1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'AİHM'E KADAR GİDERİZ'
AİHME KADAR GİDERİZ

'AİHM'E KADAR GİDERİZ'

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Kıbrıs Çevre Platformu, Yedikonuk bölgesine yapılması gündemde olan petrol dolum tesisinde ısrar etmenin “cinayet ve insanlık suçu” olacağını belirterek, halk sağlığı, ülke ekonomisi, turizm, tarım gibi birçok

A+A-

 

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Kıbrıs Çevre Platformu, Yedikonuk bölgesine yapılması gündemde olan petrol dolum tesisinde ısrar etmenin “cinayet ve insanlık suçu” olacağını belirterek, halk sağlığı, ülke ekonomisi, turizm, tarım gibi birçok yönden tehlikeli sonuçlara yol açacak tesise izin verilmemesini istedi.

Tabipler Birliği ve Kıbrıs Çevre Platformu, “İlgilileri bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz” dedi.

Birlik ve Platform yetkilileri bu sabah Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği lokalinde düzenledikleri basın toplantısında, Lefke ve Mağusa’dan sonra Yedikonuk bölgesine yapılmak istenen “açık denizde petrol satışı, petrol dolum terminali” yatırım projesiyle ilgili değerlendirmeler yaptı.

Tabipler Birliği Asbaşkanı Dt. Teksen Köroğlu, görüşlerini Çevre Koruma Dairesi’ne de ilettiklerini belirterek, geçen yıl İsrail’de benzer bir tesiste meydana gelen kazadan sonra İsrail Sanayi Bakanı’nın “Bu tesis bir nükleer bombadır” dediğini kaydederek, şimdi böyle bir tesisin Kuzey Kıbrıs’ta kurulmak istenmesini eleştirdi.

Yatırım Geliştirme Ajansı üzerinden gelen yabancı firmanın yapmak istediği tesise, fayda-maliyet analizi yapılarak topluma ve ülkeye katkısı belirlenerek, karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Köroğlu, kendilerinin tesisin ülkede halk sağlığına, doğaya ve öncelikli sektörlere vereceği zararların çok büyük olacağına, ülkenin kaybedeceğine inanarak projeye karşı çıktıklarını açıkladı.

Teksen Köroğlu, tesisle ilgili çevre etki değerlendirme (ÇED) raporu hazırlayan ekipte turizm, tarım, deniz bilimleri, petrol ve halk sağlığı uzmanları ile ekonomist yer almadığını kaydederek, “Çok süratli ÇED raporu hazırlanmak istenmesi de ayrıca şüpheleri üzerine çekmektedir. Hukukçularımızdan aldığımız bilgilere göre yapılmak istenen proje, KKTC yasalarına, anayasaya ve ülkede uygulanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır. Bu projenin gerçekleşmesine izin veren kamu görevlileri bireysel sorumluluk altında kalacaktır” diye konuştu.

Doğru yatırımlara karşı olmadıkların ve her türlü bilimsel katkıyı vermeye hazır olduklarını ifade eden Köroğlu, fazla istihdam ve vergi geliri yaratmayacak bu projenin kat be kat fazlasının doğa harikası sahillerde turizmle elde edilmesinin mümkün olduğunu dile getirdi.

“CİNAYET VE İNSANLIK SUÇU”

Tabipler Birliği Asbaşkanı Dt. Teksen Köroğlu, olumlu projeler üzerinde durmayıp halka ve doğaya ölüm getirecek bir proje üzerinde ısrar etmenin cinayet ve insanlık suçu olduğunu ifade ederek, böylesi bir tesisin yaratabileceği zararları 21 maddede sıraladı.

Buna göre, petrol dolum tesisinin yol açabileceği zararlar şöyle özetlendi:

“Açık denizde akaryakıt kaçakçılığına davetiye çıkarılacak. Fazla istihdam ve vergi geliri yaratmayacak. Korkunç doğa tahribatı yaratacak ve kıyı ekolojisi bozulacak. Tesis görüntüsüyle de önemli bir görüntü kirliliği yaratacak. Kıyı biyo çeşitliliği ortadan kalkacak. Deniz ürünlerinde toksik birikimler olacak. Yeraltı su kaynakları, toprak ve hava kirliliği oluşacak. Bölgenin doğal ve kültürel mirası olumsuz etkilenecek. Herhangi bir nedenle oluşabilecek ani petrol sızıntı kazaları, deniz ve karada çevresel ve sağlık afetine dönüşecek. Dolum öncesi ve sonrası tanker kazaları uluslar arası çevre afeti boyutu kazanabilecek ve ülke zarar görecek. Gemilerle sintine suyu ile yabancı tehlikeli türler yayılacak, mantar hastalıkları artacak. Yangın riski çok yüksektir. Turizm zedelenecek, tarım da bu kirlilikten nasibini alıp olumsuz etkilenecek...”

Tabipler Birliği Asbaşkanı Dt. Teksen Köroğlu, “Sonuçta halk sağlığı, ülke ekonomisi, turizm, tarım ve bunun gibi birçok yönden ülkemiz açısından tehlikeli sonuçlara yol açacaktır. Bölgede yaşanacak bu kirliliğin faturasını diğer sektörlerimiz çekecek ve ülke kaybedecektir. CMC’de yaşananları yeniden hatırlatmalıyız. Halen toplum olarak bunun faturasını ödüyoruz” diye konuştu.

SAHİR: “HİÇBİR YERDE OLMAYACAK BİR YATIRIM”

Çevre Platformu adına konuşan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir de, çevre sorunları karşısında insanların artık daha bilinçli olduğunu; bu olayda da örgütlerden önce halktan tepki geldiğini söyledi.

Sahir, “Bu yatırım, ülkemizin hiçbir noktasında olmayacak bir yatırımdır. İlgilileri bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

ÇED raporundaki dili pek uygun bulmadıklarını, değerlendirmeleri de yetersiz bulduklarını kaydeden Doğan Sahir, komisyonda çevre mühendisi olmamasını eleştirdi.

Sahir, ÇED raporunu değerlendirmekle görevli komisyonun da Türkiye’de ağır sanayi alanında kurulmuş bir tesisi incelemeye gittiğini, bunun KKTC’de kurulacak tesisle karşılaştırılmasının doğru olmayacağını söyledi.

HÜDAOĞLU’NDAN SEZEN’E İSTİFA ÇAĞRISI

Tabipler Birliği Başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu ise, Büyükkonuk Belediye Başkanı’nın petrol dolum tesisine destek vermesini kınadı. “Eko turizmle değer yaratmış bir belediyenin başkanının birden bire ne oldu da bu tesise evet deme noktasına geldiğini merak ettiklerini” ifade eden Hüdaoğlu, Belediye Başkanı Sezai Sezen’i istifaya çağırdı, istifa etmezse de ilk seçimde “alaşağı edileceğini” savundu.

Benzinin uçucu madde olduğunu ve benzene dönüştüğünü, bunun da kanserojen bir madde olduğunu anlatan Hüdaoğlu, bu çağda hala bunu bilmeyen belediye başkanları ve bakanlar olduğunu öne sürdü.

Hüdaoğlu, petrol dolum tesisiyle ilgili ÇED raporunu veren komisyondaki kişilerin de mesleki yetersizlikleri olduğu görüşünü savunarak, bu konuda ilgili odalara dilekçe vereceğini söyledi.

“Böyle bir tesisi isteyen belediye başkanı oturup düşünsün, ya istifa etsin ya da evet’inden vazgeçsin” diyen Suphi Hüdaoğlu, üyeleri olan Sağlık Bakanı’nı da bu tesise onay verirse birliğin onur kuruluna vereceklerini bildirdi.

“GEREKİRSE AİHM’E KADAR…”

Hüdaoğlu, petrol dolum tesisi konusunda bölge halkını her zaman kendilerini arayabileceğini de belirtti ve “Gerekirse AİHM’e kadar gideceğiz” dedi.

Sadece yüzde 10’u yerli, yüzde 90’ı yabancı sermayeli bir şirketin böyle bir tesis yapmak istediğini kaydeden Suphi Hüdaoğlu, yöneticilerin bu gibi şirketlere mi, yoksa halka mı hizmet için seçildiğini sordu.

“100 HEKİM KADRO BEKLERKEN 30 KADRO AÇILDI”

Suphi Hüdaoğlu, konuşmasında, 100 kadar hekim devlette topluma hizmet vermek için kadro beklerken, 10 yıldır sözleşmeli çalışan hekimler varken 30 kadro açılmasını da eleştirdi.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin fiziki-mimari durumunun görmezden gelinmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, siyasilerin dikkatini çekti.

Dr. Küçük’ü ölüm yıldönümü nedeniyle anan, 1. Cumhurbaşkanı Denktaş’a da rahatsızlığı nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileten Hüdaoğlu, Kıbrıs sorununun çözüm çabasındaki liderlere de başarı diledi.

Hüdaoğlu, asgari ücretin artırılmamasını ise kınadı ve gelir dağılımı adaletsizliğinin sürdüğünü, herkesin huzursuz olduğunu ekledi.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1045 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler