masadan kaçan taraf olmamamız lazım.  İyi niyetle federal bir çözüm bulunması için elimizden gelen her şeyi ortaya koymak ve süreci takip etmemiz gerekiyor. Bunu yaparken Sayın Eroğlu’nun da yaşanan gelişmeleri Kıbrıs Türk toplumuna açması, daha şeffaf bir politika izlemesi lazım, Kıbrıs Türk toplumunu – sivil toplum örgütleri, siyasi partiler- gelişmelerle ilgili daha sık bilgilendirmesi lazım. Ne olup bittiğini görmeliyiz çünkü yaşanan çok hassas, tamamen bıçak sırtı bir süreçtir. Dengelerin nasıl değişeceği belli değil”.

Anastasiades’in “İdeal için müzakere ediyoruz, bu mümkün değil” şeklindeki ifadesine de dikkat çeken Akansoy, “demek ki ortada bir pazarlık var ve sonuçta her iki taraf da memnun olmayacaktır çünkü her iki taraf da kendi ideali için müzakere ediyor. Bir noktada tavizler verilecektir. Bu, aynı zamanda müzakere sonrası gelişmelerle de ilgilidir” dedi. Akansoy, müzakerelerin kopup, ortaya bir başarısızlık çıkması durumunda Anastasiades’in dediği gibi KKTC’nin bir anda tanınacağını düşünmenin büyük bir yanılgı olduğuna da işaret ederek, “Böyle bir gelişme yok. Dolayısı ile gelişmeleri çok iyi değerlendirmek lazım. Kıbrıs Türk halkının beklentilerini olan göre düzenlemek lazım ve Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyacak bir modele doğru nasıl evriliriz, neler yapabiliriz? Bunu hep birlikte diyalogla uzlaşıyla sürdürmemiz lazım” diye konuştu. Akansoy, öngörülen uluslar arası konferanstan bir plan çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu da kaydederek, “Hatta ben BM’nin bir plan konusunda hazırlanıyor olabileceğini düşünüyorum” dedi.   

 

ERDOĞAN’IN AB DÖNEM BAŞKANLIĞI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını alması durumunda AB ile ilişkilerin dondurulacağı şeklindeki açıklamaları ile ilgili görüşünü de bir soru üzerine açıklayan Akansoy, Erdoğan’ın aslında var olan bir gerçeği ifade ettiğini kaydetti. “Buradaki mesaj AB’ye gitmiştir. Konuşurken AB hedef kitle olarak hesaplamıştır” diyen Akansoy, şöyle devam etti:

“Söylemek istediği şu: Sayın Erdoğan %50 gibi bir başarıyla seçimleri kazandıktan sonra AB’nin çeşitli kesimlerinden Kıbrıs sorununu çözümüne dair taviz talep eden ya da Kıbrıslı Rumların sürekli olarak dile getirdiği asker konusu, Maraş konusu gibi konularla bazı adımlar atılmasının iyi olacağı yönünde telkinlerde bulunmaya başlamışlardı. Bunun karşısında da Erdoğan bir açıklama yaptı. Bildiğiniz gibi Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımıyor. Dolayısıyla AB içerisinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dönem başkanlığı yaptığı bir durumda elbette TC ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında diplomatik bir ilişki olamaz. “Donduracağız” ifadesi Türkiye Cumhuriyeti’nin AB ile olan ilişkilerini tamamen ortadan kaldıracağı anlamına gelmiyor. İlişkilerin sınırlandırılacağını ifade ediyor”.

 

FELAKET SADECE GÜNEYDE YAŞANMIYOR

 

Programın sonuna doğru iç siyasetle ilgili gelişmeleri değerlendirerek soruları yanıtlayan CTP-BG Genel Sekreteri, güney Kıbrıs’ta meydana gelen patlamayla büyük bir felaket yaşanırken, Kıbrıs Türk halkının da başını alıp giden sosyal ve ekonomik patlamaların pençesinde mücadele ettiğini vurguladı. Kıbrıs Türk halkının insanların canını yakan bir programla karşı karşıya bırakıldığına işaret eden Akansoy, UBP’nin halkına acı veren böylesi bir yaklaşımı nasıl sergileyebildiğini anlamanın mümkün olmadığını kaydetti. CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun da geçtiğimiz hafta sonu yaptığı açıklamasında halkın alım gücünün düştüğünü vurguladığını anımsatan Akansoy, “Bu çok önemli bir saptama. Şu anda içinde bulunduğumuz durum içler acısı. Elbette siyasiler kendi dönemlerini kıyaslama konusunda büyük maharet sahibidirler. Ama çok net bir şekilde söylemek lazım ki insanlar aldığı maaşla günlük hayatını, nasıl idame ettirmeye çalıştığını çok iyi biliyor. Dolayısıyla bugün içinde bulunduğumuz ekonomik krizin boyutu gerçekten üst boyuttadır ve gerçekten sürdürülebilir bir durum yoktur. UBP bu süreci çok acımasız bir şekilde götürüyor ve Eylül başında Meclis açılıyor. Bununla birlikte nasıl yeni yasalar gelecek, süreç nasıl şekillenecek hep birlikte göreceğiz”

 

DÖNEMİ CTP BELİRLEYECEK

 

CTP’nin tüm olumsuzluklara karşın gerek UBP, gerek Cumhurbaşkanı Eroğlu, gerekse genel anlamda çok dikkatli bir üslup kullandığının, diyalog yanlısı daha uzlaşıcı bir yaklaşım içinde bulunduğunun altını da çizen  CTP-BG Genel Sekreteri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama bu, eğer Kıbrıs Türk halkında herhangi bir sıkıntı varsa CTP olaylara gülümseyerek bakacak demek değildir. En sert, en gerçekçi, en alternatifli tepkiler CTP’den gelecektir ve toplum yine CTP’nin yapacağı muhalefetle Eylül ayından itibaren yeni bir döneme girecek. Bu dönemi biz belirleyeceğiz, UBP değil”.

Özelleştirme ile ilgili soruya ise CTP’nin özelleştirme konusunu kamu yararı gözeterek ele almaktan yana olduğu yanıtını veren Akansoy, özellikle “stratejik ekonomik sektör” diye nitelendirilen eğitim, sağlık, elektrik, ulaşım gibi konularda halkın daha ekonomik daha kaliteli daha ucuz hizmet alabileceği düzenlemeden yana olduğunu vurguladı. Akansoy, “buna olanak sağlayacak ekonomik sektörlerin devlet tarafından verimli bir şekilde çalıştırılması ve yalnız gerekli yerlerde hizmet alınması yanlısıyız” diye konuştu.

Gerek dünyayı gerekse AB’yi saran ekonomik krizlere önerilen acı reçeteler ve kuzey Kıbrıs’ta halka dayatılan programlarla ilgili soruya verdiği yanıtta ise Akansoy  “Reçete uygulanabilir. Bizim ülkemiz için de geçerlidir.  CTP de gelse bugün bir reçete uygulamak durumundadır ama bu, acı bir reçete olmayacaktır. Halka rağmen uygulama olamaz. Halkı fakirleştirecek, halkın yaşam standardını düşürecek bir girişime biz izin vermeyiz. İnsanlarımızı bizi zaten böyle değerlendiriyor. İnsanlar CTP ile UBP hükümetlerinin icraatlarını değerlendirirken, CTP dönemindeki alım güçleri ile UBP dönemindeki alım güçlerini kıyaslasınlar. Bunu herkes kendi bünyesi içinde değerlendirebilir. CTP sözünün eridir. Biz çıktık hükümet etik, sonra erken seçim talep ettik, halk ana muhalefet görevi verdi ve şu anda bu görevi yapıyoruz ama halkımız bu gidişatın iyi bir gidişat olmadığının farkındadır. Tepkiler bize haltan geliyor. Pişmanlığı bizzat halk ilan ediyor. Erken seçim ise kaçınılmazdır”.

CTP’nin en büyük farkının Kıbrıslı Türkleri dünyaya kapatan, izole eden anlayışı aşmak olduğunun altını da çizen CTP-BG Genel Sekreteri, son olarak şu görüşleri ifade etti:

“CTP, Kıbrıslı Türkleri dünyaya açtı. Dünya Kıbrıslı Türkler konuştuğunda dinlemeye başladı. Bu, CTP’nin büyük bir başarısıdır Bu iyi not edilmeli”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 756 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler